Tekil Mesaj gösterimi
Alt 11Haziran 2017, 10:19   Mesaj No:1

Ali Parlak

Medineweb Aktif Üyesi
Ali Parlak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu:Ali Parlak isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Medine No : 38986
Üyelik T.: 10 Şubat 2014
Arkadaşları:3
Cinsiyet:Erkek
Memleket:Karaman
Mesaj: 164
Konular: 25
Beğenildi:76
Beğendi:68
Takdirleri:340
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart ÜÇ ÇEŞİT KİTABIN VARLIĞI/ALİ PARLAK

ÜÇ ÇEŞİT KİTABIN VARLIĞI/ALİ PARLAK

ÜÇ ÇEŞİT KİTABIN VARLIĞI

Üç çeşit kitap vardır azizim. Afaki Kurân, Enfüsi Kurân ve Kurân-ı Kerim

Afaki Kurân, Kitabı Azamdır. Büyük kitap. Yani Levhi Mahfuz. Bu kitap içinde yok, yoktur. Yüce Yaratan, ilmek ilmek yazar her şeyi. Kusursuz bir şekilde. Hiç bir şey ihmal edilmeden ve unutulmadan apaçık yazılır bu kitaba. Gördüğün-görmediğin, bildiğin-bilmediğin her ne varsa birer ayettir bu kitapta. Ha keza sen de bu kitap içinde bir ayetsin. Kün sesini duyan tüm harfler, birer birer zuhur eder bu kainat kitabında. Gerçekten büyük bir kitaptır bu.

Peygamber efendimiz(sav): "Şüphesiz güneş ile ay insanlardan hiçbir kimsenin ölümünden dolayı tutulmazlar. Fakat bu güneş ile ay, Allah'ın ayetlerinden iki ayettirler. Siz bunları gördüğünüz zaman hemen kalkıp namaza durun" buyurdu.

Allahın ayetlerinden birer ayetiz hepimiz. Tıpkı ay ve güneşin olduğu gibi. Geceleyin gökyüzüne şöyle bir bak ve okumaya çalış bu kitabı. Çünkü karşında koskoca bir kitap göreceksin. Devasa bir sayfa. Bütün yıldızlar, doğudan batıya doğru doğarlar ve batarlar. Tıpkı bir kitabın sayfalarının çevrilmesi gibi. Evet, anladığın üzere yıldızlar da bu kitabın sayfalarındaki birer harftirler. O gördüğün kitap içindeki bütün harfler hem seni, hem etrafındaki her şeyi kuşatmış durumdadır. Ne tür bir alfabedir bu bilinmez ama şunu da bilesin ki sen de bu kitap sayfalarındaki bir harfsin, ayetsin. Öyle ki bu kitap içinde unutulmuş, eksik bırakılmış hiçbir şey yoktur. Allahu Teala bu kitap ta dilediğini yazar, dilediğini siler, dilediğini ise sabit bırakır.

Ey Muhammed! Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kurândan ne okursan oku ve ey insanlar, sizler de hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca, hatta bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak ve gizli olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitapta Levh-i Mahfuz'da yazılıdır. (Yunus Suresi 61)

Allah dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap Levh-i Mahfuz, Onun yanındadır. (Rad Suresi 39)

Kalemin mürekkebi Nuru Muhammed, kalem ise o bedeni oluşturan esmalar oldu. Hepsi Kün emrini duyunca yazdı, yazdı yazdı. Anladınız değil mi? Evet, bedeniniz bir kalem. Mürekkebiniz ise Nuru Muhammed. Yazan ise sizsiniz. Kaderinizi yazıyorsunuz ilmek ilmek. Yazdığınız ise tamamen kendi hayatınız, kendi kitabınız. Yani Enfüsi Kurân. Mahşer gününde elinize tutuşturacakları kitap. Kalemi tutan el belli, kalem belli, mürekkep belli, yazan belli. İkinci kitap, sizin kendi kitabınızdır. Daha başka ne diyeyim ki.

Kitabı Azam içinde her şey vardır. Melek de vardır şeytan da, hayvan da vardır insan da, canlılar da vardır cansızlar da. Yıldızlar, galaksiler, dünya, felekler, arş, kürsi. Kısaca Hak da vardır batıl da. Bu kitap içinde, Yaratıcıya ayna olacak elbette bir de halife olmalıydı. Onun adına iş yapacak ve tasarruf edecek bir halife. Bu görev, göklere, yere ve dağlara taşlara teklif edildi de kimse talip olmadı.

Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar yüklenmek istemediler, ondan çekindiler, korktular. Ve onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir. (Ahzab Suresi 72)

Böylece insanın alemlerde boy gösterme zamanı geldi. Melekler korktular. Çünkü halifelik mührünü alıp tasarrufta bulunacak kişide, şeytani vasıflar da ortaya çıkacaktı. Bunun sonucu felaket olabilirdi. Büyük bir nizam ve intizam içinde yürüyen alemlerin alt üst olma tehlikesi vardı. Hemen itiraz ettiler:

Hani Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, demişti. Onlar, Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd ederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz. demişler. Allah da, Ben sizin bilmediğinizi bilirim. demişti.(Bakara Suresi 30)

Ve insan emaneti kuşandı. Kitabı Azam içinde beden buldu kendisine. İlk insana Adem dendi. Adem, kelime anlamı olarak yokluk demekti. Acaba yokluğunu bulabilecek miydi? İnsanın bedeni kalem oldu, mürekkebi ise Nuru Muhammed sav. Ve insana bir kitap yazması farz oldu. Ve insan, ana karnından mezara kadar durmadan yazdı yazdı yazdı. Bu kitap kendi kitabıydı. Enfüsi Kurânıydı insanın. Mahşer günü eline tutuşturulacaktı bu kitap ve denecekti ki:

Oku kitabını. Bugün hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter. (İsra Suresi 14)

Ve insan sapıttı. Yetkilerini kötüye kullanmaya başladı. Alemlerdeki düzeni bozuyordu. Öyle oluyordu ki, şeytan bile insandan Allaha sığınıyordu.

Şüphesiz ben senden uzağım. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allahtan korkarım. (Haşr Suresi 16) diyordu şeytan.

Ve Allahu Teala insana Habibinin Nurundan yarattığı ve seçtiği peygamberlerini gönderdi. Doğruyu anlattılar. Halifelik görevini nasıl icra etme etmeleri gerektiğini anlattı peygamberler. İnsan ne yaptı? İnkar etti. Çoğunu öldürdü, çoğunu da yurtlarından sürdü. Kendini Malikül Mülk sandı. Çünkü öyle yetkilerle donatılmıştı ki, kendini tanrı yerine koydu. Şımardıkça şımardı. Cezasız kalmadı hiç birinin yaptığı ama yine de vazgeçmedi insan şımarıklığından. Büyüklük tasladı. Ve Allahu Teala ise kıyamete yakın Nurunu tamamladı. Habibini(sav) gönderdi insanlığa. O güzel sevgili anlattı insanlara doğruyu. Örnek oldu onlara. Ne yapması ve ne yapmaması gerektiğini anlatan, Hak ve batılı açıklayan Furkanı indirdi. Adına da Kurân-ı Kerim dedi. Bir Kadir gecesi.

Çoğu inkar etti yine.
Ama Ona(sav) tabi olanlar öyle mi yaâ. Okudular Kuran-ı Kerimi ve hayatlarına uyguladılar. Hepsi yürüyen bir Kuran oldu. Hepsi çok güzel oldular. Bana dünyanızdan 3 şey sevdirildi, demişti Peygamber efendimiz(sav). O üç şeyden birisi koku idi. Ve bu koku, kendisine tabi olan yürüyen Kuranların gönüllerinden geliyordu. Öyle bir koku ki, koklayanları mest eden. Rahmanın kokusu. Rahmanın kokusunu Yemen illerinden alıyorum, diyordu peygamber efendimiz. Kuranı yaşayan gönüllere Aşk misafir oluyor, Rahmanın kokusu duyuluyordu. Ve Allahu Teala, meleklerine örnek gösteriyordu bu bülbülleri. Rahmanın Kullarıydı onlar. Ve Rabbimizin meleklerine, Şüphesiz ben sizin bilmediklerinizi bilirim. sözü açıklığa kavuşuyordu. Çünkü lağım çukurlarından pırlantalar çıkıp, çıktıkça parlıyordu. Kuran ve insan iki ikiz oluyordu.

Kul mahşer gününde okuyacağı Enfüsi Kuranını yazarken, kendisine kılavuz olarak verilen ve Hak ile batılı birbirinden ayıran Kuranı Kerime göre hareket ettikçe, kulun Kadir gecesi gönlüne doluyor ve Kuran kalbine iniyordu. Bu durumda Beden mağarasının adı Hira oluyordu. Eğer siz de kadrini bilirseniz Kuranın, onu okuyup hayatınıza uygularsanız eğer, bedeniniz Nur Dağı, gönlünüz Hira mağarası olacaktır. Kadrini bildiysen bir şeyin, mükafatını da alırsın. Allahın güzel kullarının yüzünden Kuranı okuyabilirsiniz derler. Eğer siz de dikkatli bakarsanız Allahın güzel kullarına, yüzlerinden Kuranı okuyabilirsiniz.


Hasta olmuş iniler, Kur'an ün'ünü dinler,
Kur'an olmuş kendisi, kendi Kur'an içinde.
(Yunus Emre)


Ali Parlak
[Linkler Ziyaretçilere Kapalıdır.Giriş Yap Veya Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
O'nunla var ol var olacaksan,
Kurtul O'nsuz tüm var oluşlardan...
Alıntı ile Cevapla

Konu Sahibi Ali Parlak 'in açmış olduğu son Konular Aşağıda Listelenmiştir
Konu Forum Son Mesaj Yazan Cevaplar Okunma Son Mesaj Tarihi
Istiridyeler/Ali Parlak Makale ve Köşe Yazıları Ali Parlak 2 1802 11 Şubat 2018 21:31
Sen Nesin Biliyor Musun/Ali Parlak Makale ve Köşe Yazıları nurşen35 2 1754 31 Temmuz 2017 11:37
Tecelliyat/Ali Parlak Makale ve Köşe Yazıları nurşen35 1 1860 04 Temmuz 2017 22:35
Zikir/Ali Parlak Makale ve Köşe Yazıları su damlası 1 1803 24Haziran 2017 12:58
ÜÇ ÇEŞİT KİTABIN VARLIĞI/ALİ PARLAK Makale ve Köşe Yazıları su damlası 1 1469 11Haziran 2017 10:19