Medineweb Forum/Huzur Adresi
Go Back   Medineweb Forum/Huzur Adresi > ..::.MEDİNEWEB MİZAH.::. > Tebessüm-Mizah Alanı > Fıkralar-Hikayeler

Konu Kimliği: Konu Sahibi alperkara,Açılış Tarihi:  06 Mayıs 2015 (10:28), Konuya Son Cevap : 06 Mayıs 2015 (10:28). Konuya 0 Mesaj yazıldı

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme
Alt 06 Mayıs 2015, 10:28   Mesaj No:1
Medineweb EDİTÖRÜ
Medineweb Sadık Üyesi
alperkara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: alperkara isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 14578
Üyelik T.: 15 Kasım 2011
Arkadaşları:5
Cinsiyet:
Mesaj: 592
Konular: 349
Beğenildi:367
Beğendi:33
Takdirleri:1344
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart Mesneviden hikayeler-GÖREBİLEN GÖZ

Mesneviden hikayeler-GÖREBİLEN GÖZ

GÖREBİLEN GÖZ
Katırın biri deveye “ Arkadaş, yokuş olsun iniş olsun en dar yolda bile, sen güzelce gidiyor, hiç kapaklanmıyorsun. Bense durmadan tepesi üstü düşüp duruyorum. Yol ister kuru olsun, ister balçık daima yüzüstü kapaklanıyorum. Bunun sebebi ne? Bana bir söyle de ne yapmalı, nasıl etmeli anlayayım” dedi. Deve dedi ki: “ Benim gözüm senin gözünden daha kuvvetlidir, daha iyi görür.
Sonra ben, yukardan bakmaktayım, bu sebeple hiç yüzüstü düşmem. Yüce bir dağın başına çıktım mı en son çukuru bile görürüm. Allah bütün inişleri çıkışları özüme gösterir. Her adımımı nereye atacaksam görür de öyle atarım. Bu yüzden de sürçmekten, düşmekten kurtulurum.
Sense iki üç adım ötesini görmezsin. Taneyi görürsün de tuzağı görmezsin. Konak, iniş ve yürüyüş yerlerinde hiç körle gözlü bir olur mu? Allah ana karnında ki çocuğa can verdi mi mizacına vücudunu kuvvetlendirecek cüzüleri çekmek kabiliyetini verir. Yediği şeylerle bu cüzüleri çeker, bu suretle de cisminin nescini dokur durur.
Allah, insana kırk yaşına kadar bu cüzüleri çekme kabiliyetini, bu hırsı verir. O da kendisini yetiştirir büyür, gelişir, kuvvetlenir. Ruha, cüzüleri çekmeyi öğreten o tek padişah nasıl olur da cesedin cüzüleri bir araya getirmeyi bilmez? Bu ruh zerrelerini bir araya toplayan ;
Sana hayat kabiliyetinin veren güneş, gıda vasıtasıyla olmaksızın da varlığının zerrelerini toplayıp bir araya getirmeyi bilir. Uykudan uyanınca senden gitmiş olan akıl ve duyguyu yine sana iade eder. Buna bak da ölünce de bil ki onlar kaybolmaz, Allah geri gel diye ferman etti mi gelirler.
Allah dedi ki. “ Uzeyr, eşeğine bir iyice bak. Çürümüş etleri dökülmüş. Onun cüz’ülerini gözünün önünde bir araya getirecek, başını, kuyruğunu, kulaklarını, ayaklarını düzüp koşacağım. Görünürde bir el olmadığı halde bütün cüzüleri bir araya getiren, cesedin parçalarını bir yere toplayan benim. Şu yama yamama sanatına bak hele, eski palasları iğnesiz dikip durmada
Diktiği sıralarda ne ip var, ne iğne, fakat öyle bir diker ki ortada terzi bile görünmez. Gözünü aç da haşri apaşikar gör. Kıyamette hiçbir şüphen kalmasın. Varlık zerrelerini nasıl tamamıyla topluyorum, gör de ölürken bu hayata sarılıp titreme. Uyurken bedeninin duygularının mahvolmayacağından eminsin ya. Uykun geldi mi duyguların dağılır, harap bir hale gelir ama mahvolacaklar diye korkup titremezsin”
Bundan önce yol gösteren bir şeyh vardı. Yeryüzünde adeta göğe mensup bir çırağdı. Ümmetler içinde peygambere benzer, halka cennet bahçelerinin kapılarını açardı. Peygamber, “ İleri giden şeyh, kavminin arasında peygambere benzer” dedi. Bir sabah evindekiler ona dediler ki. “ A güzel huylu, nasıl da yüreğin katı, neden böylesin sen, biz senin oğullarının ölümünden iki büklüm oluyor, zarı, zarı ağlıyoruz da. Sen hiç ağlamıyor, feryat etmiyorsun bile. Bu neden ki yoksa gönlünde merhamet mi yok.
Yüreğinde merhamet yoksa senden ne umabiliriz ki? Ey ulumuz, rehberimiz, kıyamette bizi bırakmaz diyoruz, ümidiz sende. Mahşer günü tahtı bezedikleri zaman o şiddetli günde bize sen şefaat edersin diyoruz. Öyle bir amansız günde senin ihsanına ümit bağlamışız.
Hiçbir mücrime aman verilmeyen o gün el bizim erek senin! Peygamber “ Kıyamet günü suçluları ağlar, inler bir halde nasıl terk ederiz? Ben o gün canla başla onların suçlarını affettirir. Onlara şefaat eder, onları ağır işkencelerden kurtarırım. Suçluları, büyük günahlarda bulunanları çalışıp çabalar, ne yapıp, yapıp Allah azabından halas ederim.
Ümmetimin iyileri zaten kurtulurlar, o azap günü benim şefaatime ihtiyaçları olmaz. Hatta onlar bile suçlulara şefaat ederler, onların bile sözleri geçer, hükümleri yürür. Hiç kimse başkasının suçunu almaz, yükünü yüklenmez, yüklenmez ama yüklenen ben değilim ki, onların yüklerini alan, onları hafifleten Allahdır.” Dedi.
Civanım, yükü olmayan şeyhtir. Allah onu eldeki yay gibi eline almış, kabul etmiştir. Şeyh kime derler? İhtiyara, yani saçı sakalı ağarmış adama derler. Fakat ey ümitsiz adam, bunun manasını bil. Kara saç, kara sakal, onun varlığıdır. Varlığından tek bir kıl bile kalmamalı.
Birisinin varlığı kalmadı mı pir ona derler. İster saçı sakalı siyah olsun, ister kır. O kara saç, kara sakal, insanlık sıfatıdır. Söylediğimiz kıl, sakal, bıyık kılları söylediğimiz saç baştaki değildir. İsa beşikte “ genç olmadan şeyhsiz, piriz” diye bağırır. Oğul insan insanlık sıfatlarının bir kısmından kurtuldu mu şeyh olmaz, fakat olgun bir adam olur.
İnsanlık sıfatlarından bir tek kara kıl bile kalmadı mı şeyh olur, Allahya makbul bir adam haline gelir. Fakat bir adam yaşlansa da saçı sakalı ağarsa hakikatte ne pirdir, ne Allah hası! Varlığında insanlık sıfatlarından bir tek kıl bile kalsa mensub olamaz, alem halkından birisidir o!
Şeyh, kendisine bu sözü söyleyen karısına dedi ki: “ Arkadaş, merhametim, şefkatim yok, yüreğim katı sanma, biz kafirler, Allahya küfranı nimette bulunmuş olmakla beraber onlara acırız. Hatta halk onları taşlıyor diye köpeklere acırız. Ben beni ısıran köpeğe de dua eder. Yarabbi sen onu bu huydan vazgeçir. Adamları ısırmasın da halkın taşını topacını yemesin derim.
Allah velileri alemlere rahmet olmak üzere yeryüzüne getirmiştir. Onlar halkı Allahnın haremine davet ederler. Hakk’a da yarabbi bunları sen kurtar diye dua ederler. Bu yüzden halka usanmadan öğüt verirler. Halk öğütlerini kabul etmedi mi, Yarabbi, sen bunlara acı sen kapını kapama derler. Halkın mazhar olduğu rahmet, cüzi rahmettir.
Fakat himmet sahibi er, külli rahmete mazhardır. Allahnın cüzi rahmetine mazhar olan külli rahmete ulaştı mı rahmet denizi kesilir, yol gösterici olur. Ey cüzi rahmet, külle ulaş ey külli rahmet sen de yürü halka yol göster. Cüzi rahmete mazhar olan ve o mertebede kalan, denizin yolunu bilmez, kuyuları da denize benzer sanır!
Denizin yolunu bilmedikçe nasıl yol alır, halkı nasıl denize götürür. Denize ulaştırır? Sel ve nehir gibi denize kadar akıp gitti mi o vakit denize ulaşır, denizle birleşir. Bundan önce halkı davet etse bile bu daveti taklittir. Yolu, varılacak makamı görerek yahut Allahdan vahiy ve ilhamla, Allah kuvvetiyle değil!”
Kadın “ Peki madem ki herkese acıyorsun, bu sürünün çobanı gibi sürünün etrafında dönüp dolaşıyorsun demektir. Ecel celladı, oğullarını vurup öldürdüğü halde nasıl oluyor da kendi oğluna ağlamıyorsun? Gözyaşları merhamete delildir, yürek yanmadıkça göz yaşaramaz, neden gözlerinde yaş yok, niçin ağlamıyorsun ya?” dedi.
Şeyh kadına yüz çevirip dedi ki. “ Kocakarı, kış mevsimi, temmuz ayına benzemez. İsterse hepsi ölsün, isterse diri kalsın gönül gözünden kaybolmuyorlar ki! Onları gözümün önünde görüp dururken neden senin gibi yüzümü yırtayım? Zamanın devranından çıktılar, çıktılar ama onlar yine benimle beraber, etrafımda oynayıp duruyorlar!
Ağlayış ya elemden olur, ya ayrılıktan. Halbuki ben aziz sevgililerimle vuslattayım, koşuşup duruyorum. Halk onları rüyada görür. Bense uyanıkken onları apaşikar görüyorum. Bu cihandan kendimi gizledim mi, duygu yaprağını varlık ağacından silktim mi onlarla beraberim.
Kadınım, duygu akla esirdir, fakat bil ki akılda ruhun esiridir. Can, aklın bağlı olan ellerini çözdü mü haline imkan bulunmayan işleri de yapar, düzer. Duygularla düşünceler, duru suyun yüzünü çer çöp gibi kaplamıştır. Aklın eli, onları bir tarafa atar, su meydana çıkar. Çer çöp habbeler gibi suyun yüzünü örter.
Fakat bunlar bir tarafa sürüldü mü su görünür. Allah, aklın elini açmadıkça hava, suyumuzun yüzünün çerçöple, süprüntüyle doldurur. Suyu daima örter; hava buna güler; akılsa ağlar durur. Allah korkusu, havanın ellerini bağlarsa Hakk aklın ellerini çözer.
Hizmetkarın akil olursa sana galip olan duygularda mahkumun olur. Gayba mensup sırlar, can aleminden zuhur etsin diye duyguları zahiri olmayan bir uykuya daldırır da. İnsan uyanıkken rüyalarda görür. İnsana gök kapıları da açılır.
Yoksul şeyhin biri, bir vakitler kör bir pirin evinde bir musaf gördü. Temmuz ayı idi. Ona mihman olmuştu. O iki; zahit birkaç gün araya gelmişlerdi. Kendi kendisine “ Burada mushafın ne işi var? bu adam kör” dedi. Bu düşünceye düştü, huzuru kaçtı “ Burada bu körden başka kimsede yok, bu ne iş?
Burada yalnız o var, bir de buraya mushaf koymuş ben ne bunağım, ne sersem. Onun için hiçbir şey sormayayım, sabredeyim de sabırla muradıma erişeyim” dedi. Sabretti, bir müddet gönlü sıkıldı, fakat nihayet meseleyi anladı. Çünkü sabır, genişliğin anahtarıdır.
Lokman’ın, tertemiz Davud’un yanına gitmiş, onun demir halkalar yapmakta olduğunu görmüştü. O yüce padişah demir halkalar yapıyor, halkaları birbirine takıyordu. Lokman silah yapma sanatını pek görmemişti., şaşırıp kaldı, vesveseleri arttı. Bu nedir acaba, şunu bir sorsam, bu kat, kat halkalarla ne yapıyorsun desem, dedi.
Sonra yine kendi kendisine dedi ki. “ Dur hele sabır daha iyi. Sabır, adamı maksadına çabucak ulaştırır. Sormazsam iş daha çabuk anlaşılır. Sabırlı kuş, bütün kuşlardan daha iyi uçar. Fakat sorarsam maksadı daha geç anlarım, kolaycıcık anlayacağım şey, bu sorgumla güçleşir.
Lokman, orada bir müddet sabredip durdu. Bu müddet içinde Davud da zırhı yapıp tamamladı. Kerem ve sabır sahibi Lokman’ın önünde bedenine geçirip giyindi. “ Civanım, bu, savaşta yaralanmamak için güzel bir elbisedir” dedi. Lokman dedi ki. “ Sabır da güzel bir iş. Her dertte ona sığınmak gerek, her gamı o giderir.”
A kişi “ Vel asri” suresinin sonunu dikkatlice oku da bak. Allah o surede sabrı hakla beraber andı, sabrı hakka eş etti. Allah, yüz binlerce kimya yarattı ama insan sabır gibi bir kimya görmedi.
Konuk da sabretti. Ansızın müşkül halloldu, anlamak istediğini anladı. Gece yarısı Kuran sesini duydu. Uykusundan sıçradı, şu acayip şeyi gördü. Kör, mushaftan Kuran okumaktaydı. Hem de doğru olarak okuyordu. Sabırsızlandı, bu hali sordu, dedi ki: “ Gözün kör olduğu halde şaştım doğrusu, bu satırları nasıl okuyabiliyorsun sen?
Okuduğun satıra bakmakta, elini okuduğun harflerin üstünde gezdirmektesin. Parmağını satırlar üstünde gezdirişinden anlaşılıyor, mutlaka harfleri görüyorsun.” Kör dedi ki. “ Ey ten bilgisizliğinden kurtulan, bunu Allah yapamaz mı ki? Neye şaşırıyorsun?
Ben Allahya ey yardımcım olan Allah, ey yardım dilenen Rabbim, adam canına nasıl düşkünse ben de Kuran okumaya öyle düşkünüm. Fakat hafız değilim ki, Yarabbi Kuran okuyacağım vakit gözlerime illetsiz bir nur ver, benim gözlerimi aç da Kuranı elime alıp okuyayım diye dua ettim.
Allahdan ey Kurana düşkün adam, ey her dertte bize yüz tutan, bizden ümidini kesmeyen kişi. Senin bize karşı öyle bir hüsnü zan, o ümit, sana daima yücel, yüksel demekte. nE vakit Kuran okumak istersen, ne vakit mushafı eline alırsan, ben de o zaman sana gözlerinin nurunu bağışlayacağım ey yaratılışı büyük kişi, diye nida geldi.
Öyle de yaptı Allahm, ben ne vakit okumak üzere mushafı elime alır, açarsam, her şeyi bilen, hiçbir işten gafil olmayan o ulu padişah. O tek Allah, gece çırağı gibi gözlerimin nurunu ihsan etmekte” Allah, ne alırsa ona karşılık ihsanda bulunur. Veli bu sebeple Allahya itiraz etmez.
Bağını mı yaktı? Sana bir bağ dolusu üzüm ihsan eder. Yas içinde neşe verir. O elsiz çolağa da el verir. Gamlara maden olan kişiye neşeli, sarhoş bir gönül bağışlar. Kaybettiğimiz şey büyük ve değerli bir şey bile olsa mademki bize karşılık olarak ihsanlarda bulunuyor, şu halde itiraz etmemize imkan yok.
Ortada ateş olmadığı halde bana hararet verdikten, beni ısıttıktan sonra ateşimi söndürse de razıyım. Madem ki mumsuz da aydınlık vermekte, mumuna sönüşüne neye feryat ediyorsun?

ALINTI

GÖRENEDİR GÖRENE,KÖRE NEDİR,KÖRE NE.
Alıntı ile Cevapla

Konu Sahibi alperkara 'in açmış olduğu son 5 Konu Aşağıda Listelenmiştir
Konu Forum Son Mesaj Yazan Cevaplar Okunma Son Mesaj Tarihi
MEDİNEWEB HAFTANIN HUTBESi:28.06.2019 BİR... Tebliğ-İrşad-Vaaz-Hutbe-Nasihat alperkara 0 5 26 Haziran 2019 19:06
MEDİNEWEB HAFTANIN HUTBESi:21.06.2019-ALLAH’A İMAN Tebliğ-İrşad-Vaaz-Hutbe-Nasihat alperkara 0 39 20 Haziran 2019 11:42
MEDİNEWEB HAFTANIN HUTBESi:14.06.2019-CAMİLER... Tebliğ-İrşad-Vaaz-Hutbe-Nasihat alperkara 0 67 12 Haziran 2019 14:56
MEDİNEWEB HAFTANIN HUTBESİ-04.06.2019-Ramazan... Tebliğ-İrşad-Vaaz-Hutbe-Nasihat alperkara 0 54 03 Haziran 2019 00:37
MEDİNEWEB HAFTANIN HUTBESi:31.05.2019-KADİR... Tebliğ-İrşad-Vaaz-Hutbe-Nasihat alperkara 0 55 30 Mayıs 2019 13:50

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:

Benzer Konular
Konu Başlıkları Konuyu Başlatan

Medineweb Forum Ana Kategori Başlıkları

Cevaplar Son Mesajlar
Arapça hikayeler /medineweb Medineweb Genel Arapça 7 06 Ocak 2019 12:17
Çocuklara Hikayeler NUR Çocuk ve Aile Sağlığı 4 21 Nisan 2009 22:09
Mesneviden Namaz Seleme Namaz-Abdest-Teyemmüm 0 19 Haziran 2008 18:16
Bir Cuma Sohbeti-Mesneviden- Seleme Tebliğ-İrşad-Vaaz-Hutbe-Nasihat 0 09 Mayıs 2008 17:30

Yeni Sayfa 1

www.medineweb.net Ana Sayfa

Tefekküre Davet Köşesi

Medineweb Sosyal Medya Guruplarımıza Katılın

facebookacebook   twitter Twitter   InstagramInstagram

Medineweb Alemdarhost sunucularında barındırılmaktadır.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284