Medineweb Forum/Huzur Adresi

Medineweb Forum/Huzur Adresi (https://www.forum.medineweb.net/)
-   Tebliğ-İrşad-Vaaz-Hutbe-Nasihat (https://www.forum.medineweb.net/182-teblig-irsad-vaaz-hutbe-nasihat)
-   -   Hz. Peygamber’in Hac Esnasındaki Hutbeleri (https://www.forum.medineweb.net/teblig-irsad-vaaz-hutbe-nasihat/23215-hz-peygamber%92-hac-esnasindaki-hutbeleri.html)

enderhafızım 24 Ekim 2012 23:42

Hz. Peygamber’in Hac Esnasındaki Hutbeleri
 
Hz. Peygamber’in Hac Esnasındaki Hutbeleri

- Hz. Peygamber veda haccında “Şeytan artık kendine ibadet edilmesinden ümidini kesmiştir. Fakat sizin hafif gördüğünüz bazı günahları işlemenizden de hoşnut olur. Ey insanlar! Onun şerrinden Allah’a sığınınız. Ben size miras olarak öyle bir şey bırakıyorum ki, eğer ona yapışırsanız ebediyyen şaşırmaz, yolunuzu kaybetmezsiniz. O da Allah’ın kitabı, peygamberinin sünnetidir. Her müslüman diğerlerinin kardeşidir. Müslümanlar kardeştirler. Hiçbir kimseye kardeşinin malını yemek helâl değildir. Ancak kardeşi isteyerek verirse olabilir. Birbirinize zulmetmeyin ve benden sana tekrar küfre dönüp birbirlerinizin boynunu vurmayın” buyurdu.[1]
- Hz. Peygamber, Mina’daki Hayf mescidinde bize bir hutbe irad ederek Allah’ın şanına yakışır bir şekilde onu medhu sana ettikten sonra şunları söyledi: Kim ki ahireti hedef alırsa, Allah onun içini rast getirir. Onu tok gözlü yapar. İstemediği halde Dünya onun eline gelir. Kimin hedefi de Dünya ise, Allah onun işlerini dağıtır. Onu aç gözlü yapar. Dünyada, ancak ona taksim-i ezelide taksim edilen rızık gelir.”[2]
- Allah’ın Rasûlü Mina’da Hayf Mescidinde bir hutbe irad ederek şöyle dedi:
Allah, benden bir hadisi dinledikten sonra onu başka bir kardeşine nakleden bir kimsenin yüzünü nurlandırsın. Üç şey vardır ki, bir müslümanda bulunduğu zaman onun kalbine hiyanet girmez. Onlar da şudur: Ameli halisan Allah için yapmaktır. İdarecilere nasihatta bulunmak ve müslümanların cemaatinden ayrılmamak. Çünkü onlara, müslümanların duaları arkalarından siper olur.[3]
- Hz. Peygamber yoluna devam etti ve Arafat’a geldi. Arafat’ın Nemre semtinde kendisi için kurulan çadırda güneş batıncaya kadar dinlendi. Sonra Kusva isimli devesinin getirilmesini emretti ve devesine bindi. Batni’l-Vadi denilen düzlüğe gelince halka şu hutbeyi okudu:
Kanlarınız mallarınız birbirinize haramdır. Tıpkı bu gününüzün, bu ayınızın haram olduğu gibi. Dikkat ediniz, cahiliye içinden ne varsa hepsi benim iki ayağımın altındadır. Cahiliyetteki kan davaları kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Rabia b. Haris’in kanıdır. Cahiliye devrindeki faizler de kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk faiz Abbas b. Abdulmuttalib’in faizidir. Onun tamamı kaldırılmıştır. Kadınlar hususunda Allah’tan korkun. Onları Allah’ın kelimesiyle kendinize helal kıldınız. Sizin onların üzerinde olan hakkınız, sizin yataklarınızı hoşunuza gitmeyen bir kimseye çiğnetmemeleridir. Bunu yaptıklarında herhangi bir yerlerini kırmayacak şekilde onları dövünüz. Onların da sizin boynunuzda hakları vardır. Bu da örfe göre onları yedirip giydirmektir. Sizin aranızda öyle bir şey bırakıyorum ki. eğer ona sığınırsanız dalalete düşmezsiniz. O da Allah’ın kitabıdır. Siz benden sorulacaksınız. Ne cevap vereceksiniz? Sahabiler
“şehadet ederiz ki, sen Allah’ın sana gönderdiği vahyi tebliğ ettin. İnsanlara nasihatta bulundun, vazifeni eda ettin” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber şehadet parmağını evvela göklere doğru kaldırdı, sonra insanlara doğru yöneltti ve
“Yarabbi! Sen şahid ol. Yarabbi, sen şahid ol. Yarabbi, sen şahid ol” dedi.[4]
- Allah’ın Rasûlü kurbanların kesildiği günde halka hitab ederek şöyle buyurdu:
“Ey insanlar! Bu hangi gündür?” Halk
“Bu haram bir gündür” dedi. Hz. Peygamber
“Bu toprak, nasıl bir topraktır” dedi. Halk
“Bu hürmetli bir topraktır”dedi. Hz. Peygamber
“Bu hangi aydır?” dedi.
“Bu, haram alan aydır” dediler. Hz. Peygamber
“Bu gününüz, bu ayınız bu toprağınız nasıl hürmetli ise, mallarınız, canlarınız ve namuslarınız da Öyle hürmetlidir” dedi. Bunu bir kaç kere tekrarladıktan sonra başını kaldırdı ve
“Ey Allah’ım! Ben tebliğ ettim mi?” dedi. Hayatımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Hz. Peygamber ümmetine şunu da tavsiye etti: Burada hazır bulunanlar, bulunmayanlara duyursunlar. Benden sonra küfre dönüp birbirinizin boynunu vurmayın.[5]
- Hz. Peygamber bana
“Halkı sustur” dedi. Ben halkı susturunca, Hz. Peygamber
“Ey insanlar! Sakın gördüklerimden sonra tekrar küfre dönüp birbirinizin boynunu vurduğunuzu görmeyeyim” dedi.[6]
- Hz. Peygamber ile Veda Haccında bulundum. Usame ve Bilal’i gördüm. Birisi Hz. Peygamber’in devesinin yularını tutmuştu, diğeri de Hz. Peygamber’i gölgelendirmek için elbisesini yükseltmişti. Hz. Peygamber böylece Cemretu’l-Akabe’ye taş attı. O sırada Hz. Peygamber birçok şey söyledi. Sonra şöyle dediğini duydum: Eğer sizin başınıza azaları kesik bir köle de emir seçilse, (kanaatımca siyah tabirini de kullandı) o köle size Allah’ın kitabıyla hükmederse onun sözünü dinleyiniz, ona itaat ediniz.[7]
- Allah’ın Rasûlü Veda Haccındaki hutbesinde şunu söylüyordu:
Allah her hak sahibine hakkını vermiştir. Artık mirasçı olan bir kimse için herhangi bir vasiyet yapmaya hacet kalmamıştır. Çocuk kimin yatağında dünyaya gelirse onundur, zina edene de taş vardır. Hesabları da Allah’a aittir. Kim ki babasından başka bir babaya kendisini nisbet ederse, veya efendisinden başka bir kimsenin kölesi olduğunu söylerse, Allah’ın kıyamete kadar kesilmeyen laneti onun üzerine olsun. Herhangi bir kadın kocasının malından ancak onun izniyle infak edebilir. Bu esnada birisi
“Yemek de infak edemez mi ey Allah’ın Rasûlü?” dedi. Hz. Peygamber
“Mallarımızın en kıymetlisi yiyeceklerdir” dedi. Sonra
“Emanetler sahiplerine geri verilmelidir. Bir müddet sütünden istifade edilmesi için verilen hayvanlar, sahiplerine geri verilmelidir. Borçlar ödenmelidir. Kefiller de kefil oldukları şeyi ödemelidir” dedi.[8]
- Hz. Peygamber kulağı kesik devesinin sırtında, ayaklarını üzengilere koymuş sesini halka duyurmak için bazan üzengiler üzerinde ayağa kalkıyor ve yüksek sesle .
’Ey halk! Siz dinliyor musunuz?” diyordu. Halktan bir kişi
“Ey Allah’ın Rasûlü! Bize neyi emrediyorsunuz” dedi.
“Rabbinize ibadet edin, beş vakit namazı kılın. Ramazan orucunu tutun. Başınıza geçene itaat edin ki, rabbinizin cennetine girebilesiniz” dedi.[9]
- Hz. Peygamber bize Mina’da hutbe okudu. Kulaklarımız öyle açıldı ki, herkes yerindeyken onun sesini rahatça işitiyordu. Bize haccın nasıl yapılacağını öğretiyordu. Öyle ki cemrelere varıncaya kadar her şeyi öğretti. Oraya varınca, baş ve Şehadet parmaklarıyla işaret ederek “Küçük taşları atınız” dedi. Sonra emretti de, muhacirler mescidin önüne, ensar mescidin arkasına kondular. Daha sonra da diğerleri yerleşti.[10]
- Hz. Peygamber’i kuşluk vaktinde Mina’da hutbe okurken gördüm. Boz bir katıra binmişti. Ali de onun söylediklerini daha yüksek bir sesle halka iletiyordu. Halkın bir kısmı oturuyor, bir kısmı da ayakta duruyordu.[11]
- Teşrik günlerinin ortasında Hz. Peygamber’e yol açmak için devesinin yularından tutmuştum. Hz. Peygamber
“Ey insanlar! Siz hangi günde, hangi ayda ve hangi toprakta bulunduğunuzu biliyor musunuz?” diye sordu. Halk
“Haram olan bir günde, haram olan bir ayda ve haram olan bir beldedeyiz” dedi. Hz. Peygamber
“İşte bu gününüz, bu ayınız, bu beldeniz nasıl haram ise, canlarınız, mallarınız ve namuslarınız da Allah’a kavuşacağınız güne kadar birbirinize haramdır. Bundan sonra zulmetmeyin, zulmetmeyin, zulmetmeyin. Bir müslümanın malı, rızası dışında başkasına helal değildir. Cahiliye devrinden kalan kan, mal ve üstünlük davaları kıyamete kadar şu ayağımın altındadır. Kaldırdığım ilk kan davası Rabia b. Haris b. Abdulmuttalib’in kanıdır. Cahiliye devrinin faizleri de kaldırılmıştır. Allah Teâlâ’nın hükümsüz kıldığı ilk faiz Abbas b. Abdulmuttalib’in faizidir. Siz sadece ana paranızı alabilirsiniz. Böylece zulmetmemiş ve zulme de uğramamış olursunuz. Zaman, Allah Teâlâ’nın gökleri ve yeri yarattığı ilk günkü şekline dönmüştür” dedi ve “Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre Allah’ın katında ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü haram (aylar)dır. İşte doğru din budur. O aylar içinde kendinize zulmetmeyin ve ortak koşanlar sizinle nasıl topyekün savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekün savaşın ve bilin ki Allah korunanlarla beraberdir” (Tevbe: 9/36) ayetini okudu ve “Ey insanlar! Benden sonra tekrar küfre dönerek birbirinizin boynunu vurmayın. Şeytan, artık namaz kılanların, kendisine ibadet etmelerinden ümidini kesmiştir. Fakat sizi kışkırtarak birbirinize düşürmekten de hoşlanır. Kadınlar hakkında da Allah’tan korkun. Çünkü anlar elinizin altında esirler gibidir. Kendilerini savunamazlar. Onların sizin üzerinizde hakları vardır. Yatağınızı başkasına çiğnetmemeleri ve sevmediğiniz kimseleri evinize almamaları da onların üzerinde sizin hakkınızdır. Eğer onlarda hırçınlık ve itaatsizlik görürseniz, nasihat edin. Yataklarınızı ayırın ve hafif ve şekilde dövün. Örfe uygun bir şekilde geçim ve giyinmeleri de size aittir. Siz onları Allah’ın emaneti alarak aldınız ve onları Allah’ın kelimesiyle helâl kıldınız. Şunu da bilin ki, her kimde bir emanet varsa onu, güvenerek kendisine vermiş alan sahibine geri vermelidir” dedikten sonra ellerini açarak “Tebliğ ettim mi? Tebliğ ettim mi? Tebliğ ettim mi?” dedi ve “Burada olanlar, olmayanlara ulaştırsınlar. Çünkü nice bulunmayanlar vardır ki, dinleyenlerden daha anlayışlıdır” dedi. Hasan Basri “Gerçekten de tebliğ ettikleri kimseler içinde onlardan daha çok faydalananlar olmuştur” dedi.[12]
- Nasr suresi Mina’da Rasûlullaha indi. Peygamber tam teşrik günlerinin ortasında ve Haccu’l-veda’daydı. Hz. Peygamber anladı ki, bu artık bir vedadır. Kusva isimli devesini hazırladı. Sonra ona binerek Akabe’ye geldi ve Allah’ın dilediği kadar müslüman Peygamber’in etrafında toplandılar. Peygamber, Allah’ın zat-ı kibriyasına layık olacak şekilde Allah’a hamdu senada bulundu. Sonra da şunları söyledi:
Ey insanlar! Şeytan artık bu toprağınızda kendisine ibadet edilmekten kıyamete kadar ümidini kesmiştir. Fakat küçük günahları işlemek suretiyle de onu sevindirmeyin. Ey insanlar! Ben sizin aranızda öyle bir şey bıraktım ki, ona sarıldıkça dalalete düşmezsiniz. O da Allah’ın kitabıdır. Onunla amel ediniz. Hazır olanlar olmayanlara iletsinler. Benden sonra peygamber, sizden sonra da ümmet yoktur. Sonra ellerini kaldırarak “Yarab! Sen şahid ol” dedi.[13]
- Hz. Peygamber teşrik günlerinde, veda hutbesini okudu ve dedi ki:
Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Dikkat ediniz. Hiç bir Arabın Arap olmayana Arap olmayanın da Arap olana, siyahın kırmızıya, kırmızının da siyaha takvadan başka hiç bir üstünlüğü yoktur. Allah katında en üstününüz, en fazla takva sahibi olanınızdır. Tebliğ ettim mi? Orada bulunanlar
“Ey Allah’ın Rasûlü, tebliğ ettin” dediler. Hz. Peygamber
“Burada hazır olanlar, olmayanlara iletsinler” buyurdu.[14]
- Hz. Peygamber kulakları kesik devesinin sırtında, Arafat’ta şu hutbeyi okudu:
“Bugünün hangi gün olduğunu biliyor musunuz? Bu ayın hangi ay, bu memleketin hangi memleket olduğunu biliyor musunuz?” dedi. Dinleyenler
“Bu haram beldedir, haram ay ve haram gündür” deyince, Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
“Dikkat ediniz, sizin mallarınız, kanlarınız, birbirinize haramdır. Tıpkı bu ay’ınızın, bu beldenizin, bu gününüzün haram olması gibi. Şunu bilin ki, ben sizden önce kevser havuzunun başına giderek orada sizi beklerim ve sizin çokluğunuzla ümmetlere karşı iftihar ederim. Sakin benim yüzümü kara çıkarmayınız. Ben bazı kimseleri kurtarırım. Bazı insanlar da benim elimden uzaklaştırılır.
“Ey rabbim! İşte bunlar benim arkadaşlarımdır” derim. Bunun üzerine Allah Teâlâ
“Sen bilmiyorsun, onlar senden sonra nekötülükler yaptılar” der.[15]


[1] Hâkim, I/93 (İbn Abbas’dan).
[2] Kenz, VIII/202 (Taberani, Ebubekir el-Haffaf ve İbn Neccar, İbn Abbas’dan).
[3] Kenz, VIII/223 (İbn Neccar, İbn Ömer’den).
[4] Bidaye, V/148; Kenz, III/23 (Ebu Davud, İbn Mace, Cabir’den).
[5] Bidaye, V/194 (Buhari, İbn Abbas’dan).
[6] Bidaye, V/197 (İmam Ahmed, Cübeyr’den).
[7] Bidaye, V/196 (Müslim, Ümmü Husayn’dan).
[8] Ebu Dâvud (Ebu Umame’den).
[9] Bidaye, V/198 (İmam Ahmed, Ebu Umame’den).
[10] İbn Sa’d, II/185.
[11] Bidaye, V/198 (Ebu Davud, Rafi b. Amr el-Müzeni’den).
[12] İmam Ahmed (Ebu Hurre er-Rakkaşi’den).
[13] Bidaye, V/202; Kenz, III/26 (İmam Ahmed ve Bezzar, İbn Ömer’den).
[14] Terğib, IV/392 (Beyhaki, Cabir b. Abdullah’dan).
[15] Kenz, III/25 (İbn Mâce, Abdullah b. Mes’ud’dan).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/151-156.


SAAT: 04:17

vBulletin® Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.

User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.2.6 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2024 DragonByte Technologies Ltd.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306