düşünsel manzaralar
Yaşadığımız şu dünya öylesine farklı anlaşılan
Ve öylesine acayip bir âlem ki…
Doğup, yaşarken ömür tamam oluyor
Ve öte âleme geçerken çoğumuz
Bu hadiselere akıl erdiremiyoruz.
Oysa insan merkezli dünyalarımızı, imar ediyor
Mümbit birer cennet bahçesine dönüştürebiliyoruz.
İnsanoğlu işte bu güzelliğin sahte estetiğine
Hayran olarak öylesine dalar ki.
Asıl gayretini unutup hiç ölmeyecekmiş gibi
Hırs ve şehvetin peşine takılarak
Kimliğini heder eyler.
Kaç insan görebildik ki bu zamanda,
Haza insan olarak kalabilmiş.
Oysa kulaklara sürekli hatırlatılan
Bir seremoni var öteler memleketinden.
Yankılanan bu seste:
Ölüm var, ölüm var, ölüm var diyor
Bezende bir ilahinin nağmelerinde
Dost gider, düşman gider, ağyar gider, ihvan gider
Ölümün pençesinde günde bin kervan gider. diyor.
Dünya maddeyi meta, meta-ı sosyal.
Yani her şey yaşamak için.
Ev, eş, eşya sonra pahalısından arabalar.
Karşılığı ya meşru bir kazanç veya gayrı meşru.
Yaşanan bu hayatın idrakinde eğer
Allah gönüllerde,
havf ve reca duygularıyla hissedilmiyorsa,
O zaman uçurumlar oluşturan
Vahşi insan manzaralarına tanık oluruz ki,
Biri ayda on milyarı beğenmez,
Diğeri asgari ücrete mahkûm edilir.
Hayatın güncel iletişimi,
Medya sihirbazlarının sahte aynasında
Sur etlenmeye başladığı günden beridir ki,
Zenginlerin evindeki o lüks ihtişamlı tüketim,
Abartılı bir özen dirileriyle
Fakirlerin de iştahını kabartmaya başladı.
Bu yüzden kimse, tevekkül ve kanaat denen
Bir formül olduğunu hatırlamak istemiyor şimdilerde.
Kaldı ki, hangi fakirin çocuğuna sen,
Reklâmı yapılan ve günlük tükettirilen
Uygunsuz bir sürü fuzuli gıdayı “
Hayır, görme, bakma, özenme, isteme
Senin hakkın yok, sen zencisin,
sen fakirsin, sen kunta-kintesin” diyebilir ki..?
Ekonomik değerlerle altüst edilen
Sosyal zeminlerimizde,
Zengin ve sosyetik bir avuç elit gücün,
Züppe takılan oğul ve kızlarının
Gece paparazzilerini, her gün haber diye sunan,
Sözüm ona, spikerlerin en kahraman,
En ödüllü, bütün enlerle övüldüğü bir âlemde
Fakirin kızı ve oğlu,
O âlemlerin ancak mezesi ve çerezi olmaktadır adeta
Kaç aklı başında insan çıkıp da,
Bu gençlerin haline bir çözüm oluşturmakta.
Çağdaş dünyanın pragmatik ve rasyonel anlayışıyla,
Gönlü madde duyarlılığında yetişen, bu gençler.
Okul, üniversite ve sosyal kuruluşların
Her hangi bir biriminde ünvanlarıyla
Yetki ifade etseler ne değişebilir ki.
Bu tarz şekillenmiş bir dünya görüşüyle,
Bu âlemde ancak fikir uçurumları oluşturursunuz
Ve hiçbir zaman huzura eremezsiniz.
Emniyet ifade eden mal, can, namus,
Akıl ve din hüriyetinin olup olmadığını
Sorgulamak zahmetini bile kendinizde bulamazsınız.
Şimdi bu ahvalde bir ortamı adalet ve eşitlik,
Hak ve hukuk adına düşünenlere
Sormak lazım,
Allah adına gayrı meşru kabul edilen içki,
Kumar, zina ve faiz
İnsanlar tarafından meşrulaştırılabilir mi..?
Veya meşrulaşırsa bu insanca ve İslamca olur mu..?
Sanırım boşlukta cevabı askıda kalıyor bu cümlelerimin.
Akılların bilinçlice aptallaştırıldığı bir dünyaya inat
Bizlerin gönüllerinde yeşeren o iman filizlerinin,
Dilde söze dönen cümlelerle bir kez daha tasdiki iman eyleriz ki
La ilahe illallah Muhammed en Resulullah.
Hayat her şeye rağmen güzel, insan yinede en özel,
Yinede sevilmeye layık.
Biz sevgi değer bir dünyanın
O muhteşem tablosunu oluşturmak adına
İnatla sabrediyoruz ve diyoruz ki;
İnsan denen varlık bir bahçe-i vildandır.
Özümüzde yetişen güller, laleler, sümbüller,
Menekşeler, şebboylar, leylaklar, kasım patılar,
Karanfiller, hercailer, Papatyalarla donanmış
Gönüllerimizi Allah adına onun kullarına
Faydalı olmak için açtık…
Bu gayretle selam olsun gönlünde
Sevgiyi taşıyabilenlere…
varıdatı sır yani
|