İtikâf
Allah'a Adanan Zamanlar:
Rasulullah A.S. Efendimiz,
Ramazanın son on gününü sürekli olarak camide geçirirdi.
İbadet niyeti ile bir miktar zamanı bu şekilde
Camide geçirmeye "itikâf" deniliyor.
Efendimiz A.S. itikâf süresince mescidde yatar-kalkar,
Yemeğini orada yer ve zorunlu ihtiyaçlar dışında oradan çıkmazdı.
Şöyle buyururdu:
"Ramazanın son on gününü camide geçiren kişi,
İki hac ve iki umre yapmış gibi olur." (Beyhakî)
İtikâfa giren kimsenin fazileti hakkında ise şöyle söylerdi:
"İtikâfa giren kişi,
Bütün günahlardan uzak kalır ve bütün iyilikleri yapan bir kişiye
Verilen sevap kadar da sevap kazanır" (İbn-i Mace)
Görüldüğü gibi itikaf,
Çok faziletli ve övülen bir ibadet.
Buna rağmen muhtaç bir müminin ihtiyacını karşılamanın
Daha üstün bir vazife olduğu bildiriliyor.
Peygamberimizin amcasının oğlu Abdullah b. Abbas R.A.
Şu hadis-i şerifi naklediyor:
"Kim bir kardeşinin ihtiyacına koşar ve onu giderirse,
Yirmi yıl itikâf yapmaktan daha hayırlı bir iş yapmış olur
(Şu da bilinsin ki) her kim sırf Allah rızası için
Camide bir gün itikâf yaparsa,
Allah bu kişi ile cehennem arasına üç hendek koyar
Bu da Doğu ile Batı arasındaki mesafeden daha uzaktır"
(Teberanî, Beyhakî, Hâkim)
Muhtaç mümine yardımın yanı sıra
İtikâfın müthiş faziletini anlatan bu hadis-i şeriften sonra,
Merak edilen bir konuya değinelim:
Hanımlar itikâfa girebilir mi?
Evet, hanımlar da itikâf yapabilir.
Evlerinde namaz kıldıkları bir odada veya
Odanın bir bölümünde ibadet niyeti ile kalabilirler.
İtikâf esnasında her türlü ibadet yapılabildiği gibi
Kitap okuma, sohbet etme gibi faaliyetlerde bulunmak mümkün.
Ramazanın son on gününü camide geçirmeye
Zaman bulamayan müminler, fırsat buldukları ölçüde –
Bir saat, bir gece, bir gün, üç gün gibi- itikafa girebilirler.
Müekked sünnet olan itikâf ibadetinin genellikle unutulduğu
Şu dönemde az bir süre dahi olsa yapılması,
Büyük kazançlara sebep olacaktır.
Çünkü unutulmuş veya terkedilmiş bir sünneti
Tekrar yaşamaya başlamak, yüz şehit sevabına denk tutulmuştur.
nice güzel bayramlara
Hz. Peygamber A.S. zamanında,
Medine'de bayram kutlamaları geniş bir alan olan
Musalla’da bayram namazı kılınarak başlardı.
Erkekler, kadınlar, çocuklar, genç-yaşlı herkesin
Orada toplanmasını bizzat Efendimiz A.S. isterdi.
Erkekler önde, çocuklar ortada,
Hanımlar arkada bayram namazı kılınır,
Bir mazereti olup namaz kılamayanlar da
Kenarda bu coşkuyu seyreder, dualara katılırdı.
(Buharî)
Herkesin katılımı ile kılınan bayram namazı sonrasında
Bayram kutlamaları başlardı.
Bu kutlamalarda, kılıç-kalkan oyununa benzer çeşitli oyunlar
Oynandığını sağlam kaynaklarımız haber veriyor.
Evlerde tefler çalınır, coşkulu kahramanlık şarkıları söylenirdi.
(Buharî, Müslim)
Biz ne yapmalıyız?
Ramazanın rahmet ikliminde yumuşayan kalplerimizi
Akrabalarımıza, komşularımıza ve insanımıza açmaktan
Mahrum kalmamalıyız.
Bayram sevincini hep birlikte yaşamalıyız.
Bu bayram, Rabbimizden bize güzel bir armağan.
Ziyaretleşelim, tebrikleşelim, izzet-ikramlarda bulunalım,
Çeşitli eğlenceler yaparak küçük-büyük herkesle
Sevinci ve coşkuyu paylaşalım.
Bütün bunları, helal ölçüleri koruyarak yapmamız elbette mümkün.
Biliyorsunuz, mahrem-namahrem ilişkilere dikkat etmek,
Yemede-içmede ve eğlenmede haramlardan uzak durmak
Mümine yakışan davranışlar.
Hayırlı bayramlar...
Bütün bir yıl oruçlu olmak
Senenin bütün günlerini
Saniye saniye ibadet ile geçirebilmek mümkün mü?
Bunun ne kadar zor olduğunu söylemeye gerek bile yok.
Ama ramazan orucunu tutmuş olanlar için bunun kolay bir yolu var.
Müjde Hz. Peygamber A.S. Efendimizin dilinden:
"Kim Ramazan orucunu tutar ve (peşinden gelen)
Şevval ayından altı gün bu orucuna eklerse,
Bütün bir yılı oruçla geçirmiş gibi olur"
(Müslim, Tirmizî, Ebu Davud)
Evet, ramazan bayramından sonraki otuz gün içinde
Altı gün oruç tutan bir müslüman,
Yılın tamamında oruç tutmuş gibi sevap alır.
Yılın tamamını oruçlu geçirmiş olmak da,
Hiç şüphesiz sürekli ibadet halinde bulunmak demektir.
Rabbim rey yan kapısından birlikte geçenlerden eylesin bizleri. amiyn
|