![]() |
Hüzün evi... Hüzünler Evi 25/06/2014 Peygamber gibi bir babayı kaybeder de gönül kederlenmez mi? Peygamber gibi bir babanın acısı gönle düşer de yakmaz mı? Peygamber gibi bir babanın matemi düşer de yürekte güller solmaz mı? Güllerin solduğu yüzde tebessümler ağıta boğulmaz mı? Kalbini büyük bir hüzün kaplamıştı. Tertemiz ruhunda fırtınalar kopuyordu. “Ah babam!” diye başlayan ağıtlar göklerde figan oluyordu, gözlerde sağanak yağmura dönüyordu. İçli sesiyle, duyarlı gönlüyle yasını tutuyor, onu anıyordu. Biliyordu ilk önce kendisi varacaktı ve vuslatla son bulacaktı hüzünler. Çok ağlayanlara çıkmıştı adı ve sürekliydi Fatma’nın yüreğindeki acı. “Ah babam!” deyip ağlıyordu. Ve bir gün Ümmü Seleme geldi. Acılarla yoğrulmuş ışığı sönmüş Betül’ün yanına: “Ey Ciğer parem! Ey Allah sevgilisinin kızı! Gecen nasıl geçti? Dindi mi biraz da olsa acın ve derdin?” Yüreği yaralıydı. Ümmetin haline üzgündü. Bir yanda babasının matemi vardı, diğer yanda ümmetin ihtilafı. “Hüzün içinde geceledim ve kalbim daralmış bir halde. Babamın vefatı yakıyor canımı ey ümmü Seleme, bir yandan da ümmetin ihtilafı. Yüreği gülmedi o günden sonra, yası devam etti, başını koyuncaya kadar toprağa. Hz Ali eşi Fatma’ya: “Ey Fatma! Yaralı can, güneşi solmuş dünyam! Peygamberi yıkarken gömleği vardı sırtında. Gül gibi kokuyordu o sırada." “Bana ver” dedi ciğerparesi. “Bana ver babamın gömleğini!” Yusuf’un ayrılığına dayanamayan Yakup gibi ak düşecekti nerdeyse gözlerine. Gömleği aldı kokladı. Burnunda tütüyordu teni ve nefesi. Bayıldı oracıkta. “Nasıl dayansın ey babam bu yürek ayılığına! Nasıl dayansın toprakların üstüne atılışına!” Bir gün Bilal’i gördü. Sesini özlemişti. “Ey Bilal ezan oku bana! Sesinde babamı hatırlayayım.” Duyarlı bir kalbi vardı Bilal’in de. Vefatından sonra okuyamamıştı ezanı. “Eşhedü enne Muhammeden” e gelince, gözleri doluyor, boğazı tıkanıyordu. Ama kıramadı can parçasını. Başladı o içli sesiyle ezana: “Allah’u ekber Allah’u ekber” Sesinde hatıraları canlandı babasının. Bilal’in Kabe’ye çıkışını ve Kabe’nin üstünde ilk ezan okuyuşunu hatırladı. Babasının gülen yüzünü hatırladı; yandı ateşlerde Fatma! Bilal zorla gelmişti; “Eşhedu enne muhammeden Rasulullah’a” Hıçkırıklara boğuldu Fatma. Yere yığıldı Fatma! Acılarda yandı Fatma! Hüzün yuvasına dönmüş yüreği Fatma! Bilal durdu. Okuyamadı ezanı. Nasıl dayanırdı can Fatma’nın bayılmasına! İnsanlar öldü sandı. Fatma gece gündüz acısına acı katıyordu. Ama hala acısında yanıyordu. Peygamber gibi bir baban ölsün de gel dayan bu acıya dayanabilirsen! İnsanlar onun ağlamasına dayanamıyordu. Ebul Hasan’a geldiler. “Ey İmam Ali!” dediler. “Acısı hep taze kaldıkça, biz de dayanamıyoruz. Kahroluyoruz. Söyle ya gece ağlasın ya da gündüz!” Ağlamak sanki elde olan bir şeydi! Yürek bir yangın yeriyse nasıl yanmasın ateş! Nasıl yakmasın ateş! “Ey Ali! Söyle onlara! Çok kalmayacağım aralarında. Vuslata ereceğim başımı koyduğumda toprağa!” Ebul Hasan acılar içinde. Eşi her geçen gün erimekte gözlerinin önünde, Resulün hasretiyle. Baki mezarlığı… Nice canların ahiret durağı. Hz Ali Medine’nin arkasında Baki mezarlığında bir ev yaptı Hz Fatma’ya. Adına Beytül Ahzan, Hüzünler Evi dedi. Sabah olunca Hz Fatma, can parçaları Hasan ile Hüseyin’i alıp yanına, baki mezarlığına gidiyordu. Hatıralara dalıp, o güzel insana ağlıyordu. Ağlama demek kolay, yanıyorsa yürek, yakar inceden inceye. O günden sonra Hüzünler Evi olarak anıldı; Hz Fatma’nın yasını tutup, gözyaşlarını kuruttuğu ev. alıntı |
Cevap: Hüzün evi... “Şüphesiz göz yaşarır, kalp hüzünlenir; biz ancak Rabbimizi hoşnut edecek olanı söyleriz..." (Efendimiz s.a.v) |
Cevap: Hüzün evi... Tövbe kapıları sonuna kadar acık, temiz yüreklerde Allah yer eder, kirlenmişsse bi kere gönüller, Şeytan söyletir kalbin temizdir diye... |
Sen idin Kulbe-i ahzâna koyan Ya’kub’u, Ayırıp hazret-i Yusuf gibi goz narımdan.” Azmizâde Hâletî Usûl usûl kapılar kapanır. Duvarlara gamın gölgesi düşer. Zamansız ve mekânsız bir yalnızlık çöker. Hüzün ruh süzgecinden geçip kalbin ortasına sızar. Ayna lâl kesilir. Aydınlık bir arafa şahit tutulur. Bir kırık tebessüm tutar elini. Zaman sukût ile mühürlenir, mekân Külbe-i ahzân (Hüzünler evi) olur. |
SAAT: 22:21 |
vBulletin® Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
User Alert System provided by
Advanced User Tagging v3.2.6 (Lite) -
vBulletin Mods & Addons Copyright © 2025 DragonByte Technologies Ltd.