Tekil Mesaj gösterimi
Alt Dün, 23:22   Mesaj No:2

Hâdimul İslam

Medineweb Baş Editörü
Hâdimul İslam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: Hâdimul İslam isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 14593
Üyelik T.: 15 Kasım 2011
Arkadaşları:15
Cinsiyet:
Memleket:MEDİNEWEB
Yaş:46
Mesaj : 13.592
Konular: 1517
Beğenildi:13767
Beğendi:9888
Takdirleri:32749
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart

Ne olmuştu?




Türkiye’nin en etkili tarikatı olan Nakşibendiliğin İstanbul merkezli kollarından İsmailağa/Çarşamba cemaatinde 4 yıl önce Mahmud Ustaosmanoğlu’nun ölümü ile patlak veren bölünme krizi, Ahmet Mahmut Ünlü’nün son açıklamalarıyla yeniden alevlendi.
Ana hatlarıyla krizin kronolojisi şöyle:

Uzun yıllar boyunca yaşlılığa bağlı demans gibi hastalıklarla mücadele eden Ustaosmanoğlu, 23 Haziran 2022’de, 90 yaşında öldü. 24 Haziran’da Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi.

Cenaze namazının sonra oğlu Ahmet Ustaosmanoğlu, babasının cemaatin liderliğini ve şeyhliğini dünürü Hasan Kılıç’a bıraktığını açıkladı. Mart 2024’te ise Cübbeli Ahmet Hoca lakaplı (CAH) Ahmet Mahmut Ünlü, Ustaosmanoğlu’nun Kılıç’ı bir sonraki lider (Emir) olarak belirlediğini kabul etmiş; ancak şeyhliğin kendisine bırakıldığını kabul etmedi.

Hasan Kılıç’ın da 22 Nisan 2024’teki ölümünün ardından, 23 Nisan sabahı CAH ve çevresi İbrahim Uslu’yu lider olarak belirlediklerini açıkladı. Ancak cenaze namazının ardından Hasan Kılıç’ın oğlu Abdullah Kılıç, babasının cemaatin liderliğini eski İsmailağa Camii imamı Ahmet Fikri Doğan’a bıraktığını duyurdu. Bu gelişmelerin ardından, 16 Mayıs 2024’te Ahmet Mahmut Ünlü ve çevresi, “Müceddid Mahmud Efendi Hazretleri Cemaati” adıyla yeni ve ayrı bir cemaat kurduklarını açıklayarak bölündüler.

Nakşibendi usul erkanında bir Şeyh, “halife” adı altında kendi vekillerini hayattayken tayin edebiliyor. Ancak ölmeden önce kendi yerine postnişin yani yeni Şeyh olarak bir ismi ilan etmesi gerekiyor. Şayet böyle bir ilan olmazsa tarikatın o kolunun sonlanması, müritlerin de başka kollarda yaşayan Şeyhlere intisap etmeleri gerekiyor.

Teoride kural böyle olsa da pratik genellikle öyle işlemiyor. Çünkü ortada teorideki gibi “sadece ahlaki arınma eğitimi” veren toplumsal bir ağ yok.

Tarikatların alt kolları da ekonomik yatırımlar yapan, holdingleşmiş büyük bir rant havuzunun olduğu hiyerarşik şirket yapılarına dönüşmüş durumdalar. Dolayısıyla Şeyh ölünce bu devasa ekonomik ve siyasal güç düzenini dağıtmak imkansızlaşıyor.


Başka bir örnek vermek gerekirse Şeyh Abdülbaki Erol’un 2023’te vefatının ardından Nakşibendiliğin Menzil kolunun Şeyhlik makamı, üç oğlu arasında paylaştırılmıştı. Yani her üç kardeş de ayrı ayrı intisap almaya başlamıştı. Ancak orada bile şiddet olaylarına varan bir çatışma yaşandı. Cemaatteki müritlerin yaklaşık %90’ı en büyük kardeş Muhammed Saki Erol’a (Serhendi Grubu) intisap edince tarikatın ekonomik havuzunu üç eşit parçaya bölmek isteyen Muhammed Mübarek Erol (Semerkand Grubu) ve Muhammed Fettah Erol (Buhara Vakfı) cemaatin en büyük işletmelerinin, mal varlıklarının kontrolünü kaybetmemek için agresifleşmişlerdi.


İsmailağa’ya dönersek, cemaat içindeki alt gruplar, Mahmud Ustaosmanoğlu’nun sağlığının uzun süredir bozuk olmasından faydalanarak kendi özerk yapılarını kökleştirdiler. Ustaosmanoğlu’nun açıkça birisini yerine müstakbel postnişin ilan etmemesinden de yararlanan bu gruplar böylece “vaziyeti idare etmekten” memnundular. Hatta ilk parçalanma “Fatih Medreseleri Grubu”nun Şeyh daha hayattayken bağımsızlığını ilan etmesiyle başlamıştı.
Bu açıdan bakıldığında CAH cephesinin gerekçesi haklı gibi duruyor.

CAH, Madem Şeyh Mahmud, yerine halefini tayin etmedi sadece idari olarak yönetici “Emir” olarak Hasan Keskin’i işaret etti o zaman İsmailağa Cemaatinin Keskin’den sonra kendi arasında seçtiği Ahmet Fikri Doğan’ı meşru Şeyh olarak görmüyorum diyor.

Bu noktada daha ilginç bir durum var. İsmailağa Vakfı’nın sitesine girdiğimizde şu ifadelerle karşılaşıyoruz:

“Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin emriyle teşekkül eden İsmailağa Heyeti’nin başkanı olarak ilmî ve hayrî hizmetlere riyâset eden Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz; Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin 2003 yılında bir kısmı hâlen hayatta olan büyük hocalarımızın şahitlik ve imzasıyla kayıt altına alınan vasiyeti lüzumunca, vefatına kadar tarîkat ve irşâd vazifelerini îfâ etti.”

Ancak durum hiç de yukarıdaki paragrafta anlatıldığı gibi değildi. 2003’ten Ustaosmanoğlu’nun vefat ettiği 2022’ye kadar ki süre zarfında Hasan Keskin’in bir sonraki Şeyh olacağını kimse bilmiyordu. Cenazede kriz çıkınca “2003 Vasiyeti” ortaya çıktı.

Velhasılı kelam tarikat erkanı açısından Çarşamba kolunun yaşadığı liderlik krizinin temelinde Mahmud Ustaosmanoğlu’nun sağlığında halefini ilan etmemesi ve bundan da özerk grupçukların yaralanması olduğunu söyleyebiliriz.

Cübbeli Ahmet tabi bu iktidar savaşını Tasavvufî kavramlar üzerinden yürüterek meşruiyet üstünlüğü kurmaya çalışıyor.

Bülent Şahin Erdeğer
__________________




İnsanı BEDENEN ameliyat için BAYILTMAK gerekir.

RUHEN ameliyat etmek içinse AYILTMAK...


Alıntı ile Cevapla