Bazı yaralar vardır, üzeri kapatıldıkça iyileşmez.
Sadece sessizleşir.
Bazı sorular vardır, sorulmadıkça ortadan kalkmaz.
Sadece nesilden nesile taşınır.
Bir toplumun büyüklüğü hiç hata yapmamasıyla değil; hatalarıyla yüzleşebilme cesaretiyle ölçülür.
Çünkü gerçek vatan sevgisi, geçmişi sadece övmek değil; geçmişte yaşanan acıları da anlamaya çalışabilmektir.
Bir insan kendi ailesindeki yanlışla yüzleşebiliyorsa olgunlaşır.
Bir toplum da kendi tarihindeki zor sorularla yüzleşebiliyorsa güçlenir.
Bu topraklarda yüzyıllardır farklı halklar, diller, kültürler bir arada yaşadı.
Kimi zaman kardeşlik hikâyeleri yazıldı.
Kimi zaman da büyük acılar yaşandı.
Kürt meselesi de sadece bir güvenlik başlığı değildir.
Sadece siyaset başlığı değildir.
Sadece bir dönemden ibaret değildir.
İçinde insanların hayatları, kayıpları, korkuları, umutları ve hayal kırıklıkları vardır.
Bir çocuğun kimliğiyle ilgili yaşadığı kırgınlık da gerçektir.
Bir annenin evladını kaybetmesi de gerçektir.
Bir insanın kendini dışlanmış hissetmesi de gerçektir.
Başkasının acısını görmek, kendi acını inkâr etmek değildir.
Tam tersine, insan olmanın gereğidir.
Fakat başka bir hakikat daha vardır:
Acılar, yeni acıların bahanesi yapılmamalıdır.
Bir yanlış, başka bir yanlışı haklı çıkarmaz.
Bir insanın kimliği üzerinden yapılan haksızlık ne kadar yanlışsa, başka insanların güvenliğini ve hayatını hedef alan şiddet de o kadar yanlıştır.
Ayna bize sadece başkalarının hatalarını göstermez.
Kendi payımızı da gösterir.
Belki de en zor soru şudur:
Biz geçmişte kimin acısını görmedik?
Kimin sesini duymadık?
Kime "sonra bakarız" dedik?
Çünkü bazen bir toplumun en büyük sınavı düşmanını tanımak değil; kendi kör noktalarını fark etmektir.
Rahatsız edici soruların değeri de buradadır.
Onlar bizi bölmek için değil, eksiklerimizi görmek için vardır.
Aynaya bakmak kolay değildir.
Çünkü insan bazen aynada düşmanını değil, kendi ihmallerini görür.
Ama gerçek iyileşme de tam orada başlar.
__________________ Büyükler fikirleri, Ortalar olayları, Küçükler kişileri tartışır.
|