Medineweb Forum/Huzur Adresi
Go Back   Medineweb Forum/Huzur Adresi > ..::.MEDİNEWEB FORUM DİNİ KONULAR.::. > Muhtelif Dini Konular > Adap-Edep-Ahlak

Konu Kimliği: Konu Sahibi Nesli_Nur,Açılış Tarihi:  26 Mart 2013 (15:14), Konuya Son Cevap : 26 Mart 2013 (15:14). Konuya 0 Mesaj yazıldı

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme
Alt 26 Mart 2013, 15:14   Mesaj No:1
Meal Gurubu Üyesi
Medineweb Emekdarı
Nesli_Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu:Nesli_Nur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Medine No : 20510
Üyelik T.: 01 Ekim 2012
Arkadaşları:25
Cinsiyet:
Mesaj: 1.261
Konular: 166
Beğenildi:53
Beğendi:1
Takdirleri:87
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Savaşmak da ahlâk-ı muhammedîdendir

Savaşmak da ahlâk-ı muhammedîdendir

SAVAŞMAK DA AHLâK-I MUHAMMEDîDENDİR


İnfakı olmayanın namazı yoktur’

Medeniyeti korumanın şartıdır

Efendimizin hayatını tetkik eden çeşitli Batılı yorumcular, Efendimizin savaşma sırrını kolay kolay anlayamamışlardır. Hâlbuki 20. asırda anlaşılmıştır ki eğer bir medeniyet korunacaksa mutlaka bir savaş garantisine ihtiyaç vardır. Nitekim İkinci Dünya Savaşı sonunda, insanları, medeniyetleri bir arada tutabilmek için NATO’nun yaptığı büyük mücadeleler ve kamuoyu oluşturulması bunun temel unsurudur.

Ahlâk-ı Muhammedî’nin bir unsuru olarak, yıllar boyu düşmanların eleştirdiği bu hadise, yine onların ağzından bir itiraf olarak, “Evet, icabında insanlığı korumak için savaş yapmak zorunludur. Savaş yapmak bir fazilettir, bir ahlâktır” sonucuna gelmiştir.

Kur’an'ın emrettiği büyük farza rûcu etmek için savaşmak da bir ahlâk-ı Muhammedi unsurudur.

İşte, ilmiyle, mücadelesiyle, namazıyla, infakıyla, insanlık sevgisiyle bir bütünleşme gördüğünüz zaman, ahlâk-ı Muhammedî’yi orada yakalayabilirsiniz. Bu fevkalâde önemlidir. Özellikle birçok velinin hayatına baktığınız zaman bunu görürsünüz.

Mesela, Necmeddinî Kübra Hazretleri, 114 yaşında savaşa girmiş bir velidir. Bunun yanı sıra, ahlâkı, fazileti, fedakârlığı en üst seviyedir. İcabında çok basit bir insana köle olmuş; ilmini, bilgisini öğretmiştir. Her türlü insana hizmet etmek bakımından da mahviyeti neredeyse yerlerdedir. Bunları böyle İslâm yüceleri üzerinde müşahade ederseniz, ahlâk-ı Muhammedî’yi daha yakından tanıyabilirsiniz.

Ahlâk-ı Muhammedî bir bütündür. İnfakı olmayan bir ahlâk-ı Muhammedi olmaz. Namazı olmayan bir ahlâk-ı Muhammedî olmaz. Özellikle insanlık sevgisi olmayan, şerre karşı mücadelesini her zaman içinde hissedemeyen bir ahlâk-ı Muhammedî olmaz.

İlim olmazsa olmazıdır

Ahlâkı Muhammedî’nin çok önemli bir özelliği de ilim olmadan ahlâk-ı Muhammedî’nin olmamasıdır. Ama ne yazık ki, yıllarca İslâm’ı, ilimden dışarıda tutarak satmak istemişlerdir. Bu da tabii karşı tarafın bir taktiğidir, oyunudur. Özellikle İslâm’ı tahrip için yola çıkan şahıslar, cemiyetler, İslâm’ın en güçlü taraflarının ilim olduğunu, infak olduğunu, mücadelecilik, savaşçılık olduğunu görerek, bunları teker teker yok etmek için yanlış reçeteleri sunmuşlardır.

Ama ahlâk-ı Muhammedi gözden kaçmayacak yahut inkâr edilemeyecek kadar mükemmelliği temsil ettiği için ne tarafından baksanız onun içerisindeki infakı, mahviyeti, ilmi, mücahitliği mutlaka göreceksiniz. Bundan dolayıdır ki ahlâk-ı Muhammedî’nin adaleti, hakkı içerisine alan düzen (nizam) sistemindeki varlığını hayranlıkla izlememiz için defalarca, milyonlarca kez Asr-ı Saadeti ve Efendimizin hayatını çok iyi okumamız lâzım gelir.

Ahlâk-ı Muhammedi’yi teorik çizgilerden çıkarıp bir bütünlük içerisinde, Fahr-i Kâinat Efendimizin hayatında, savaşlarında, insanlara yaptığı muamelelerde, sabrında ve insanlığa yaptığı müthiş hizmetlerde görürüz. Çünkü Efendimizin 12 yıl boyunca, bütün mücadelesine rağmen, 150 kişinin üzerinde taraftar bulamamasına karşı, gösterdiği direnç ve sabır, aklı başındaki bütün bilim adamlarını hayran bırakıyor. Hatta Fahr-i Kâinat Efendimizin 12 yıl 150 kişi ile mücadelesini sürdürme sabrı, Allah’a karşı itimadının, sevgisinin ve ilgisinin en mükemmel tezahürüdür ve Peygamberliğinin en müthiş bir örneğidir.

İnsanın evvelâ beton gibi imanı olacak!

Efendimiz, ayetleri yorumlarken de fevkalâde ince davranmıştır. İnsanın elini cebine atmasındaki zorluktan dolayı, borç verme kademelerini Efendimiz bir kolaylık olarak göstermiştir. “İnfak etmiyorsan bari çıkarıp borç ver. On kişiye borç ver, sekizi getirip öder ikisi kalırsa on kişiye birden infak etmiş sayılırsınız” buyuruyor.

“Yazıklar olsun o namaz kılan münafıklara! Onlar ki, namazlarından gafildirler. Onlar ki Allah rızasını aramak yerine, insanlara gösteriş yaparlar. En küçük bir yardımı da insanlardan esirgerler” (Maûn; 4-7) ayetinin hükmü altına girilmemesi için Efendimiz, “Hiç değilse borç verin, borçluyu sıkıştırmayın, hatta gerekirse bağışlayın” buyuruyor.

Efendimiz bunu, o adamın, o sıradaki bütün namazları kabul olsun diye söylemiştir. Bu, fevkalâde büyük bir inceliktir. Çoğumuz, “Namaza duruyorum, kabul oldu mu, olmadı mı, aklıma namazda bir şeyler geliyor” deriz. Bu endişemizi gidermenin bir yolu vardır; eğer o sırada bir mümine borç vermişsek, ödemeyince gönlümüze bir sıkıntı getirmeden de “Benim sevabım olsun” diyebiliyorsak, o borç ödenene kadar kıldığımız bütün namazlar kabul olur. (Bir mümini sıkıntıdan kurtardığımız için.)

Mâûn Suresi’nin yukarıdaki ayetleri, üzerinde çok durulması gereken bir husustur. Borç vermek de bir nevi yardımlaşmadır. Bu kadar hassas bir konuyu, Efendimizin bu kadar geniş tutması ve herkese yaygın hale getirmesi, namaz kılanların hepsinin namazının kabul olması içindir.

Efendimiz, “Namaz Allah’la konuşmaktır” buyuruyor. Bu kadar önemli bir ibadet olan namazın, kabul olmamasının (namazı ruhuna uygun kılmamanın, ihlâslı olamamanın, lezzet alamamanın) bir numaralı sebebi, Sûre-i Mâûn’da bildirilen yardımlaşma huyunun teşekkül etmemesidir. İki numaralı sebebi ise eğer insanın imanında zaaf varsa namaz kabul olmaz. Çünkü şek (şüphe) üzerine iman teşekkül etmez (olmaz). Mümin olmayana da zaten namaz farz olmaz. Bir insanın evvelâ beton gibi imanı olacak!




“Bütün insanlar imanından dönse…”

Beton gibi imandan kastımız şudur. Şu dünyanın kargaşasında iletişim vasıtaları, radyolar, televizyonlar, gazeteler imanımızı yontacak envai çeşit balonlar uçurur. “Başka gezegenden, uzaydan gelenler şöyle yapmış, böyle yapmış” veya “Siz aslında maymundan geldiniz” gibi balonlar uçururlar. Üzerine bir sünger bastırmışsın gibi bütün imanın zevkini çeker alır bunlar.

Öyle bir imana sahip olacak, kendimize öyle bir iman kapısı açacak ve Cenab-ı Hakk’a, “Ya Rabbi şahit ol ki, şu dünyada yaşayan insanların hepsi imanından dönse, hepsi kendilerine göre mantıklı, fotoğraflı, sinemalı -haşa- “Dinin aslı yoktur, inanmayın(!)” diye delil getirip karşıma koysalar, yine ben Senden dönmeyeceğim, Resulünün yolundan dönmeyeceğim. Şahit ol bana” diyeceğiz. İman böyle olacak!

Sûre-i Maûn’da Allah, “Veyl (Şiddetli kötülük, hüzün ve helak, elem verici azap)” diyor, “Siz yardımlaşma yapmıyorsunuz, kimseye faydanız yok, o namaz sahtedir, o namaz yanlıştır” buyuruyor. Efendimizin bu ayetlere getirdiği yorum şudur: “İnfakı olmayanın namazı yoktur. Namazı olmayanın hiçbir şeyi yoktur.” Bu hadis-i şerif, Müslümanlığın özet yorumudur.

Biliyorsunuz, günah ve sevap ayrı mütalâa edilmesi gereken konulardır. Bunun çok tartışması olmuştur. Bana da çeşitli yerlerde sormuşlardır: “Bu adam namaz kılıyor ama arada içki de içiyor, öyleyse namaz kılmasın.” Ama İslam öyle demiyor. “İçki içersen şu kadar eksi puan, namaz kılarsan bu kadar artı puan alırsın.” Kısacası bunun değerlendirmesi Cenab-ı Hakk’a aittir.

Biz, Rabbimizin Sûre-i Mâûn'da “Veyl” diye nitelendirdiği sınıfa girmemeye hassasiyetle özen göstereceğiz. İmkânlarımız neye elveriyorsa yardımlaşma zevkini bir an için unutmayacağız. Böylece ahlâk-ı Muhammedî’nin bir unsurunu daha yaşamanın doyumsuz hazzını alacağız.

DR. HALUK NURBAKİ
__________________
Derdi dünya olanin dünya kadar derdi olur...
Alıntı ile Cevapla

Konu Sahibi Nesli_Nur 'in açmış olduğu son 5 Konu Aşağıda Listelenmiştir
Konu Forum Son Mesaj Yazan Cevaplar Okunma Son Mesaj Tarihi
inşikak süresini tanıyalım.. Sorularla Sureleri Tanıyalım bilinmez 7 1527 26 Haziran 2015 14:55
muttaffifin suresini tanıyalım.. Sorularla Sureleri Tanıyalım bilinmez 10 2162 24 Haziran 2015 14:17
Kıyamet Suresini Sorularla Tanıyalım Sorularla Sureleri Tanıyalım bilinmez 11 2373 28 Nisan 2015 16:18
Tahrim Süresini Tanıyalım Sorularla Sureleri Tanıyalım bilinmez 11 2109 03 Mart 2015 07:46
Casiye Süresini Tanıyalım Sorularla Sureleri Tanıyalım bilinmez 9 1667 28 Ekim 2014 07:36

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:

Benzer Konular
Konu Başlıkları Konuyu Başlatan

Medineweb Forum Ana Kategori Başlıkları

Cevaplar Son Mesajlar
Müslümanız ama, Ahlâk yok! FECR Adap-Edep-Ahlak 6 10 Haziran 2015 13:59
Ahlak nedir? Medineweb İslam Ahlakı 1 17 Mayıs 2014 16:34
TAĞUT'LA SAVAŞMAK DURURKEN NİÇİN TASAVVUFLA UĞRAŞIYORSUNUZ ? YorgunSavaşçı Tevhid Ve Şirk Konuları 9 10 Mart 2014 13:12
Ahlak-ı Nebi MusabBinumeyr Adap-Edep-Ahlak 0 15 Ağustos 2012 21:41
yürüyen ahlak YaŞuHa Adap-Edep-Ahlak 2 19 Temmuz 2011 01:09

Yeni Sayfa 1

www.medineweb.net Ana Sayfa

Tefekküre Davet Köşesi

Medineweb Sosyal Medya Guruplarımıza Katılın

facebookacebook   twitter Twitter   InstagramInstagram

Medineweb Alemdarhost sunucularında barındırılmaktadır.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284