Medineweb Forum/Huzur Adresi
Go Back   Medineweb Forum/Huzur Adresi > ..::.İLAHİYAT-ÖNLİSANS -AÇIK ÖĞRETİM FAKÜLTESİ.::. > 2.SINIF*Güz Dönemi* > İslam Mezhepler Tarihi

Konu Kimliği: Konu Sahibi nurşen35,Açılış Tarihi:  26 Aralık 2015 (12:01), Konuya Son Cevap : 26 Aralık 2015 (12:17). Konuya 7 Mesaj yazıldı

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme
Alt 26 Aralık 2015, 12:01   Mesaj No:1
Medineweb EDİTÖRÜ
Medineweb Emekdarı
nurşen35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: nurşen35 isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 38944
Üyelik T.: 09 Şubat 2014
Arkadaşları:58
Cinsiyet:Bayan
Mesaj: 9.270
Konular: 978
Beğenildi:3296
Beğendi:2636
Takdirleri:4519
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart İslam Mezhepleri Tarihi 1/6 Ünite Özetleri ve Deneme Soruları

İslam Mezhepleri Tarihi 1/6 Ünite Özetleri ve Deneme Soruları

[Linkler Ziyaretçilere Kapalıdır.Giriş Yap Veya Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
O (cc)’NA SIĞINMAK AYRICALIKTIR
Alıntı ile Cevapla

Konu Sahibi nurşen35 'in açmış olduğu son 5 Konu Aşağıda Listelenmiştir
Konu Forum Son Mesaj Yazan Cevaplar Okunma Son Mesaj Tarihi
Arapça 3 Özel Notlar Arapça 3 Kara Kartal 2 51 19 Mayıs 2019 15:08
Son dakika: Minik Nurcan'dan kötü haber. Gazete Manşetleri-Gündem Mihrinaz 2 39 19 Mayıs 2019 14:11
Üniversiteye Giriş Sınavı, Hazırlık Dahil Tümden... Gazete Manşetleri-Gündem nurşen35 0 27 18 Mayıs 2019 15:18
Canan Karatay'' En Sağlıklı Meyve Zeytindir'' Dedi Sağlıklı Yaşam ve Beslenme nurşen35 0 24 18 Mayıs 2019 15:12
İnönü İlitam Arapça 1 /2017 Soru Çözümleri MALATYA İNÖNÜ İlitam nurşen35 0 26 15 Mayıs 2019 16:25

Alt 26 Aralık 2015, 12:05   Mesaj No:2
Medineweb EDİTÖRÜ
Medineweb Emekdarı
nurşen35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: nurşen35 isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 38944
Üyelik T.: 09 Şubat 2014
Arkadaşları:58
Cinsiyet:Bayan
Mesaj: 9.270
Konular: 978
Beğenildi:3296
Beğendi:2636
Takdirleri:4519
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart Cevap: İslam Mezhepleri Tarihi 1/10 Ünite Özetleri


ÜNİTE 1

MEZHEPLER TARİHİNE GİRİŞ

İSLAM MEZHEPLER TARİHİ

Müslümanlar Hz. Muhammed’in vefatından sonra siyasi ,dini ve fikri konularda ayrılığa düştüler.Bu ayrılıklar hicri 30’lı yıllardan itibaren çeşitli cepheleşme ve hizpleşmelere yol açtı.

Tanımı

Bir bilim dalı olarak İslam Mezhepleri Tarihi için şu tanımı yapmak mümkündür.’’geçmişte ve günümüzde siyasi ve itikadi gayelerle vücut bulmuş,’İslam Düşünce Ekolleri diyebileceğimiz beşeri ve toplumsal oluşumların;doğdukları ortamı, doğuş sebeplerini ,teşekkül süreçlerini ,fikirlerini, mensuplarını, edebiyatını,yayıldıkları bölgeleri ve İslam düşüncesine katkılarını temel kaynaklardan hareketle zaman-mekan bağlamında ve fikir-hadise irtibatı çerçevesinde betimleyici metotla ve tarafsız gözle inceleyen bir bilim dalıdır.’’—Mezhepler tarihi araştırmacısının trafsız olabilmesi için betimleyici metot kullanması gerekir.Kural koyucu –düzgesel değil betimleyici –tasviri bir bilgilendirme yapmalıdır.

Amaçları

1.İslam Mezhepleri Tarihi,mezhepleri geçmişe uzanan bir perspektif içerisinde tüm yönleriyle araştırmaktır.

2.Mezhepleri tüm yönleriyle inceleyen bu bilim dalı Müslüman toplumların dinî,siyasî,sosyolojik ve psikolojik bakımlardan potansiyel zaaf ve kuvvetlerinin ölçülmesinde çok önemli verileri bulup çıkarabilmektir.

3.Mezheplerin bir din gibi sunulup topluma dayatılmasıyla birlikte çoğulcu yapı bozulmuş,dinin özündeki hoşgörü ve kucaklayıcı tavır ortadan kalkmıştır.—İşte mezhepler tarihi iyisiyle kötüsüyle yaşanan her şeyi sağlam bir bilimsel zeminde ortaya koyarak önümüzü aydınlatmayı amaçlar.Tarihen alınması gereken dersleri görünür kılmaya çalışır.

4.Ayrıca Mezhepler Tarihi ortaya koyduğu objektif bulgularla mezhep ve gruplar arasındaki önyargıları giderici bir işlev görebilir.

Konuları

Henüz sosyalleşmediği,kurullaşmadığı,kendine mahsus doktrinleri oluşmadığı için mezhep olarak kabul edilemeyecek dinî gruplar,cemaatler,akımlar,ekol ve okullar ,siyasî hareketler veya tarikatlar da,’’farklılaşıp mezhepleşme’’ potansiyelini bünyelerinde taşıdıklarından Mezhepler Tarihi uzmanlarınca gözlemlenip incelemeye alınırlar.

Diğer Din Bilimleriyle Olan İrtibatı

1.Kelam: ‘’kesin deliller kullanmak ve vaki olacak gidermek suretiyle dinî inanç esaslarını ispata kudret kazandıran bir ilim dalı’’ olarak tanımlanmaktadır.Kelamcılar,inanç esasları üzerindeki şüpheleri gidermeyi amaçlamışlardır.—İşte Kelamcıların söz konusu bilgiyi sıhhatli kaynaklardan ve doğru biçimde elde edilmeleri Dinler ve Mezhepler Tarihi araştırmalarıyla mümkündür.

2.Dinler Tarihi:Mezhepler Tarihi gibi klasik dönemde Kelam ilmi ile birlikte çalışmış,yanlış inanç ve uygulamalar kaynaklarında tespit ederek kelamcılara veri sağlamıştır.

3.Mezheplerin inançlarına ait kavramların ,terminolojik bakiyelerin,geleneklerin,ritüellerin yanı kısacası fenomenlerin incelenmesinde Din Fenomenolojisi disiplini Mezhepler Tarihi’ne yardımcı olur.

4.Mezhepler ve dinî gruplar sosyal gerçeklikler oldukları için Din Sosyolofisi’nin ilgi alanına girerler.

5.Kişinin mezhep ve cemaati ile aynileşmesi ,inancında müteassıplaşması,grubundan olmayan diğer müminleri ötekileştirmesi ,bazen şiddete yönelmesi,liderlerin kutsanması,ilahi kaynaklı olduğuna inanılan yol gösterici rüyalar, toplumdan soyutlanma davranışları grup gerilemesi ve kurtarıcı bekleme gibi vakalar Din Psikolojisinin ilgi alanı içindedir.—İslam Tarihi bilim dallarıyla yakından ilgilidir.Çünkü halifelik tartışmaları,isyanlar ve iç savaşlar belli bşr mezhebin kurmuş olduğu devlet ve hükümet İslam Tarihi tarafından geniş şekilde ele alınmaktadır.

Önemli Terim ve Kavramları

1.Makâlât:Bu sözcüğün tekili olan makale;fikir,söz,kanaat,inanç manalarına gelmektedir.—Yazılan ve türünün ilk örnekleri olan küçük hacimli eserler makalat diye anılmıştır.Ayrıca Ashabü’l-makalat ifadesinin makaleler ,yazan kimseleri,tanımlamak için kullanıldığı da görülmektedir.

2.Çoğulu fırak olan fırka terimi,daha yaygın bir kullanım alanı bulmuştur.Siyasi ve itikadi gayelerle vücut bulmuş gruplar yanında,kendilerini İslam’a nispet eden dinî,felsefî ve siyasî oluşumlar da fırka terimiyle karşılanmıştır.

3.Mezhep terimi ise Mezhepler Tarihi edebiyatında daha çok ‘makale’nin eş anlamlısı olarak söz,kanaat,inanç manalarında kullanılmıştır.—Türkçe’de mezhep sözcüğü hem sosyal oluşumu hem de bu oluşumun düşünce ve pratiklerini birlikte birlikte tanımlamaktır.

Edebiyatı

1.Edebiyatın Oluşum Dönemi:Mezhepler Tarihi edebiyatının ilk örnekleri olan makalat türü eserler,batıl kabul edilen görüşleri ret ve hak addedilen fikirleri ispat amacıyla çeşitli mezheplere mensup müelliflerce kaleme alınmışlardır.—Mu’tezile,inançları yönünden ,zararlı gördükleri İslam kökenli ya da gayri İslami akımların fikir ve pratiklerini doğrudan muhatap alıyorlar,onlarla mücadele etmeyi amr-i bi’l-ma’ruf prensibi uyarınca zorunlu görev kabul ediyorlardı.bu nedenle bu türden en fazla eser üretenler Mu’tezile alimleri olmuştur.

2.Edebiyatın Gelişim Dönemi:Bu dönemde kaleme alınmış eserlerin birçoğunda mezhep ve dinî grupları tasnifte meşhur yetmiş üç fırka hadisi esas alınşıtır.—El-Fark beyne-l Fırak’ın yazarı Abdülkadir Bağdadi ile el Milel ve’n Nihal’in yazarı Şehristani ‘kurtuluşa eren fırka’ olarak Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat ‘in itikadını ,mahiyetini ve özelliklerini açıklayan kitaplar yazmıştır.—Dönemin müelliflerinin çoğunluğu Sünnî kelamcılardır.

3.Edebiyatın Duraklama ve Taklit Dönemi:Mezhepler Tarihi yazıcılığı yaklaşık yedinci hicri asırdan itibaren elindeki mevcut müktesabatı yeniden üretip tekrarlayan bir karakterle karşımıza çıkar.Mu’tezile düşünce dünyasından büyük ölçüde çekilmiştir.Hâriciler etkinliklerini kaybetmişlerdir.Ayrıca yeni mezhep ve akımlar ortaya çıkmıştır.Moğol istilasını izleyen yıllar büyük fikir çalkantıları yaşamıştır.—İlk Osmanlı müderrisleri genellikle Râzi ekolünün takipçisiydiler.—Rafızilik adı altında hem Safevi devletinin resmî mezhebi olan İmamiyye Şiiliğine hem de Safevilerin etkisindeki Anadolu ‘daki mezhebi olan İmamiyye Şiiliğin hem de Safevilerin etkisindeki Anadolu’daki Kızılbaş-Alevî zümrelerine karşı suçlamacı ve dışlamacı söylem hakim olmuştur.

4.Yakın dönemdeki Gelişmeler:II Meşrutiyet sonrası dönemde İslam Mezhepleri Tarihi Müstakil bir ders hüviyetinde medrese müfredatına dahil edildi.— 1979’da İran’da gerçekleşen devrim,Şia üzerindeki araştırmaları hızlandırmıştır.Şia araştırmalarında bilimsel yayın patlaması yaşandı.ABD’deki 11 Eylül (2001) saldırısının ardından da Selefilik ve Vehhabilik ilgi odağı oldu.

Bu Özetler İlimdünyası Ailesi İlahiyat Yönetimi Tarafından Hazırlanmıştır. [Linkler Ziyaretçilere Kapalıdır.Giriş Yap Veya Üye Olmak için TIKLAYIN...] Lütfen Kaynak Gösteriniz.


İslam Mezhepleri Tarihi’nin Metodolojik Problemleri

1.Mezhepleri İsimlenirme ve Sınıflanmada Problemler

a)Birçok mezhep ismi yapay olarak üretilmiştir.Bunun başta gelen sebebi 73 fırka esaslı tasnif sisteminden doğan boşlukları doldurma gayretidir.

b) Mezhep isimlerinin bir kısmı muhalifler tarafından aşağılama kastıyla konulmuştur.

c)Klasik kaynaklar bazı mezhep isimlerinin çıkışlarıyla ilgili bir takım hikayeler nakletmektedirler.

d)Bazı mezhep isimlerinin,ayet ve hadislerde geçen isim ve kelimelerle irtibatlandırılması de genelde problemlidir.Mesela ayet ve hadisteki kelime olumlu çağrışım yapıyorsa mezhep ismini iyileştirip meşrulaştırma;gayesi güdülmüş olabilir.

2.Tarih okumada problemler

a)Mezhepler ve dini gruplar kendi kaynaklarında Mesela Hz. Peygamber’in zamanından itibaren var olan fikirlerin ve yapıların temsilcileri oldukları şeklinde sahte bir görüntü vermektedirler.

b)Sosyal olaylarda çok sebeplilik ve fonksiyonellik ilkeleri geçerlidir.Tarihi bir olayın aslında birden fazla olan sebeplerini tek bir sebebe indirgemek doğru değildir.

c)Kavramlar tarihseldir.Her kavram ,ait olduğu tarihin şartları içinde anlam kazanmıştır.

d)Kaynak eserlerde tarafgirlikler ve çarpıtmalar yapılmıştır.

e)Mezhep ve grupların birçoğu,kendi lehlerine gerçek dışı isnat girişimlerinde bulunmuşlardır.Mesela;Hz.Peygamber’in ağzından kendi mezhepleri lehine veya muhalif mezhebin aleyhine hadisler uydurmak;geriye doğru üstat silsileleri icat ederek mezhep ile Hz. Peygamber arasında bir köprü kurmak suretiyle kendi fikir ve amellerine meşruiyet kazandırmak türünden isnat girişimlerinde bulunulmuştur.

İlimdünyası

__________________
O (cc)’NA SIĞINMAK AYRICALIKTIR
Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Aralık 2015, 12:07   Mesaj No:3
Medineweb EDİTÖRÜ
Medineweb Emekdarı
nurşen35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: nurşen35 isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 38944
Üyelik T.: 09 Şubat 2014
Arkadaşları:58
Cinsiyet:Bayan
Mesaj: 9.270
Konular: 978
Beğenildi:3296
Beğendi:2636
Takdirleri:4519
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart Cevap: İslam Mezhepleri Tarihi 1/10 Ünite Özetleri

ÜNİTE 2

MEZHEPLERİN ORTAYA ÇIKIŞ NEDENLERİ

PSİKO-SOSYAL FAKTÖRLER

İnsan sosyal bir varlıktır.İnsanın içinde bulunduğu toplumsal gerçeklik,hakikat algısının şekillenmesinde birincil derecede işlev görür.—Mezheplerin oluşum ve gelişim süreçlerinde insan hem bireysel hem de toplumsal olarak aktif rol üstlenmektedir.

1.İnsanın Tabiatı:İnsanın yetiştiği ortam,yaşadığı zaman dilimi,karşılaştığı psiko-sosyal problemler,muhatap olduğu insanlar din anlayışının şekillenmesinde önemli bir rol oynar.Mesela Medine’deki Müslümanların İslam dinini anlama biçimleriyle,çölden gelen bedevilerinki aynı olmamıştır.

2.Nassların Tabiatı:Mezheplerin doğuşuna yol açan farklılaşmalar nassların yorumu konusundaki görüş ayrılıklarından beslenmiştir.—Kur’an insan aklına geniş bir hareket alanı tanımıştır.Mesela pek çok ayette insan düşünmeye ve aklını kullanmaya davet edilmiştir.

3.Farklı Din , Kültür ve Medeniyetlerle Olan Etkileşimler:İslam , Mekke ve Medine sınırlarını aşıp geniş kitlelere ulaştıkça,farklı dinlere ve kültürlere mensup kişilerde müslüman oldu.—Hz. Peygamber döneminden itibaren Mekke ve Medine , yeni dinin merkezi olmaları dolayısıyla çok fazla göç almaya başladı.Bu durum, demografik yapılarının yeniden şekillenmesine yol açtı.—Ama yeni durum,yeni problemlere de kapı araladı:Mesela bedeviler için şehir yaşamı,hızlı baş döndürücü bir kültür değişimiydi ve yeni duruma intibak sorununu beraber taşıyordu.—İslam dininin,diğer semavi dinlere karşı üstün olduğu Müslümanlarca temellendirilmeye çalışıldı,Yahudi ve Hristiyan din adamlarıyla tartışmalara girildi.



SOSYO-POLİTİK FAKTÖRLER

Hz.Muhammed’in 10/632 yılındaki ölümüyle birlikte ,siyaset eksenli gelgitler yaşamıştır.—İlk ortaya çıkan farlılaşmalar genelde siyasi temelli olmuştur.—Bu ihtilaflar kimi zaman karşılıklı silahlı mücadele boyutuna varmıştır.

1.Halife Seçimleri:Halife seçimine yönelik ilk girişim Medineli müslümanların Sa’ide Oğulları gölgeliğinde bir araya gelip Sa’da b. Ubade ismi üzerinde uzlaşmalarıdır.—Hz. Ömer ,Hz. Ebubekir ve Ebu Ubeyde hızlıca ensarın toplandığı yere geldiler ve karşılıklı müzakerelere başladılar.—Hz.Ebubekir ve Hz. Ömer ,Hz. Ebubekir’in halifeliği konusunda Sad b. Ubade dışında orada bulunan tüm sahabeler uzlaştılar.—Hz. Ali ve Haşimoğulları , belli bir müddet gecikmeyle de olsa Hz. Ebu Bekir ‘e halife olarak biat ettiler.

2.Hz. Osman Dönemi Olayları: Hz. Osman’ın on iki yıl süren halifenin ilk altı yılı , sonradan yaşanacak problemlerin ipuçlarını bünyesinde taşımakla birlikte genellikle sorunsuz geçmiştir.İkinci altı yılında Ümeyye Oğulların’dan olan Hz. Osman’ın devlet görevlerinde ve vali atamalarında kendi akrabalarını tercih etmesi ,kökleri İslam öncesine uzanan Ümeyyeoğulları – Haşimoğulları çekişmesini ve rekabetini tetikledi.--Hz. Osanın otoritesini tam olarak gösteremedi .Diğer halifelerin uygulamalarıyla uyuşmayan bazı yaptırım ve tutumları olmuştur.Söz konusu tutumları,tümüyle keyfi değildir; temelinde önemli hassasiyetler yatmaktaydı.—Hz. Osman’ın ölümünden sonra Medine’de yaşanan kargaşanın mimarları ,Hz. Ali’nin hilafeti üzerinde uzlaştılar ve Medine halkını ona biat etmeye zorladılar.—Medine halkı onun hilafetinin Hz. Osman ‘ın katillerini bulup cezalandırması koşuluyla kabul etti.—Hz. Osman’ın katilleri bir veya birkaç kişiyle sınırlı değildi; aksine bir topluluk tarafından öldürülmüştü ve bu topluluk Hz. Ali’nin halife olmasını sağlayan kesimdi.Zaman Hz. Ali’nin aleyhine işliyordu.

3.Cemel ve Sıffın Savaşları:Hz. Osman’ın katillerinin bulunması geciktikçe , Hz Ali’nin halifeliğine yönelik tepkiler artmaya başladı.Bu süreçte en önemli gelişme,başlarında Hz. Aişe ile Talha ve Zübeyr gibi seçkin sahabilerin de bulunduğu bir kesimin ,halifeliğe karşı birleşmesiydi.—Hz.Ali ordusuyla muhalefet ordusunu Basra’da karşıladı.—Gece yarısında ise her iki kesimin taraftarları arasında, karşı tarafın baskında bulunduğu yönünde bir şayia yayıldı.Her iki kesim de ne olduğunu anlamadan kendilerini bir savaşın içinde buldular.Birçok sahabinin şehit olduğu Cemel savaşı , Hz.Ali ve taraftarlarının lehinde sonuçlandı.Böylece Hz .Ali’nin otoritesi iyice güçlendi.—Suriyeliler ve Şam valisi olan Muaviye Hz. Ali’nin halifeliğini tanımadı.Muaviye Hz. Osman’ın katillerinin bulunup cezalandırılması isteğini daha da ileri bir noktaya taşıdı ve onun katillerinden Hz. Ali’yi sorumlu tuttu.—Sonunda iki kesim arasında kaçınılmaz bir savaş başladı.—Muaviye ordusu bozguna uğramak üzereyken , Amr b. El-As ‘ın önerisiyle mızrakların uçlarına Kuran ayetlerinin yazılı olduğu sahifeler takılarak , savaşın durdurulması ve Kuran’ın hakemliğine baş vurulması talep edildi.Hz. Ali olayın bir hile ve aldatmaca olduğunun farkındaydı.Ama bu hileden oldukça etkilenen askerlerine bu gerçeği anlatmayı başaramadı.




TAHKİM OLAYI

Hz.Ali’nin hakemi olarak Ebu Musa el-Eşari , Muaviye’nin hakemi olarak da Amr b.el –As seçildi.Her iki hakem , Hz.Osman’ın katillerinin bulunup derhal cezalandırılması ve bunu da şura yoluyla gerçekleştirilmesi konusunda anlaştılar.Bu kabul Hz. Ali ile Muaviye’nin ilk etapta görevlerinden alınmalarını ve şura yoluyla alınacak karara uymalarını gerekli kılıyordu.

Amr b. El-As antleşma metnine sadık kalmayarak , Hz. Ali’yi görevden alıp yerine Muaviye’yi getirdiğini söyledi.Bunun üzerine ortalık yeniden karıştı ve bir sonuca varılamadan olay neticelendi.
Bu olay sonunda Hz. Ali’nin taraftarları ikiye bölündü.Hz. Ali’yi tahkime zorlayanlar,bunu yapmakla günah işlediklerini ,fakat bu günahlarından tevbe ettiklerini,Hz.Ali’nin tevbe etmesi gerektiğinin iddia ettiler.Hatta daha da ileri giderek Hz. Ali’yi hakem tayin ettiğinden dolayı küfürle suçladılar.Hicretin 40.yılında Hz. Ali yine onlardan birisi olan Abdullah b. Mülcem tarafından şehit edildi.


İlimdünyası İlahiyat Ailesi

__________________
O (cc)’NA SIĞINMAK AYRICALIKTIR
Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Aralık 2015, 12:09   Mesaj No:4
Medineweb EDİTÖRÜ
Medineweb Emekdarı
nurşen35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: nurşen35 isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 38944
Üyelik T.: 09 Şubat 2014
Arkadaşları:58
Cinsiyet:Bayan
Mesaj: 9.270
Konular: 978
Beğenildi:3296
Beğendi:2636
Takdirleri:4519
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart Cevap: İslam Mezhepleri Tarihi 1/10 Ünite Özetleri


ÜNİTE 3

YÖNETİM,İMAN-KÜFÜR VE KADER MESELELERİ ETRAFINDA OLUŞAN İLK MEZHEPLER

HARİCİLİK

İsimlendirilmesi ve kavramsal çerçeve

Harici ,’’çıkmak,itaatten ayrılıp isyan etmek’’ anlamındali hurûc kökünden ,meydana gelmiş bir terim olup topluluk ismi olarak ‘’Hariciyye’’ ve ‘’Havaric’’ şeklinde kullanılır.Hariciye adını ‘insanlardan ,dinden, haktan veya Hz. Ali’den uzaklaşan ve yönetime karşı ayaklanarak cemaatten çıkanlar’ anlamında kullanmışlardır.Yine dinden çıkanlar anlamında Marika ismini de kullanmışlardır.—‘canlarını ve mallarını Allah’a satanlar’ manasındaki ayete nispetle kendilerine Ehli Şurat da demişlerdir.Hakemlere rıza göstermeyi reddetmelerinden dolayı Muhakkime; Hz.Ali’den ayrıldıktan sonrailk toplandıkları yer olan Harura’ya nispetle Haruriyye ve buradaki reisleri Abdullah b. Vehb’e nispetle de Vehbiyye adlarını almışlardır.

Doğuşu ve Gelişimi

Hariciliğin doğuşu hemen hemen bütün tarihçiler tarafından hakem olayının ortaya çıkışına bağlanmıştır.—Önce tahkime razı olup sonra tahkimi küfür sayan ma’lum grup anlaşmayı bozarak tevbe ederek tahkimi reddetmesi hususunda halife Hz. Ali’yi ikna edemeyince ,onu terk edip Kufe yakınındaki Harura denilen yere çekildiler ve böylece ilk Harici zümreyi oluşturdular.—Abdullah b. Abbas ve Hz. Ali’nin ikna çabaları sonucu 6000 kişi, halifenin tahkimden vazgeçtiğini sanarak onunla birlikte Kufe’ye gittiler.2000 kadar Harici fırkadan ayrılıp geri döndü.4000 kişi ise sapkınlık ve anarşi suçlamasıyla öldürüldüler.Geriye kalanlar Abdullah b. Vehb er-Rasibi ‘yi emir seçti.Geri dönen 2000 kişi küçük gruplar halinde gizlice Kûfe’den çıkarak Nehveran kasabasında toplanıp kısa zamanda çevrede tam bir terör havası estirmeye başladılar.Kendi görüşlerine katılmayan,önderlerini halife olarak tanımayan, Hz.Ali ve Hz. Osman ‘ı tekfir etmeyen ve lanetlemeyen Müslümanları kafir sayıp acımasızca öldürüyorlardı.Bunun üzere Nehveran’da Hz. Ali’nin ordusu Haricilerin tamamına yakının öldürdüler.Nehveran baskını Hariciler üzerinde silinmez bir etki bırakmıştır.Emeviler döneminde ve devam eden Harici isyanları Muaviye tarafından çok şiddetli bir şekilde bastırılmıştır.

İlk Harici fırkaların ortak düşünceleri:Osman ,Ali ve onları siyasi davalarında haklı görenlerden teberrî edip uzaklaşmalarıdır.—Büyük günah işleyenleri kafir sayarlar.İmam(devlet başkanı) sünnete aykırı uygulamalarda bulunduğunda ona karşı ayaklanmayı farz olarak kabul ederler.Kendi kanaatlerine katılmayanları,Müslüman olsalar bile kafir sayıp,mal ve canlarını helal addederler.—Hariciler Hz. Peygamber’in son yıllarda çöl ve dağlık bölgelerden Medine’ye gelerek İslam’a giren,az bir müddet şehirde kalıp,o sürede ne öğrendilerse bu bilgiyle kabilelerine geri dönen Müslümanlardır.Ezberlerindeki Kur’an bilgisi tek kaynaklarıydı.—Günah işlemekten özenle sakınıyorlardı.Hatta etraflarında işlenen günahlara tepkisiz kalamayıp tövbe talebinde bulunuyorlar veya şiddetle müdahale ediyorlardı. –Kendileri gibi düşünüp yaşamayan Müslümanları kafir saymaları da yine kabileci bencillikten kaynaklanan bir karakterdi.

Harici Fırkaları

Muhakkime , Ezarika , Necedat , Sufriyye , Beyhesiyye , Acâride , Seâlibe ve İbadiyye olup diğerleri bunlardan ayrılan alt gruplardır.

Varlığını Sürdürebilen Tek Harici Fırka: İbadiyye

Adını kurucusu olduğu kabul edilen Abdullah n. İbâd’dan almıştır.Harici olmayan Müslümanlar hakkında ileri sürdüğü tekfirci ve dışlamacı görüşlere katılmayarak Basra’da Abdullah b. İbad’ın etrafında oluşturduğu bir fırkadır.—‘’Hameletü’l –ilm’’ veya ‘’Nakaletü’l-ilm’’ adı verilen bu davetçi gruplar İbadiyye’nin Mağrip,Yemen,Hadramut,Uman ve Horasan’da yayılmasını sağlamıştır.

Görüşler:İbadiler devlet başkanı belirlemenin dini bir görev olduğunu söylerler.—İmamet makamına getirilecek şahsın vasıfları konusunda Kureyş’ten olması yolundaki anlayışı kesinlikle reddederler.Onlara göre soy değil mümin vasfını taşıdıktan başka ilim,zühd ve adalet sahibi olmak önemlidir.
Allah’ın sıfatlarının zatından ayrı olmadığını söylemeleri,Kuran’ı mahluk kabul etmeleri ve ahrette şefaati kabul etmemeleri Mutezile etkisinde kaldıklarını göstermektedir.—Kulların fiilleri Allah’ın dilemesi ve yaratmasıyla oluşur.
İbadiyye’ye göre amel ,imandan bir parça olmakla birlikte,amelsizlik ya da büyük günah Müslümanı dinden çıkarmaz.Amelsizlik ve günahkarlık ‘nankörlük’ anlamında ‘’nimet küfrü’’ dür.Bu çeşit bir küfre düşen kişi tevbe ederse Müslümanlığa döner ve ebedi ahret cezasından kurtulur.—Bu dünyada dinden çıkaran küfür ise ; Allah’ı ,O’nun birliğini ,nübüvveti , Kur’an’ı inkar manasında ‘’şirk küfrü’’dür.
Günümüzde İbadiyye , başta Uman olmak üzere Hadramut , Zengibar , Libya , Tunus , Cezayir ve Batı Sahra’nın çeşitli yerlerinde varlığını sürdürmektedir.

MÜRCİE MEZHEBİ

İsimlendirilmesi ve Kavramsal Çerçeve

Mürcie kelimesi ;’’tehir etmek,ümit vermek’’ anlamlarına gelen ‘’irca’’ kökünden türetilmiştir.Terim olarak ise; ‘günahın imana zarar verdiği tezini savunarak , büyük günah işleyene ümit veren ve onun hakkındaki nihai kararı Allah’a havale edip tehir edenler ‘ anlamına gelir.

Doğuşu ve Gelişmesi

Eğer siyasi tartışmalar ve dini ihtilaflar barışı bozuyorsa , kimin haklı kimin haksız olduğunun , kimin münin kimin fasık ya da kafir olduğunun kararı Allah’a bırakılmalıdır.—Müslümanlar arasındaki yorum farklılıkları had safhaya varıp büyük günah işleyenin durumu da bunlara eklenince,ortaya meseleler hakkında peşin hüküm vermeyen ve işi Allah’a havale eden ashab ile şükkak (kuşkudakiler) diye adlandırılan kimselerin yolunu izleyen bir grup çıktı.—İleriki bir safhada Mürcie , ‘büyük günah işleyenlerden bazılarının günahları atfedilir , kötülükleri de iyiliklere çevrilir.’ Demiştir.

Ebu Hanife ve Mürcie: Ebu Hanife , amelin imanın zorunlu bir parçası olmadığı noktasında ilk Mürcieler’le aynı görüştedir.—Mürcie , iman tanımı ve icra görüşüyle birok mezhebi etkilemiştir.

KADERİYYE

Kaderiyye kelimesi sözlükte ;’kadere mensup olan,kader taraftarı’ manasındaki ‘kaderi’den gelmektedir.Terim olarak ise ‘kader inancını reddedip sorumluluk doğuran fiillerin sadece insan iradesiyle gerçekleştiğini ileri süren itikadi mezhep anlamında kullanılmıştır.—Kaderiyye ekolünün Emeviler’in , kulların iyi ve kötü fiillerini tamamıyla Allah’ın takdirine bağlayan cebriyeci din anlayışına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.

MU’TEZİLE MEZHEBİ

İsimlendirilmesi ve Kavramsal Çerçeve

Sözlükte mutezile kelimesi ‘uzaklaşan , ayrılıp bir köşeye çekilen’ demektir.

Mutezilenin Doğuşu ve Gelişmesi


Hz. Osman’ın şehit edilmesinden sonra bazı sahabilerin evlerine çekildikleri , siyasi işlere karışmadıkları ve bundan dolayı kendilerine lügat manası itibariyle ‘’mutezile’’ denildiği bilinmektedir.—Mutezile’nin gelişmesi Abbasiler döneminde olmuştur.—Mutezile alimleri halife Me’mun’u etkileyerek mezheplerini sarayın resmî iseolojisi haline getirdiler.Kuran’ın yaratılmış (mahluk) olduğu fikrini benimseyen Halife 218 yılından itibaren bu fikri reddeden kadılara ve alimlere baskı uyguladı.(mihne dönemi) .—Halife Mütevekkil , devletin Mutezile’yi destekleme siyasetine son verdi ve Mutezile’nin yükselişi durdu.—Büveyhiler döneminde mezhep yeniden canlılık kazandı.Fakat bu kısa sürdü.—Sünni otoritelerin yönettiği tenkitler sonucu Bağdat ve civarında tutunamayan Mutezililer Horasan ve Harizm bölgelerine göç ettiler.

Mutezile’nin Basra ve Bağdat Okulları

Abbasiler devrinde Mutezile mezhebi Basra ve Bağdat kollarına ayrılmıştır.—Basra ve Bağdat , Mutezile’nin faaliyetlerine merkez olmuş , buralarda yetişen davetçiler İslam aleminin değişik yerlerine gönderilmiştir.

İnanç Sistemi

İtikadi alanı sistematik bir şekilde düzenlenen ilk mezhep Mutezile’dir.İslam dininin temel ilkelerini usûl-ü hamse başlığı altında ele almıştır.

1.Tevhid:Allah’a kadim sıfatların nisbet edilmesini şirkle denk tutmak,ilahi sıfatların Allah’ın zatının aynı olduğunu söylemek, ilahi sıfatların Allah’ta kendisinin sahip olduğu hal sebebiyle mevcut olduğunu söylemek şeklinde özetleyebiliriz.Kâdi Abdülcebba...

İlimdünyası


__________________
O (cc)’NA SIĞINMAK AYRICALIKTIR
Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Aralık 2015, 12:11   Mesaj No:5
Medineweb EDİTÖRÜ
Medineweb Emekdarı
nurşen35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: nurşen35 isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 38944
Üyelik T.: 09 Şubat 2014
Arkadaşları:58
Cinsiyet:Bayan
Mesaj: 9.270
Konular: 978
Beğenildi:3296
Beğendi:2636
Takdirleri:4519
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart Cevap: İslam Mezhepleri Tarihi 1/10 Ünite Özetleri


ÜNİTE 4

EHL-İ SÜNNET VE’L-CEMAAT

Sünnet kavramı ‘’hz.Peygamber’in,söz tutum ve davranışları’’ için kullanılmıştır..Ehli sünnet mensuplarına Sünnî adı verilmektesir.

Ehl-i Sünnet ve’l –Cemaat terkibi uzun bir zaman diliminde terimleşmiştir..Ehl-i Sünnet;Hz. Peygamber’in ,sahabenin ve onların yolunu takip eden ilk nesillerin inanç sahasındaki görüş ve tercihlerini benimseyip izleyen geniş kesimlere verilen isimdir.

Doğuşu ve Gelişimi

Mevâli Hasan el-Basrî ve Ebu Hanife ile başlamış ve cumhûr ulema denilen alimlerle devam etmiştir.—Ebu’l-Hasan el-Eşari ,Mutezil’den ayrıldığını ilan ederek kelam ekolünü kurmuş;diğer taraftan da Hanefi ekolünün inanç esaslarını sistemleştiren Ebû Mansur el-Maturidi Maverâünnehir bölgesinde kendi kurmuş olduğu kelam ekolünü yaymaya başlamıştır.—Ehl-i Sünnet çatışını çatan Abdülkahir Bağdadi ve Şehristanî gibi alimlerdir. –Selefiyye; sahabe ve tabiun neslini takip eden fukâhâ ve muhaddislerin yolu olarak tarif edilir.—Ehl-i Sünnet-i Hassa ;hadis merkezli düşündükleri için Ehl-i Hadis adı verilmiştir.—Selefiyye’nin imamı Ahmed b. Hanbel ‘dir.—Diğer taraftan hicri ikinci yüzyılda başlayan tercüme faaliyetleri ve Müslümanların değişik kültürlerle karşılaşması , itikadi esasların akıl ilkeleriyle de doğrulanması ihtiyacını doğurmuştur.Bu usülün öncülüğünü Ebu Hanife yapmıştır.Bu hareket Eş’ari ve Maturidi kelam ekolleri ile canlılık kazanmıştır.Bu çizgi Sünniliğin büyük bölümünü etkilediği için Ehl-i Sünnet-i Amme adını ,aklı önemsediği için Ehl-i Rey daha sonraki yüzyıllarda oluşup geliştiği için de Hanefiyye adını almıştır.

ASHAB-I HADİS VE SELEFİLİK

Temel özellikleri , inanç esasları konusunda nasslarda ifade edilen esasları olduğu gibi kabul etmeleridir.Müteşabihatı hiç tevil etmeden tasdik ederler ve konuyla ilgili aklî delil aramazlar.İnanç esaslarını ortaya koymada takip ettikleri metod prensipleri;tasdik,tasdis,aczi itiraf,sükut,imsak,keff,marifet ehline teslim dir.
Haberi sıfatlar konusundaki bu yaklaşımlar yanında Kur’an’ın mahluk olmadığı hayır ve şerrin Allah’tan olduğu,rüyetullahı kabul etmeleri, iman ve islamı birbirinden ayırmaları,büyük günah sahibini tekfir etmemekle beraber onun imandan çıktığını ama İslam’dan çıkmadığını söylemeleri ,kıyamet alametlerini ve ahiret ahvalini ayet ve hadislerde geçtikleri şekilde yorumsuz kabullari , selefiyyenin en dikkat çeken görüşleridir.Kelam metodunu kötülemeleri ve bidatçılardan uzaklaşmaları da onlara mahsus tutumlardandır.—Selefiyye ekolü hicri 8.y.y.dan İbn Teymiyye tarafından canlandırılmıştır.




ASHAB-I REY VE KELAM MEZHEPLERİ

Rey,düşünüp taşındıktan ve doğru olan ciheti anlamak için araştırmada bulunduktan sonra varılan görüştür.

Eş’arilik

Ebu’l-Hasan el-Eşari talebeleri tarafından kurulmuştur.İlahi sıfatlar, kulların fiilleri ve iman-günah konularına dair görüşleri sebebiyle muhalifleri tarafından Müşebbihe,Cebriyye ve Mürcie gibi isimlerle de anılmıştır.

Eş’ari’nin Görüşleri

Bilgi:Doğruluğundan şüphe edilmeyen bilgilere zaruri bilgi denir.Bilgi nazar ,tefekkür ve tartışma yoluyla elde edilebilir.Bilginin kaynakları duyular,akıl ve haberdir.Haberin kesin bilgi ifade edebilmesi için tevatür yoluyla gelmesi veya bir peygamber tarafından bildirilmiş olması gerekir.

Uluhiyet:Allah’ın varlığına ancak akıl yürütme yöntemiyle ulaşılabileceğini kabul eder.

Rü’yetullah:Allah’ın görülmesi mümkündür.

Kur’an’ın yaratılmışlığı:Eş’ariler Kur’an’ın mahluk olmadığını kabul etmiştir.

Kader problemi:Kullara ait fiillerin Allah tarafından yaratıldığı hususunda ittifak ederler.

Nübüvvet:Resul olanlar ilahi emirleri insanlar tebliğ etmekle yükümlü tutulduğu halde,nebiler böyle bir mükellefiyet taşımaz.Bu sebeple kadınlardan da nebi seçilmiştir.Eş’ariler’in nübüvveti ispat etmek için dayandıkları en önemli delil mucizedir.

Ahiret:Ahiret hallerini bilmenin tek yolu nakildir.

İman-amel ilişkisi:İman tasdikten ibarettir.İkrar ve amel imana dahil değildir.Eş’ari büyük günah işleyen kimse hakkında ‘’Allah,dilerse onu affetip cennetine koyar,dilerse yoldan çıkmasından onu cezalandırır,fakat daha sonra yine cennetine koyar’’ demiştir.

İmamet:Müslümanların,bir kimseyi devlet başkanı seçmeleri farzdır.Başkanın ergenlik çağına girmiş,devlet işlerini yürütmeye ehli hür bir erkek olması gerekir.Devlet başkanlığı görevi,nasla değil Müslümanların seçimiyle belirlenir,İmamın gaybı bilmesi ve masum olması söz konusu değildir.




Maturidilik

Maturidilik,Ebu Hanife ve Maturidi’nin görüşleri etrafında olmuştur.Maturidi nakille aklı uzlaştırma yöntemini uygulayıp geliştirmiştir.—Maturidiyye’nin ekolleşmesi Ebu’l-Muîn en-Nesefi ile belirgin hale gelmiştir.

Maturidi’nin Görüşleri

Bilgi teorisi:Maturidiye göre duyuların ve aklın alanına giren konuların bilinmesin sağlayan niteliktir.Bilgi kaynakları duyular,akıl ve doğru haberdir.—Yalan olmasını aklın kabul etmeyeceği bir muhteva taşıyan mütevatir haber zorunlu bilgi ifade eder.—Âhâd haberler ise zan ifade eder,kabul edilmesi ve bağlayıcı olması için başka şartlar aranır.

İlahi ilim ve sıfatlar:Maturidi ,Allah’ın zihinde canlandırılmayan zatı hakkında sadece isim ve sıfatları vasıtasıyla bilgi sahibi olunabileceğini söylemiştir.Sıfatlar zattan bağımsız bir varlığa sahip değildir.—Her var olan ,Allah’ın dilemesi ,kaderi ve kazasının bir sonucu olarak vardır.

Kelam sıfatı:Kelam-ı lafzî hadistir.Mutlak bir ifade ile ‘ Kur’an mahluktur’ demek yanlış olup sadece lafızlarının mahluk olduğunu belirtmek gerekir.

Arşa İstiva:Maturidi’ye göre nassta Allah’a atfedilen haberi sıfatlar Allah’ın yaratıklara benzemesini nefyeden anlamlar içerir.

Ru’yetullah:Allah’ın cennette cisimlere ait özelliklerden münezzeh olarak müminlerce görüleceğini söylemiştir.

Kader:Fiiller,kazanılması (kesb) ve icra edilmeleri yönünden insanın,yaratılmaları yönünden ise,Allah’ın iradesi ve etkisiyle meydana gelir.Fiillerini insanın yarattığını kabul etmek yaratıcılıkta Allah’a ortak olmak demektir.

Nübüvvet:Allah’ın yarattığı insanları dünyevî ve dinî konularda bilgilendirmesi,doğru yolu göstermesi hikmet açısından zorunlu bir husustur.--Kadınlar peygamber gönderilmemiştir.

Ahiret:İnsanın iyilik yapana mükafat,kötülük işleyene ceza vermek gerektiğini benimsemesi ve bunu dünyada uygulaması,ahiret hayatını fikren zorunlu kılar.—Maturidilere göre kıyametin kopmasından sonra ölülerin bedenleriyle birlikte dirileceği ,ayetlerle sabir olan kesin ibr itikadi hükümdür.

İman-küfür:Maturidi’ye göre imanın asıl unsuru kalp ile tasdiktir.Dilin ikrarı ise kalpteki imanın anlatılmasına ilişkin bir vasıtadır.—İmanın artıp eksilmesi,her an iman etmeye devam etmek,yahut imanda güç,itminan ve nurun artıp eksilmesi anlamındadır.

İmamet:Müslümanlar bir devlet düzeni içinde yaşamalı ve mutlaka devlet başkanı belirlemelidir.



İlimdünyası Ailesi İlahiyat


__________________
O (cc)’NA SIĞINMAK AYRICALIKTIR
Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Aralık 2015, 12:12   Mesaj No:6
Medineweb EDİTÖRÜ
Medineweb Emekdarı
nurşen35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: nurşen35 isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 38944
Üyelik T.: 09 Şubat 2014
Arkadaşları:58
Cinsiyet:Bayan
Mesaj: 9.270
Konular: 978
Beğenildi:3296
Beğendi:2636
Takdirleri:4519
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart Cevap: İslam Mezhepleri Tarihi 1/10 Ünite Özetleri


ÜNİTE 5

ŞİİLİK I

ŞİİLİĞİN ORTAYA ÇIKIŞI VE KÖKENİ

İsimlendirilme Meselesi

Şiâ Arapça’da ‘’ş-y-a’’ kökünden gelen bir kelime olup taraftar,yardımcı,partizan anlamlarında kullanılmaktadır.Şiâ daha çok hizipleşme ve klikleşmeyi ifade eden bir lafızdır.

Terim olarak Şiâ ; Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz.Ali ve Ehl-i Beyt’ini halifeliğe en layık insanlar olarak gören,Hz. Ali’yi meşru halife kabul eden, ondan sonraki halifelerin de onun soyundan gelmesi gerektiğine inanan toplulukların müşterek adı olmuştur.—Şiâ ismi,özellikle imamet konusunda kendine özgü olan bir fırkanın özel ismi olmuştur.—Şiâ imametin İslam’ın temeli ve dinin rüknü olduğuna inanmaktır.Peygamber’in bunu gizlemesi ve yürütülmesini ümmete bırakması düşünülemez.

Şiiliğin Teşekkülü

Şiâ’nın büyük çoğunluğu ,Ali taraftarlığının Hz.Peygamber devrinde,onun vasıtasıyla ve teşvikiyle ortaya çıkıp gelişme kaydettiğini söylemiştir.Hatta Hz.Ali’nin ,imametini destekleyen,sahabilerin,daha o zaman ,Ali Şiâsı diye anıldıklarını belirtmektedirler.—Hz.Ali’nin ilk dönemde Hz. Ebubekir’in halife seçilmesinden hoşlanmadığı, ona biat etmeye belli bir süre yanaşmadığı bilinmektedir.Hz. Ali’nın Hz. Ebubekir ve önde gelen diğer zevâtla yaptığı konuşmalarda,kendisinin halifeliğe daha fazla hak sahibi olduğunu düşündüğünü gösteren ifadeleri mevcuttur.Şiîler hilafetin nass ve tayinle belirlendiğini ispat etmek için bazı deliller getirmiştir.Aynı şekilde gadîr-i Hum hadisesinden nass ve tayin manası çıkarmışlardır.
Ebû Bekir ve Ömer devrinde ,her iki halifenin de adalet ve hakkaniyete uygun hareket etmeleri sebebiyle, toplumda başka bir idareciyi iş başına geçirmek özlemi ortaya çıkmamıştır.Fakat Hz. Osman devrinde bu durum değişmiştir.Hz. Osman’ın bazı icraat ve tutumları,Hz.Osman ve çevresine karşı husumet oluşmasına ve siyasî anlamda Şiâ’nın gelişmesine zemin hazırlamıştır.
Şiiliğin Hz.Osman dönemindeki fitne olaylarına bağlı olarak ortaya çıktığı görüşünde olanlar,daha çok İbn Sebe meselesinden hareket ederler.Cemel,Sıffın ve Nehveran savaşlarında Ali ile beraber mücadele edenler, Ali’nin Şiâsı yanı siyasi tercih itibariyle Ali taraftarı idiler.Hasan b, Ali’nin ,Muaviye b.Ebî Süfyan ile yaptığı anlaşma sonucu halifelikten çekilmesi Ali taraftarlarınca hoş karşılanmamıştır. Muaviye devrinde,Ali ve sevenleri lanet edilmiş ,hatta Ali taraftarları zulüm ve baskı altında tututlmuştur.Oğlu Yezid’i halifelik için veliaht tayin eden Muaviye’nin 60/680 yılındaki ölümünden sonra Hz.Hüseyin,Yezid’e biat etmeyi reddetmiştir.Ardından yaşanan Kerbela olayı Şiâ’nın mezhep olarak teşekkül sürecine girmesinde son derece etkili olmuştur.Kerbela olayından sonra Kufe Şiâsı Tevvabûn adıyla bir hareket başlattı.Yezid b.Muaviye’nin ölümünü takiben Muhtar es-Sakafi,Hz. Hüseyin’in oğlu Ali b. Hüseyin’e (Zeynelabidin)mektup yazıp kendisine biat etmek istediğini bildirdi.Fakat Zeynelabidin onun bu teklifini reddetti.Muhtar ondan umudunu kesince Muhammed b. Hanefiyye’ye mektup yazarak aynı şeyleri bildirdi.Ardından insanları onun imametine çağırdı.Muhtar açık bir şekilde İbnü-l Hanefiyye’nin mehdî olduğunu ilan etti.Muhtar’ın tararftarları,Kerbela’nın intikamını aldılar.Fakat Muhtar 67/687 yılında Musab b. Zübeyr tarafından bızguna uğratıldı.—Hicri birinci asrın sonlarına doğru Ebu Haşim ,rakibi olmadığı için,neredeyse tüm Şiâ’nın imamı konumuna gelmiştir.—Muhammed b. El-Hanefiyye’nin ismi etrafında ortaya çıkan Keysâniyye’nın,onun ölmediği,Radvâ dağında gizlendiği (gaybet),bir gün insanların arasına geri dönerek yeryüzünü adaletle dolduracağı (mehdî) şeklindeki inançları ,Şiî farklılaşmaların ilklerindendir.Keysaniyye vasiyet nazariyesine dayanır.—Bu gelişme Şiâ hareketinin parçalanmasına yol açmıştır. Her bir fırka Ebu Hâşim’den vasiyetli olduğunu iddia etmiştir.Gulat (aşırılar) olarak isimlendirilen fırkalaırn ileri sürdüğü aşırı düşünceler (ğulüv) ,Şiiliğin teşekkül sürecinde önemli bir yere sahiptir.—İkinci hicri asırda,Şii farklılaşmasının odağında mevcuy olan aşırı fikirler zamanla ayıklanmış ve ortaya İmamiyye çıkmıştır.



ZEYDİYYE ŞİÂSI

Zeydilik ,Ali b. Hüseyin ‘in oğlu Zeyd’e, ondan sonra da oğlu Yahya’ya uyarak onların imametinin ileri sürenlerin mezhebidir.Şii fırkalar arasında mutedil olanıdır.—Zeyd’i harekete geçiren en önemli hususular, Emevi-Haşimi çekişmesi ve Emeviler’in kötü yönetimleridir.—Zeyd b. Ali’nin ,imam olacak kişinin bizzat kılıcını çekerek mücadele etmesi gerektiği fikri ve Ebu Bekir ile Ömer hakkındaki kannatleri Zeydiyye’yi döneminin diğer Şii hareketlerinden ayırmıştır.Ayrıca İmamın Hasan veya Hüseyin evladından olmasının bir önemi yoktur,her ikisinin soyundan da olabilir.—Zeydiler,Emeviler ve Abbasiler’e karşı isyanlarında başarılı olamayınca,nüfuz boşluğu olan bölgelere yönelmişlerdir.Zeydiler için hedef,her zaman iktidarı ele geçirmek olmuştur.—Taberistan’daki Zeydilik ,İsnaaşeriyye’ye zemin hazırlayarak 10/16. Asırda tamamen ortadan kalkmıştır.—Yemen Zeydiliği ise günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.Yemen Zeydiliği 6/12.yy.dan itibaren sınırlarını genişletti.—Bugün Zeydiler,Yemen nüfusunun yaklaşık %55’ini oluşturmaktadır.Zeydilik bugün Yemen’in resmi mezhebi durumundadır.

Zeydiyye’nin İtikadî ve Amelî Görüşleri

İtikad konularında Zeydiyye ,el-menzile beyne’l-menzileteyn prensibi hariç, Mu’tezile’nin ilkelerini bazı küçük farklılıklara rağmen aynen benimsemiştir.—Tevhid,Allah’ı birlemek demektir.Allah’ın zatının her türlü şüpheden uzak tutmaktır.Allah’ın sıfatları zatının aynıdır.Allah’ın sıfatları zatından ayrı değildir.İnsan aklıyla Allah’ı bilmekle mükelleftir.Allah kötü ve zulmü yaratmaz.İnsanı kendi fiilinde serbest bırakır.Allah insanlara iyilik ve kötülüğü gösterir.

El-va’d ve’l- va’id ; iyilik yapanları ödüllendireceğini,kötülük yapanları ise cezalandıracağını söyleyen Allah’ın sözünde durmasıdır.Mürtekibi kebire tövbe etmeden öldükleri takdirde cehennemde ebedi olarak kalacaklardır.Peygamber’in şefaati sadece cennet ehli içindir.Vaid ayetlerine aykırı olduğundan cehennem ehli için şefaat olmayacaktır.

Emr bi’l-ma’ruf ve nehy ‘ ani’l- münkeri; belirli şartlar yerine geldiğinde ,uygulamak vaciptir.
Zeydî fıkhı ;füru (fıkıh) konularında bir çok hususta Hanefi fıkhı ile büyük bir yakınlık içindedir.

Zeydiyye’nin İmâmet Anlayışı

Zeydiyye,Hasan ve Hüseyin neslinden her kim olursa olsun,imamet şartları kendisinde mevcut olan kimsenin imametini kabul eder.—Zeydiyye’ye göre Hz. Peygamber ,bir imam tayin etmemiş ve vasiyette bulunmamıştır.—İmam olacak kişide mutlaka bulunması gereken iki önemli vasıf takvâ ve ilimdir.Ancak bu (vehbî) bir ilim değil kesbî,yani sonradan kazanılmış,öğrenmekle elde edilen bir ilim olmalıdır.—İmam Zeyd,gâib (gizli imam) fikrini reddetmiş ,efdal-mefdûl görüşünü ortaya atmıştır.—Efdal en üstün ve en erdemli ,mefdûl ise daha az üstün ve daha az erdemli kişi anlamalarına gelir.Zeyd’e göre,Hz. Peygamber ‘den sonra en faziletli (efdal) kişi Hz. Ali’dir.



İSMAİLİYYE ŞİASI

İsmailiyye Şiası’nın Teşekkülü ve Tarihçesi

İsmail b. Cafer ‘e bağlılıklarından dolayı Halis İsmaililer (rec’at) olarak isimlendirilen bu grup, fazla uzun ömürlü olmamış ise de ,diğer grup olan Musta’liyye ve Nizariyye gibi tali kollara ayrılmak suretiyle varlığını devam ettirmiştir.

Fâtimîler:Kuzey Afrika’da İsmailiyye’yi yayıp Fâtımî devletinin temellerini atan kişi, İsmaildavetçi Ebu Abdullah eş-Şiî’dir.İsmailiyye imamı olarak 297/909 tarihinde mehdiliğini ilan etti ve krulmuş olan devletin başına geçti.
Karmatiler:Bahreyn Karmatileri ile,Irak,Rey ve Deylem’de bulunan mezhep mensupları Ubeydullah’ı tanımadılar.Bu gruplar,aşırı dini görüşler benimsediler.Bağdat Abbasî hilafetini rahatsız eden tedhiş eylemlerine giriştiler.Aşırılıkları ve mücadeleci yanları nedeniyle Karmatilik tarih içinde varlığını uzun süre devam ettiremedi.—Kısa sürede İsmaili mezhebin neredyse tek temsilcisi haline geldiler.—Muntasır’ın büyük oğlu Nizâr’ın imam olması gerekirken,kü.ük kardeşi Ahmed ,el-Müsta’lî adıyla imamlığını ilan etti.Böylece İsmailiyye ,Nizariyye ve Müsta’liyye adlı muhalif iki ana fırkaya ayrılmış oldu.


İlimdünyası...




__________________
O (cc)’NA SIĞINMAK AYRICALIKTIR
Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Aralık 2015, 12:14   Mesaj No:7
Medineweb EDİTÖRÜ
Medineweb Emekdarı
nurşen35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: nurşen35 isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 38944
Üyelik T.: 09 Şubat 2014
Arkadaşları:58
Cinsiyet:Bayan
Mesaj: 9.270
Konular: 978
Beğenildi:3296
Beğendi:2636
Takdirleri:4519
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart Cevap: İslam Mezhepleri Tarihi 1/10 Ünite Özetleri


ÜNİTE 6

ŞİİLİK II

Sadece İran,Irak,Azerbeycan ve Bahreyn gibi ülkelerde çoğunluğu sağlayabilmişlerdir.

İMAMİYYE ŞİASI’NIN TEŞEKKÜLÜ VE TARİHÇESİ

İmamiyye Şiası’nın teşekkülü

İmamiyye,Hz.Peygamber’in vefatından sonra Hz.Ali ve sırasıyla onun iki oğlu ile torunlarını Allah’ın emri,Peygamber’in tayini ve vasiyeti ile meşrû imam kabul eden ve on iki imama inanmayı dinin aslında dahil bir rükün olarak görenlerin mezhebidir.—Musa Kazım’ın ölümünden sonra ,onun imametini ileri sürenler,onun ölüp ölmediği konusunda üç ayrı gruba ayrıldılar.Birincisi;onun öldüğünü kabul ederek imâmetin oğlu Ali rıza’ya intikal ettiğine inanan Kat’iyye,İkincisi;imâmeti Musa Kazım ‘da sona erdirip onun ölümsüzlüğünü ve kâim-mehdi olduğunu iddia eden Vâkıfe,Üçüncüsü;onun ölüp ülmediği konusunda bir karara varamayan gruptur.

İmamiyye Şiası’nın Tarihçesi

On İki İmam:Ali b.İbrahim el-Kummî ,Hızır’ın Hz.Ali ve oğlu Hasan’la karşılştığında,onlara on iki imamın her birinin ismini açıkladığı meşhur rivayeti gündeme gelmiştir.İlk olarak hicri 290’lı yıllarda çıkmıştır.

On iki imam sırasıyla şu şahsiyetlerdir:
1)Ali b. Ebî Talib
2)Hasan b. Ali
3)Hüseyin b. Ali
4)Ali b. Hüseyin Zeyne’l Abidîn
5)Muhammed el-Bâkır b. Ali Zeyne’l Abidîn
6)Cafer es-Sâdık b. Muhammed el-Bâkır
7)Mûsa el-Kâzım b. Cafer es-Sâdık
8)Ali er-Rızâ b. Mûsa el-Kâzım
9)Muhammed Cevâd et-Takî b. Ali er-Rızâ
10)Ali el-Hâdî en-Nakî b. Muhammed et-Takî
11)Hasan el-Askerî b. Ali en-Nakî
12)Muhammed el-Mehdî b. Hasan el-Askerî

İmaiye Şiası’na göre halen gaybet halinde bulunan,fakat gelecekte mehdî olarak ortaya çıkıp dünyada adil bir düzen kuracağına inanılan on ikinci imamdır.

Gaybet Dönemi=İmamiyye’ye göre,Hasan el-Askerî,oğlu Muhammed’i doğduğu zaman ve kendi vefatına kadarki zaman zarfında yakınlarından birçok kişiye göstermiş ve onun,kendisinden sonra Allah’ın hucceti ve ümmetin imamı olacağını bildirmiştir.Ancak Askerî vefat edince (260/874),oğlu Muhammed de gizliliğe (gaybet) çekilmiştir.Bu tarihten itibaren başlayıp Muhammed’in döneceği kıyamete yakın bir vakte kadar devam edecek döneme Gaybet dönemi denir.

Gaybet-i Suğra Dönemi:Mehdî’yi,onun dört sefirinin dışında hemen hemen hiç kimsnein görmediği ifade edilmektedir.Mehdî’nin gaybetinin gerekçeleri olarak şu hususlar zikredilmektedir:Muhammed’in başta amcası Cafer tarafından olmak üzere öldürülme endişesi:gaybetin Şiâ için bir imtihan vesile olması;açıklanmasına izin verilmeyen bir sebebe bağlı olması;inananların Allah’ın yolundan sapmaları sebebiyle Allah’ın onlara gazap edip huccetini aralarından çekip alması ve batıl esaslar üzerine kurulmuş bir idarî sistemde gizli imama uymanın zâhir imama uymaktan daha üstün olması.—Gaybet-i Suğra döneminde sefir,nâib,yahut vekîl diye adlandırılan görevliler,imamla toplum arasında irtibat kurmuşlardır. Altmış sekiz yıl sürmüştür bu dönem.
Dört sefir sırasıyla şunlardır:Osman b. Saîd el-Amrî,Muhammed b. Osman b. Saîd el-Amrî,Hüseyin b. Ruh en-Nevbatî,Ali b. Muhammed es-Semârrî

Gaybet-i Kübra Dönemi:Dördüncü sefirin vefatıyla birlikte başlayan bu dönem liderlik sandalyesinde büyük bir boşluk yarattı.İmamın vekilleri olma görevini,ulemâdan başka devralacak kimse yoktu.Böylece ulemâ,ortaya çıkan zaruretten dolayı imamın nâibleri konumuna yükseldi.—İmamiyye’ye göre,ulemânın imamın dolaylı temsilcisi olabilmesi için iki ön şart gerekir:İlim ve adalet.Böylece bu iki vasfa sahip alim kimse,Hz.Hüseyin’in soyundan gelip gelmediğine bakılmaksızın,imamın temsilcisi olmaya hak kazanır.—Şia,sadece imamların ahbârıyla amel etmeyi tercih etmiştir.Onlar,imamların söz,fiil ve takrirlerini de sünnet kapsamının içine sokmuşlar ve buna ayrıştırıcı bir tabir olan ahbâr demişlerdir.—İmamiyye,imamın gaybetini müteakip telif eden Kütüb-ü Erba’a ve daha sonra kaleme alınan bazı külliyatının,El-Usûlü’l-erba’umie (dürt yüz asıl) adı verilen ve imamlara nispet edilen asıl cüzlerden teşekkül ettiğini ileri sürmektedir.
Gaybetin hemen akabind,dinî bilginin kaynağı olarak sadece imamların ahbârına dayandıkları,akla ve ictihada karşı çıktıkları için ahbârî;fıkıh,kelam ve dini bilgilerde aklı esas alıp bundan geniş ölçüde istifade ettikleri için usûlî adıyla anılmışlardır.

Ahbârîlik:Bu grup sadece Kitap ve Sünnet’i,hatta sadece imamların ahbârının nihaî delil olarak kabul etmişlerdir.

Usûlîlik:Usûlîler,ictihadın zorunlu bir fiil olduğunu savunurlar.
907/1501 yılında İran’da Safevîler devletinin kurulmasıyla birlikte,devletin resmî mezhebi ilan edilen İmamiyye ŞiAsı,tarihte ilk defa resmî devlet desteğine kavuşmuştur.



İMAMİYYE ŞİASI’NIN GÖRÜŞLERİ

İmamiyye Şiası’nın İtikâdi Görüşleri

Tevhid
İmamiyye’ye göre tevhid dört esasa dayanır:

Tevhid-i zât:Allah’ın zatının olduğunun belirtilmesi,her türlü noksanlıktan münezzeh bulunduğunun,eşi ve benzerinin,yaratılmışlarınkine benzeyen bir vasfının bulunmamas;varlığının kendisinden olup cismi ve mekanının bulunmamasıdır.

Tevhi-i sıfat:İlahi sıfatların zât ile ayniyet ifade ettiğine inanırlar.İmamiyye’ye göre Kur’an ve hadislerde zikredilen ve ona izafe edilen bütün özellikler yahut sıfatlar,O’na hastır.Ru’yetullah mümkün değildir.

Tevhid-i fiil:Allah’ı yaratma,öldürme,diriltme ve rızık verme gibi fiilleri yönünden birlenmesi demektir.

Tevhid-i ibadet:İbadetin sadece Allah’a yapılması,O’ndan başkasına yapılan ibadetin şirk teşkil etmesidir.

Nübüvvet

Allah’ın seçtiği kullarını,Cebrail vasıtası ve doğrudan vahiy yoluyla ilahi bir vazife ile mükellef kılmasıdır.Peygamberlik ilahi bir lütuftur.

İmâmet

İmâmete inanmakla tamamlanabilir.İmam,Allah tarafından seçilmiştir ve ancak O’nun tarafından tayin edilebilir.Bu tayin Peygamber’e indirilen vasiyete göre gerçekleşir.Söz konusu vasiyette,imamların hepsinin ismi zikredilmiştir.İmamın da peygamber gibi Allah’ın özel lütfuna mazhar olduğu dikkati çeker ve işte bu husus,imamların masûm (günahsız) kılarak Allah’ın insanlara şâhidi ve O’nun hucceti olmalarını sağlar.—İmamın liderliği dinî ve dünyevî bakımdan Peygamber’inkine benzer;neticede imama muhalefet ve reddediş,Peygamber’i reddetmek,Peygamber’i reddediş de Allah’ı reddetmek manasına gelir ki;bu durum İmamiyye’ye göre şirktir.

Adalet

İmamiyye’ye göre adalet,Allah’ın adil;kulun da iradesinde ve fiillerinde hür ve muhtar oluşudur.İyiliğe karşılık mükafatta,kötülüğe karşılık cezada bulunması,adaletin zaruri bir icabıdır.

Meâd

İmamiyye’ye göre ölümden kıyamete kadar berzah hayatı ve en son kıyamet ve diriliş vuku bulacaktır.Ahirete dair Kur’an ve hadislerde geçen herşey gerçektir,keyfiyeti de bilinemez.Haşr cismânidir.—Rec’at:Allah’ın, ölenlerin bir bölümünü öldükleri surette dünyaya getireceğine,böylece bir insan kesiminin yükseltileceğine,bir insan kesiminin de alçaltılacağına inanmalarıdır.İmamiyye’ye göre rec’at;tevhid inancına da nübüvvet inancına da zıttır.—Bedâ bir işi yapmaya niyetlenmişken o işten vazgeçip başka bir işi yapmaya kalkışmak anlamına gelir.Allah’ın bu manada fikir ve irade değiştirmesinden söz edilemez—Takiyye:Şiâ,siyasi baskılardan korunmak ve imamların kendi iddialarına uymayan söz ve fiilleribe inandırıcı açıklamalar getirebilmek için bu ilkeye başvurmuştur.


İmamiyye Şiası’nın Diğer Görüşleri ve Ca’feri Fıkhına Göre Bazı İbadet ve Muameleler

Kitab:Onun yorumu ancak Hz.Peygamber ve Ehl-i Beyt’inin hakkıdır.

Sünnet:İmamiyye sünnet kavramına daha geniş şekilde yaklaşarak on dört masumun,yani Hz.Peygamber,Hz.Fatıma ve on iki imamn kavli,fiil ve takrirleri olarak ele almaktadır.İmamiyye,ancak Ehl-i Beyt kanalıyla gelen rivayetlere uyar.

İcmâ:Usûliler,masûmu sözünü keşfeden bir delil olması sebebiyle onu,şerî kaynakların üçüncüsü olarak kabul ederken ahbarîler,icmânın delil olarak kabulünün mümkün olmadığını ileri sürülmüştür.



İlimdünyası...





__________________
O (cc)’NA SIĞINMAK AYRICALIKTIR
Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Aralık 2015, 12:17   Mesaj No:8
Medineweb EDİTÖRÜ
Medineweb Emekdarı
nurşen35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: nurşen35 isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 38944
Üyelik T.: 09 Şubat 2014
Arkadaşları:58
Cinsiyet:Bayan
Mesaj: 9.270
Konular: 978
Beğenildi:3296
Beğendi:2636
Takdirleri:4519
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart Cevap: İslam Mezhepleri Tarihi 1/10 Ünite Özetleri


DENEME SORULARI

1.Mezheplerin oluşum sürecinde aşağıdakilerden hangisi yaşanmamıştır?

a)Müslümanlar dinî ,siyasî ve fikrî konularda ayrılığa düşüp mezhepleşmeye başladılar.
b)Müslümanların oluşturduğu bazı cemaatler,kurumsallaştı.
c)Cemaatlerin te’vile açık konular üzerinde yorumlar,kesin inançlarmış gibi kabul gördü.
d)Müslümanların dini farklı yorumlamaları sebebiyle ortaya çıkan bütün cemaatler mezhep haline gelmiştir.
e)Mezheplerin aslında yoruma dayalı olan görüşleri üzerine eserler yazıldı.

2.Aşağıdakilerden hangisi mezhepler tarihi ilminin faydalarından değildir?

a)Günümüz müslümanlarının sahip olduğu düşünce biçimlerini daha iyi anlamamızı sağlar.
b)Müslüman toplumların dinî,siyasî,sosyolojik ve psikolojik zaaflarıyls ilgili veriler elde edip çözümler sunabilir.
c)Bağlı olduğumuz mezhebi,diğerlerine karşı nasıl savunabileceğimizi gösterir.
d)Dinî oluşumları tarafsız bir şekilde araştırdığı için mezhep ve gruplarla ilgili önyargıları giderebilir.
e)Geçmişte mezhep merkezli yaşanmış iyi*kötü bütün olayları değerlendirip bunlardan ders çıkarmamızı sağlayabilir.

3.Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

a)Günümüzde kurumsallaşıp kendine mehsus doktrinler oluşturmadığı için mezhep olarak kabul edilemeyecek dini gruplar vardır.
b)Artık mensubu kalmamış mezhelerin fikirleri de tamamen yok olup gitmiştir.
c)Cemaatler,tarikatlar vb. farklılaşıp mezhepleşme potansiyeline sahiptir.Bu sebeple mezhepler tarihi uzmanlarınca incelenirler.
d)Günümüzde yaşamaya devam eden mezhepler vardır.
e)Büyük mezhepler bile ilk çıktıkları zamanlarda küçük bir cemaat,siyasî bir hareket veya bir tarikattır.

4.Aşağıdakilerden hangisi oluşum dönemi eserlerinin özelliklerinden biri değildir?

a)Mezhepler basitçe tasnif edilmiştir.
b)Mezhep tasniflerinde 73 fırka hadisi kullanılmıştır.
c)Tartışmalı meselelere değinen müstakil eserler yazılmıştır.
d)Tartışmalı meselelere değinen müstakil eserler yazılmıştır.
e)Bir şahsa doğrudan reddiye şeklinde eserler yazılmıştır.

5.Mezhepler genellikle kendileri dışındaki mezheplerin bid’atçı olduklarını söylemişlerdir.Peki mezheplerin çoğunun onlara göre bid’atçı olanlarla ilgili esas görüşleri nedir.?

a)İslam dairesinden çıkarmazlar ve ehl-i kıble olarak kabul ederler.
b)İslam daşresşnden çıkarırlar.
c)Tekfir ederler.
d)İslam ülkesinden sürgün edilmeleri gerektiğini söylerler.
e)Katledilmelerini helak olarak görürler.

6.Mezheplerin ortaya çıkmasında nassların etkisi hakkında hangisi söylenemez?

a)Kur’an’ı okuyup anlayabilmek için hiçbir önşart yoktur.
b)Nassların çoğu tek bir manaya hamledilemeyecek özelliktedir.
c)Herhangi bir fikrin kabul görmesinin en kestirme yolu nasslara dayandırmaktır.Bu sebeple mezhepler nasslara aykırı olan aşırı görüşlerini bile bir şekilde nasslara dayandırmaya çalışmışlardır.
d)Nasslar bazn görüş ayrılıklarının doğrudan sebebi olmuştur.
e)Kevnî ayetler mezhepleşmenin ana etkenlerindendir.

7.Hangisi farklı din,kültür ve medeniyetlerin mezheplerin oluşumunu etkilemesinin sebeplerinden değildir?

a)Mekke-Medine dişindaki yerlerde müslüman olanların kendi kültürlerini muhafaza etmeleri
b)Semavi dinlerin mensuplarıyla üstünlük tartışmaları yapılması
c)Yeni müslüman olanların eski dinlerini tamamen muhafaza etmeleri
d)Felsefi eserlerin tercüme edilmesiyle yeni konuların gündeme gelmesi
e)Felsefi eserlerin tercüme edilmesiyle eski problemlere yeni boyutlar kazandırılması

8.Hangisi mezheplerin oluşumunu etkileyen sosyo-politik etkenlerden değildir?

a)Halife seçimleri
b)Cemel ve Sıffın savaşları
c)Hz.Osman dönemi olayları
d)Tercüme faaliyetleri
e)Tahkim olayları

9.Dini düşücede ortaya çıkan ilk farklılıklar temelde hangi sebebe dayanıyordu?

a)Felsefi akımlar
b)Kur’an’ın ferklı şekillerde yorumlanması
c)Hadislerin farklı rivayetlerinden kaynaklanan sorunlar
d)Siyaset
e)Farklı medeniyetlerle karşılaşmak

10.Aşağıdakilerden hangisi ilk Harici fırkaların düşüncelerinden biri değildir?

a)Hz.Osman ve ali taraftarlarından uzaklaşmak
b)İman kalple tasdiktir.
C)Mürtekib-i Kebire kafirdir.
d)Sünnete aykırı davranan devlet başkanına isyan etmek gerekir.
e)Kendi kannatlerine katılmayan müslümanların mal ve canlarını helal görürler.

11.Mürcie’nin ana görüşüyle ilgili olarak hangisi söylenemez?

a)Mürtekib-i kebirenin durumunu Allah’a bırakırlar.
b)Günah imana zarar vermez.
c)Başlangıçta olumlu yaklaşımın ifadesiydi.
d)Kuru bir iman anlayışına sebep olmuştur.
e)Amel imana dahildir.

12.Kaderiyye akımının görüşleri hangimezhep bünyesinde varlığını sürdürmüştür?

a)Mürcie
b)Eş’arilik
c)Haricilik
d)Şia
e)Mutezile

13.Hangisi Mutezilenin beş esasından biri değildir?

a)Kesb
b)Adalet
c)Tevhid
d)El vad ve’l-vaid
e)Emr-i bi’l-maruf ve nehyi ani’l-münker

14.Ehl-i sünnetin ehl-i rey kolu için hangisi söylenemez?

a)Tercüme faaliyetleri bu kolun gelişimini etkilemiştir.
b)Sahih sünnet karşısında da şüpheci tavırlarını sürdürdüler.
c)Müslümanların farklı kültürlerle tanışması bu kolun gelişimini etkilemiştir.
d)İtikadi esasları akıl ilkeleriyle açıklamalaya çalışırlar.
e)Ehl-i Sünnetin büyük kısmını etkilemiştir.

15.Hangisi Ehl-i sünnetin ehl-i hadis kolu için söylenemez?

a)Haberi sıfatlar dahil itikadi konularla ilgili bütün nassları tevilsiz kabul ederler
b)Ameli imanın bir parçası sayarlar.
c)Kelam metodunu kötülerler
d)Felsefi eserlerden etkilenmişlerdir.
e)İmanı tasdşk-ikrar-amel şeklinde tasnif ederler.


YANIT ANAHTARI:1)d 2)c 3)b 4)b 5)a 6)e 7)c 8 ) d 9) d 10) b 11) e 12)e 13)a 14)b 15)d






__________________
O (cc)’NA SIĞINMAK AYRICALIKTIR
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:

Benzer Konular
Konu Başlıkları Konuyu Başlatan

Medineweb Forum Ana Kategori Başlıkları

Cevaplar Son Mesajlar
İslam Mezhepleri Tarihi 1/10 Ünite Özetleri / Medineweb nurşen35 İslam Mezhepler Tarihi 10 22 Kasım 2018 17:53
EROL71- İslam Mezhepleri Tarihi 7.-10. Ünite Özetleri /MEDİNEWEB alperkara Erol 71 Hoca'nın Toplu Özetleri 17 14 Aralık 2017 23:45
İslam Mezhepleri Tarihi Ünite Özetleri nurşen35 İslam Mezhepler Tarihi 6 13 Mart 2016 01:45
İslam Mezhepleri Tarihi Kısa Soru - Cevap 1/6 Ünite Özetleri nurşen35 İslam Mezhepler Tarihi 8 31 Ekim 2015 00:30
İslam Mezhepleri Tarihi Soru-Cevap Ders Özetleri Ünite 6 (Dokuz Eylül) enderhafızım İZMİR İlitam 0 28 Nisan 2014 14:16

Yeni Sayfa 1

www.medineweb.net Ana Sayfa

Tefekküre Davet Köşesi

Medineweb Sosyal Medya Guruplarımıza Katılın

facebookacebook   twitter Twitter   InstagramInstagram

Medineweb Alemdarhost sunucularında barındırılmaktadır.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284