Medineweb Forum/Huzur Adresi

Go Back   Medineweb Forum/Huzur Adresi > ..::.İLİTAM İLAHİYAT LİSANS TAMAMLAMA.::. > İlitam 3.Sınıf Dersleri > Mantık

Konu Kimliği: Konu Sahibi f_kryln,Açılış Tarihi:  25 Ekim 2013 (15:21), Konuya Son Cevap : 25 Ekim 2013 (15:21). Konuya 0 Mesaj yazıldı

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme
Alt 25 Ekim 2013, 15:21   Mesaj No:1
Medineweb Kıdemli Üyesi
Avatar Otomotik
Durumu:f_kryln isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Medine No : 14040
Üyelik T.: 01 Ağustos 2011
Arkadaşları:3
Cinsiyet:Byn
Memleket:Ağrı
Yaş:31
Mesaj: 304
Konular: 103
Beğenildi:21
Beğendi:0
Takdirleri:10
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart Mantık 7. hafta özeti

Mantık 7. hafta özeti

4. Tanımda Hataya Düşülen Yerler

Tanımlarda hatalar üç yönden oluşur.
1. Cins yönünden,
2. Ayrım (fasıl) yönünden,
3. İkisi arasındaki ortak bir durum yönünden.
1. Cins yönünden meydana gelen hata yerleri: Tanımlarda hatanın yapıldığı birinci yer, cinslerle ilgilidir. Cins ile ilgili hatalar birkaç şekilde meydana gelebilir:
a. Tanımda cinsin yerine ayırımın alınması: Aşk hakkında, “Aşk, sevginin ölçüyü aşmasıdır (ifratul-mahhabbe)” demek gibi. Halbuki Aşk, ölçüyü aşan bir sevgidir.
b. Cinsin yerine maddenin alınması: “Kılıç, kendisi ile kesilen demirdir (kesmeye yarayan demirdir).” Bu şeyin tanımında madde cins yerine kullanılmıştır. Aslında kılıcın tanımında “demirden yapılmış, eni şöyle olan, şu şekilde kesmeye yarayan, uzun sınai (yapılmış) alettir” denilmesi gerekir. Bu durumda, “alet” sözü cins olurken, demir sözü ise cins değil, şeklin (suretin) maddesi olur.
c. Cinsin yerine heyulanın alınması (cinsin yerine şu anda mevcut olmadığı halde, önceden mevcut olan şeyin alınması): “Kül, yakılmış bir ağaçtır” demek böyledir. Sedirdeki ağacın tersine kül daha önce ağaç iken, hâlihazırda “ağaç” değildir. Ağaç, zati suretin yani heyulanın değişmesi ile küle dönüşmüştür.
d. Cinsin yerine, cüzlerin alınması: On sayısının tanımında; “On, beş ile (artı) beştir, altı ile dörttür ya da üç ile yedidir” demek gibi.
e. Kuvvetin yerine melekenin alınması: İffet sahibi, “şehevi lezzetlerden kaçınma gücü olan kimsedir” dendiğinde kuvvetin yerine meleke alınmış olur. Ancak bu doğru değildir, doğrusu “iffetli, şehevi lezzetleri terk edendir” denilmesidir. Çünkü günahkâr (facir) kimse de şehevi lezzetlerden kaçınabilir. Aksi taktirde günahkar da bunları terk etmediği halde terk edebilme gücüne sahip olduğu için iffetli tanımına girmiş olur.
f. Cinsin yerine türün alınması: Mesela, “şer, insanlara zulüm etmektir” şeklinde yapılan bir tanımda, zulüm şerrin (kötülüğün) türlerinden biridir, şer ise zülüm dışında başka şeyleri de içine alan genel bir cinstir. Dolayısıyla cinsin yerine tür kullanılmış olur.
g. Zati olmayan ayrılmaz niteliklerin cins yerine konulması: Mesela, yerin veya güneşin tanımında “bir” ve “var” denilmesi böyledir.
2. Ayırım yönünden oluşan hata yerleri: Hatanın yapıldığı ikinci yer ayırımlarla ilgilidir. Cins olan şeyin ayırımın yerine veya hassa, lazım ya da ilintinin ayırımın yerine konmasıyla meydana gelir. Ayrıca, ihtiraz (kaçınma) hususunda ayrılmaz ve ilintisel niteliklerin, özsel nitelikler yerine alınması ve bütün ayırımların zikredilmemesi de ayırım yönünden hataya sebep olur.
3.Her ikisi arasındaki ortak bir durum yönünden meydana gelen hata yerleri: Hatanın yapıldığı üçüncü yer cins ve ayrımda ortak olan şeyle ilgilidir. Bununla ilgili hatanın birkaç yönü vardır.
a.Bir şeyi kendisinden daha kapalı olan bir şey ile tanımlamak: Ateşin tanımında “ateş nefse(ruha) benzeyen bir cisimdir” gibi. Nefis(ruh) ateşten daha kapalı olduğu halde ateşle tanımlanmaktadır



b. Zıddı, zıt ile tanımlamak: Mesela bilgiyi, “zan olmayan ve cehalet olmayan şey” şeklinde tarif etmek böyledir. “Çift, tek olmayan şeydir.
Gazali, zıtların tanımıyla ilgili olarak, bir birine zıt olan iki şeyin mutlaka ayrı şeylere delalet ettiğini ifade eder. Çünkü bir mekânda iki oluş olmadığı gibi, iki mekânda da bir oluş olmaz. Öyleyse ona göre, bir araya gelemeyen iki şey, iki zıt olarak isimlendirilmelidir. Beyaz, herhangi bir rengin değil, siyahın; sıcak, ılığın değil, soğuğun zıddıdır. İbn Sinaya göre de tanım, iki zıt şeyin tanımından meydana gelmez. Çünkü birbirine zıt olan iki şeyin tanımında biri diğerinden öne alınamaz.
c. Bir şeyi, kapalılık açısından kendisine eşit bir şey ile tanımlamak: Mesela bilgiyi, “bilinen şey” veya “sayesinde kişinin alim olduğu şey” diye tanımlamak böyledir.
d. Bir şeyi kendisi ile veya bilinme bakımından kendisinden sonra olan bir şeyle tanımlamak: “Güneşin, gündüzleri ortaya çıkan, ışık veren bir gezegendir” şeklinde tanımlanması böyledir. Gündüz, güneşin tanımında kullanılmıştır. Oysa gündüz, güneş bilinmeden bilinemez. Doğru tanım “gündüz, güneşin doğuşundan batışına kadar olan süredir” şeklinde olmalıdır.
e. Bağlantı bakımından birbirine denk oldukları halde, aralarında bağlantı (izafet) bulunan iki şeyi bir birine dayandırarak tanımlamak: Mesela, babayı “çocuğu olan” diye tanımlayan, çocuğu da “babası olan” diye tanımlayabilir.
5. Tanımlamada Zihnin En Fazla Zorlandığı Yerler
Bir tanım yapmada zihnin kendisinde çok fazla zorlandığı şeyleri şöyle zikr edebiliriz:
1. Yakın cinsi almak: Tanım yapmak isteyen bir kimse, yakın cins zannederek herhangi bir cinsi alabilir, bu da onun yanılmasına sebep olur. Mesela, hamrın (içki) tanımında, “hamr, sarhoş edeci bir sıvıdır (mai)” demek böyledir. Sıvı kavramının altında bulunan “şarap” terimi göz ardı edilmiştir ki “şarap” kavramı hamr kavramı için sıvı kavramından daha yakın bir cinstir
2. Bütün ayırımların özsel olması: Vücut (varlık) ve zihinde ayrılmayan nitelikler, özsel niteliklere çok fazla benzerler, aradaki farkı anlamak çok zordur. Böyle nitelikler ayrımın yerine alınıp, özsel nitelik zannedilebilir.
3. Hiçbir özsel ayırım dışarıda kalmayacak şekilde bütün özsel ayırımları almak: Özellikle de kendisiyle ayırt etmenin (temyiz) gerçekleştiği ve yüklemede isme eşit olmanın sağlandığı ayrımlar bulunduğunda onlardan bir tanesinin bile ihmal edilmediğine nasıl inanabiliriz? Mesela cismin, nefis sahibi ve duygulu olması böyledir. Burada “canlı” teriminde eşitlik sağlanmıştır ancak, “iradesi ile hareket eden” ifadesi ihmal edilmiştir. Bunun anlaşılması ise çok fazla dikkat gerektirir.
4. Ayrımın, türü ayakta tutan (mukavim) ve cinsi de bölen bir şey olması: Cisim, canlı ve canlı olmayan şeklinde bölündüğü zaman, özsel ayırımla bölünmüş olur. Fakat “cisim konuşan ve konuşmayandır” şeklinde bir bölme olduğunda, bu bölme özsel ayırımla olan bir bölümleme değildir. Tanımların inceliklerine uymak için, bu gibi şeylerde tertibe riayet etmek şarttır.
6. Tanımlanamazlar
Her şeyi tanımlamak mümkün değildir. Tanımlanmayanları aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür.
1. Tecrübenin doğrudan doğruya verileri tanımlanamaz. Duyumlar (renk, ses, vs.) ve duygular (aşk, kin, vs.) bu türdendir.
2. Duyuların verileri tanımlanamaz. Mesela, “misk”in kokusunu veya balın tadını tanımlamak istersek, buna muktedir olamayız. Fakat bölme ve analoji yoluyla, tanımlamak istediğimiz şeyin manasını açıklayabiliriz.
3. Üstün cinslerin yani son derece genel olan, daha üstünde içlemi bulunmayan terimlerin de tanımı yapılamaz. Mesela, varlık, zaman, mekan gibi kavramlar üstün cinstir, bunlar tanımlanamaz.
Kendisinde bileşiklik bulunmayan anlam tanımı, ancak sözcüğü şerh etme veya resm etme yoluyla yapılabilir. Mesela “Hamr” için “ukar”, “ilim” için “marifet”, “hareket” için “yer değiştirmek” terimlerini kullanmak böyledir.
3. Fertleri gösteren, türleri olmayan tek şeylerin de tanımı yapılamaz. Örneğin, İstanbul, Gazali gibi terimleri tasvir edilebilir ama tam tanımları yapılamaz.
Aristotelese göre, basit tasavvurların, yüksek cinslerin, fertlerin ve bir cins teşkil etmeyen tek tek vakaların, tesadüfî olguların tanımı yapılamaz. Duyumların doğrudan doğruya verileri tanımlanamaz. Ona göre varlığını bilmediğimiz şeylerin tanımını yapmak da zordur, bu zorluğun sebebi ise nesnenin var olup olmadığını ancak ilinti yoluyla bilmemizdir. İbn Sinaya göre de basitler tanımlanamaz, çünkü tam tanım için ayırımlar zorunludur. Böylece görülmektedir ki, basitler hariç, her mürekkep tanımlanabilmektedir. Şayet bu mürekkepler başkalarının terkibinde yer alıyorsa, kendileriyle tanım da yapılabilir, aksi takdirde kendileri ile tanım yapılamaz.




BÖLME VE SINIFLANDIRMA
A. Bölme
Bölme konusu, tanımı tamamlayıcı bir konudur. Tanım tanımlananın içlemi ile ilgili iken, bölme kaplamla ilgilidir. Bölme, bir terimin içine aldığı fertleri ortak niteliklerine göre bir ayrıma tabi tutmaktır.
Mantık kitaplarında iki çeşit bölme ele alınmaktadır.
Birincisi: Bir bütünün kendisini oluşturan elemanlarına bölünmesi: Bu tür bölmede bölüler, bölünenden ayrıdır. Suyun hidrojen ile oksijene bölünmesi gibi. Hidojen ile oksijen bir birinden ve herbiri sudan farklı oldukları halde bir araya gelerek suyu oluştururlar.
İkincisi: Bir tümelin tikellerine bölünmesi: Bu tür bölmede bölünenle bölümleri birbirlerinden ayrı şeyler değildir. Örneği aile, anne, baba ve çoculara bölünür, dolayısıyla aile anne, baba ve çocuklar kapsana yani onlardan daha genel bir kavramdır ve aileyi oluşturanlar aileden farklı şeyler değildir.
1. Bölmenin Şartları
1. Bölme tam olmalıdır. Bölme ile ilgili olan her şey bölmeye tabi tutulmalıdır. Mesela, “canlı ya yürüyendir ya yüzendir ya sürüngendir” şeklindeki bir bölme eksik olur. Çünkü “uçan ve yüzen canlılar” bu bölmenin dışında tutulmuştur.
2. Bölümler, bölünenin aynı veya ona aykırı olmamalıdır. Mesela, “çizgi ya doğru olur veya eğri olur” bölmesi doğrudur. Fakat “çizgi ya çizgidir ya da eğri çizgidir” veya “çizgi ya doğru ya da dairedir” şeklindeki bir bölme yanlıştır. Çünkü çizgi ya çizgidir denmekle bölünen aynen tekrarlanıyor; çizgi dairedir denmekle de bölünenin kapsamına girmeyen bölüme yer veriliyor.
3. Bölünen terim bölümlerden daha genel olmalıdır. Çünkü parça, bütünü içine alamaz. Bütün parçaları içine alır.
4. Bölünen terimler birbirlerine döndürülememelidir. Bölünen terimleri birbirlerine döndürüldüğünde bölme gerçeklemez.
B. Sınıflandırma



Sınıflandırma, terimleri kaplam derecesine göre ayırmaktır. Başka bir ifade ile varlıkları cins ve türlerine bölerek, onları bir düzen içinde göstermektir. Sınıflandırmada, sınıflandırmaya tabi tutulacak olan şeyler benzerlik ve farklılıklarına göre ayrılır ve basitten karmaşıklığa gidecek şekilde sıralanır.
1. Sınıflandırmanın Çeşitleri
Sınıflandırma iki şekilde ele alınabilir:
Birincisi: Yapay sınıflandırma: Sınıflandırmaya tabi tutulacak şeylerin, fayda ve kolaylık sağlayacağı durum göz önünde bulundurularak gelip geçici özeliklerine göre sınıflandırılmasıdır. Bu tür sınıflandırmanın pratik hayatta kolaylık sağlaması dışında bir önemi yoktur. Kütüphanedeki kitapların ve konfeksiyolardi elbiselerin sınıflaması bu tür sınıflamaya örnek verilebilir.
İkincisi: Doğal Sınıflandırma: Sınıflandırılacak şeylerin temel niteliklerini gözönünde bulundurarak sınıflamayı yapmaktır. Bilimlerde yapılan sınıflandırma doğal sınıflandırmadır.
2. Sınıflandırmanın Şartları
Sınıflandırmanın iki şart vardır. Bu şartlara riayet edildiğinde iyi bir sınıflandırma yapılabilir.
1. Sınıflandırma tam olmalıdır. Sınıflandırılacak şeylerin hiçbirini dışarıda bırakmamak ve sınıflandırmayı gereksiz yere çoğaltmamak gerekir
2. Sınıflandırılacak bütün varlıklar sadece ilgili oldukları tür içinde zikredilmelidir. Mesela, canlılarla ilgili bir sınıflandırma yapılırken cansızlara sınıflandırma içerisinde yer verilemez.
3. Sınıflandırılacak varlıkların hiçbiri aynı anda iki ayrı tür içinde yer almamalıdır.


Alıntı ile Cevapla

Konu Sahibi f_kryln 'in açmış olduğu son 5 Konu Aşağıda Listelenmiştir
Konu Forum Son Mesaj Yazan Cevaplar Okunma Son Mesaj Tarihi
Harflerin mahrecleri Kur'ân-ı Kerim Genel f_kryln 0 3397 09 Kasım 2013 23:57
Kuran eğitimi ve teknik bilgiler Kur'ân-ı Kerim Genel f_kryln 0 2608 09 Kasım 2013 23:54
pratik arapça - HAFTANIN GÜNLERİ- Genel Arapça f_kryln 0 1900 09 Kasım 2013 23:47
pratik arapça - POLİS KARAKOLUNDA- Genel Arapça f_kryln 0 2202 09 Kasım 2013 23:46
pratik arapça - BANKADA- Genel Arapça f_kryln 0 1989 09 Kasım 2013 23:45

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:

Benzer Konular
Konu Başlıkları Konuyu Başlatan

Medineweb Forum Ana Kategori Başlıkları

Cevaplar Son Mesajlar
Mantık 1. Hafta ÖZET (malatya ilitam) Medineweb MALATYA İNÖNÜ İlitam 0 11 Ocak 2014 14:49
Mantık 4.Hafta ders özetleri f_kryln Mantık 0 25 Ekim 2013 15:22
Mantık 8.hafta f_kryln Mantık 0 25 Ekim 2013 15:20
Mantık 6.Hafta Ders notları f_kryln Mantık 0 25 Ekim 2013 15:17
Mantık 13.14 hafta ders özeti f_kryln Mantık 0 25 Ekim 2013 15:10

Yeni Sayfa 1

www.medineweb.net Ana Sayfa

Tefekküre Davet Köşesi

Medineweb Sosyal Medya Guruplarımıza Katılın

facebookacebook   twitter Twitter   InstagramInstagram

Medineweb alemdarhost.com sunucularında barındırılmaktadır.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285