Müslümanlarda Kuran Paradoksu/M.METİN ADIGÜZEL
Allah, Kuranı Kerim ile İnsanlara en güzel ahlakı ve adaleti sunmuştur. Kuran herhangi bir siyasi, felsefi, tasavvufi vb. sistem yada liberal, sosyalist bir ideoloji ile insanların karşısına çıkmış değildir. O; özgürlüğe, yardımseverliğe ve adalete sadık kalınmasını emreder. Köleliği, azgınlığı ve zulmü de yasaklar.İslami düzen Asya toplumlarına uygulanabileceği gibi Avrupa toplumlarına de uygulanabilir. Toplu yaşayanlara uygulanabileceği gibi münferit yaşayanlara da uygulanabilir. İlk çağa uygulanabildiği gibi orta çağa da uygulanmıştır ve teknoloji çağına da uygulanabilir.
Kuran mucizevî bir kitap olduğunu insanlara ispat etmek için gönderilmemiştir, sadece ritüel şeklindeki ibadetleri emretmek için de gönderilmemiştir. Duvarlara asılıp, kendisinden hayran hayran söz edilmesi için de gönderilmemiştir. Kuran, nasıl düşünüleceğini ve nasıl yaşanacağını, kısacası nasıl salih insan olunabileceğini öğretmek için gönderilmiştir. Kuran’ın öğrettiği en önemli ders nasıl düşünüleceğidir. Devamında adalet, ahlak, özgürlük ve birlikteliğin ne olduğu, neden gerekli olduğu üzerinde durulur.
İnsan yeryüzündeki halifedir. Dolayısıyla insana insan olma özelliğini veren akıl ile Allahın sözü olan vahiy arasında birbirlerini reddetme gibi bir durum olamaz. Akıl ile vahiy paraleldir ve Kuran’ın ayetleri akıl ile analiz edilebilecek niteliktedirler. Kuran bir baskı aracı değildir, araştırmaya ve üzerinde fikir yürütmeye uygun bir kitaptır. Maddeci anlayışın ürünü olan ideolojiler, genelde ilahi dinleri, özelde İslam’ı vahşet ile ilişkilendirme çabasını güderken, onurlu bir yaşam için insan olmanın yeterli olduğu söylemini kullanırlar. İnsan olmak kavramını çok sık kullanmalarına rağmen nasıl insan olunura hiç değinmezler. Buna karşın Kuran sadece biyolojik olarak insan olmayı yeterli görmez, iyi ahlaklı, güvenilir ve adil bir insan olunmasını öğütler.
Günümüz MüslümanınınKuran hakkında çok afakî fikirleri vardır. Mesela Kuran ayetlerinin etkisini, bir sihirbazın kendisini izleyenleri büyülemesine benzetir. Kuran ilmini öğrenen birinin su üstünde yürüyebileceğine, havada uçabileceğine inanır. Yada Kuran’ın içinde fizik, kimya, astronomi problemlerinin çözümlerinin bulunduğuna inanır. Tüm bu düşünceler Kuran’ın okunmadığının birer delilidir. Okunmayan Kuran, Müslümana bulutların ardındaki gizemli kitap gibi görünmektedir. Bu sebepledir ki, günümüz Müslüman’ı devlet adamı, para adamı ve din adamı üçgeninde işkence görmektedir. Allahın ayetleri kralların, tefecilerin ve din tüccarlarının çıkarlarına uygun şekilde yorumlanmış ve düşünme eğitimini Kuran yerine bu ekipten alan çelişkili inançların insanı, güç sahiplerine köleliği Allahın sevgili kulu olmakla karıştırmıştır.
Hakikatte Kuran ne gizemli ilimler kitabıdır, nede bir fizik, kimya kitabıdır. O, insanlara nasıl düşüneceklerini öğretmek için gönderilmiş bir kitaptır. Nasıl düşüneceğini öğrenen insan sırasıyla özgürlük, adalet, ahlak ve birlikteliğin önemini anlayacak, sömürüyü reddedecek ve salih bir insan olmak için bu değerleri kendi bedeninde, ruhunda ve yaşadığı yönetimde yaşatmaya gayret edecektir.
Kuranı; hiçbir geleneksel, modernist, ideolojik önyargı altında kalmadan öğrenebilirseniz, başkasının varoluşunuzu şekillendirip, sizi sömürmesini reddedecek, kendi varoluşunuzu adalet, özgürlük ve ahlak temelinde oluşturacaksınızdır. Şayet Kuran’ı gelenekçi, modrnist ya da herhangi başka bir pencereden izlerseniz, hangi pencereden bakıyorsanız önce o pencerenin kölesi olduğunuzu unutmayınız ve köleler düşünemezler, çünkü kölelerin işi beden ile çalışmaktır, zihin ile değil. Dolayısıyla hangi gözlükle bakarsanız her şeyden önce hayatı o gözlüğün renginde görürsünüz. O halde bilinmelidir ki; Kuran kendisine çıplak gözle bakanları özgürleştirir.
Kuran anlaşılması çok kolay bir kitaptır, onu anlamak için çok üstün bir zekâ olmanıza gerek yoktur. Yapmanız gereken tek şey onu bir öğretmen olarak görmeniz ve ezberlemek yerine anlamaya çalışmanızdır.
[/CENTER][/RIGHT]