06 Temmuz 2012, 11:05
|
Mesaj No:1 |
Durumu: Medine No : 5879 Üyelik T.:
28 Aralık 2008 Arkadaşları:32 Cinsiyet:Bay Memleket:İst Yaş:39 Mesaj :
3.155 Konular:
1383 Beğenildi:176 Beğendi:17 Takdirleri:285 Takdir Et:
Konu Bu
Üyemize Aittir! | Özel Odalara Giriş İcin İzin İstenmesi Özel Odalara Giriş İcin İzin İstenmesi Dr.M.Şerafeddin KALAY Özel Odalara Giriş İçin İzin İstenmesi
Âilenden bazılarının evde kendilerine özel odaları varsa, onlar odalarında iken yanlarına giriş için izin iste. Böylece odasına girdiğin âile ferdini onun hoşlanmayacağı veya senin hoşlanmayacağın bir durumda görmemiş olursun.
İçerdeki bu kişi, isterse anne, baba, oğul veya kız gibi birinci derece akraba olan birisi olsun, isterse olmasın.
Onların mahrem olup-olmaması odalarına giriş izni alınması açısından fark etmemelidir.»
Nasıl bir insanın evi, dış dünyaya göre belli bir mahremiyete sahip ise, evin içindeki özel odalar da kendine göre belli bir mahremiyete sahiptir. İnsanlar, kendilerine ait odalarında, İslâm’ın arzuladığı edep ve terbiye çerçevesinde rahat hareket edebilmeli, rahat soyunup giyinebilmeli, istediği şekilde oturabilmeli, uzanabilmeli, odasını kendi ölçülerine göre tertip edebilmeli, eşyasını ihtiyaç ve mahremiyet ölçülerine göre istediği yere yerleştirebilmeli, gözlerden ırak bir şekilde dinlenmek veya ibadet etmek istediğinde odasına çekilebilmelidir… İnsanların diğer âile fertlerine, eş ve dostlara ihtiyacı olduğu gibi zaman zaman yalnızlığın sükun ve huzuruna, sakin ve gözlerden ırak limanına da ihtiyacı vardır…
Her insanın kendine ait şahsî ihtiyaçları vardır. Bir insanın bunları karşılayabileceği, rahat hareket edebileceği bir yeri olması gerçek mânâda bir nimettir. Her arzunun, her zaman gerçekleşme imkânı elbette ki mümkün değildir. Ancak insanların var olan imkânlarını, başkalarına zarar vermeden meşru çerçevede kullanma hakları daima vardır. Özel odalara izinsiz giriş, bu odaların mahremiyetini ortadan kaldırır. Böyle bir durumda odaların âilenin her ferdine açık odalardan, sofalardan fazla bir farkı kalmaz. Böyle olunca da var olan nimeti meşru çerçevede kullanma imkanına ciddî bir kısıtlılık getirilmiş olur. Faydasız kısıtlılık, hedefsiz, gayesiz ve faydasız bir hürriyet sınırlamasıdır. Bu da huzur ve sükûnun hâkim olması gereken bir yuvayı sıkıcı hale getirir. Bu tür davranışlar, tedirginlik ve gerginlik kaynağına dönüşür.
Ayrıca her ferdin bir izzeti, şerefi, şahsiyeti, değeri, hürmet duyulması gereken bir mükerremiyeti vardır. Mahremiyetinin hiçe sayılması bütün bu değerleri zedeleyicidir. Onu yüz kızartıcı durumlarla karşı karşıya bırakabilir. Bu da onun şahsiyetine, mahremiyetine, mükerremiyetine zarar verir; belki zihninde uzun yıllar üzerinden tesirini atamayacağı, hayat boyu unutamayacağı derin izler bırakır.
Üzerinde iyice düşünülüp değerlendirildiğinde oda mahremiyetinin hiç de küçümsenemeyecek derecede değer ve mana taşıdığı görülecektir |
| |