| | |||||||
| Konu Kimliği: Konu Sahibi Medine-web,Açılış Tarihi: 05 Eylül 2007 (20:32), Konuya Son Cevap : Dün (11:05). Konuya 453 Mesaj yazıldı |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Değerlendirme: |
| | Mesaj No:131 |
| Sadece Kendini Kandırıyorsun! Namaz kılamıyorum. Ne oldu bana bilmiyorum. Çok istiyorum ama olmuyor. Bir şeyler bana engel oluyor. Bahane, bahane, bahane.!!! Sadece kendini kandırıyorsun.Hayatın sızlanmakla, ağlayıp dövünmekle geçiyor. Yarın başlarım, öbürgün, haftaya söz başlayacağım. Yarına garantin mi var? Bir saat içinde dengeler değişiyor, neler oluyor dünyada. Haftaya çıkacağına dair Allah’tan söz mü aldın? Yemek yerken hiç zorlanmıyorsun. Bir gün bile boşluk vermiyorsun. Çok sevdiğin limonlu dondurmayı alabilmek için kaç sokak öteye gidiyorsun. Canın mantı çekti diye nasılda çaba gösterirsin yapacağım diye. Hayalindeki araba için kredi çekip onca sıkıntıya katlandığını ne çabuk unuttun? Deniz mavisi eşarbına uygun ayakkabı ve çantayı bulabilmek için kaç mağaza dolaştığını düşün? Yatağın azıcık battı diye gidip en pahalısından ortopedik yatağı alan sen değil miydin? Peki ne için yaptın bunları? Tüm bunları senden isteyen kim? Doymak bilmeyen, verdikçe isteyen nefsin değil mi? “Gördün mü, o kimseyi ki; heva ve hevesini kendisine ilah edinmiş, bilgisi olduğu halde Allah onu şaşırtmış, kulağını, kalbini mühürlemiş ve gözüne perde koymuştur? Allah’tan sonra onu kim hidayete eriştirebilir? Hala düşünmeyecek misiniz? ”(Casiye:23) Yoksa sen nefsini ilah edinen, nefsini putlaştıranlardan mısın? İnsan kul olduğu değerler için yaşar. Sen neye veya kime kulsan ona göre hayatını şekillendirir, onun isteklerine göre hayatına yön verirsin. Şimdi dön ve sor kendine: “Ben kim için yaşıyorum? ” Benim ilahım kim?” diye. Sana hayatı veren kim? Gafilce soluduğun havayı sana bahşeden, her gün güneşi üzerine doğduran kim? Yediğin her lokmayı boğazına takılmadan midene indiren, yemek yerken dilini dişlerine çiğnetmeyen kim? Koskoca bedenini küçücük ayaklarına taşıtan kim? Senin her zerren Allah’a ait. Nasıl bu kadar cahil olabilirsin? Rabbinin sana bahşettiği nimeti bıkıp usanmadan tüketiyor, ama Allah’ı hayatına dahil etmek istemiyorsun. Allah seni kendisine kulluk edesin diye yarattı. Ağlayıp sızlanasın diye değil! Birde akıl verdi düşünesin diye. Boşuna değil! İmtihan olarak nefsini verdi. Mücadele et onunla diye. Kölesi olasın diye değil! Allah’ı dahil etmediğin bir hayat boş bir teneke kadar basit ve anlamsız. Değerli değil! Bırak artık boş lakırtıları! “Yapamıyorum”, “Olmuyor” ları bırak! Yığınla bahanelerini ancak etten kemikten insanlara yutturabilirsin. Münker Nekir bahane kabul etmez. Allah’ı bahanelerinle kandıramazsın. Allah uyumayandır! Allah Hay’dır! Her an diridir. Senin her halinden haberi olandır. Allah unutmaz! Sadece tehir eder. “Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah, onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah’ı pek az anarlar.”(Nisa suresi: 142) Sahte gözyaşlarını kendine sakla. Bırak artık nefsini yüceltmeyi. İsyanları oynuyorsun. Huzura varmak için nasılda isteksizsin. Alnını secdeyle buluşturmak bu kadar zor demek. Şeytan da secde etmemişti hatırlasana. Kibri buna mani olmuştu. Alnını secdeye ya(k)pıştıramayanlar, aslında birazda şeytanlaşmış insanlardır. Sen Allah’a olan kulluğun kadar değerlisin. Varlığını anlamlandıran, Allah’a olan yakınlığındır. Ve bilki namaz dindir! Namazsız din olamaz. Namazı ikame etmeden yaptığın her iyilik kuma yazılan bir yazı gibidir. İlk dalgayla yiter gider. Hayır işlerin, iyi niyetliliğin, yardımların, oruçların… Hakkıyla namaz kılmıyorsan bunların tümü anlamını yitiriyor. Sen içi pis bir evin dışını cilalayıp duruyorsun. Evin içi kokmuş, her yanı dökülüyor haberin yok! O ev ancak namazla, kullukla temizlenir. Bir başlayıp bir bırakıyorsun! Yamalı bohçaya dönderdin dinini. Hiç bir işin böyle yarım yamalak olmamıştı. Kanı beş para etmez nice insanların yap dediklerini eksiksiz yerine getirdin. Parandan, kişiliğinden, hayatından ödün verdin. Bir hiç uğruna saatlerini aylarını yıllarını harcadın da, Allah için günde bir saati fazla görüyorsun. Ölüp gideceksin bir gün! En çok sevdiklerin gömecek seni toprağa. Çabucak kurtulmak isteyecekler senden. Değersiz bir et parçası gibi gömüleceksin. Seni dünyada değerli kılan herşeyi bırakıp gideceksin. Diploman, kariyerin, güzelliğin, sana bakıp imrendikleri dünyalık maharetlerin… Önemsediğin hiç, ama hiç bir şeyi yanında götüremeyeceksin. Övündüğün güzelliğin, değer verdiğin bedenin çürüyüp gidecek. Kurtlar bedeninde bayram edecek. Okurken bile tiksiniyorsun değil mi? Sen bunları yaşayacaksın! Secdelerin, yürekten edilmiş duaların, Allah’a adanmış anların kalacak yalnız. Onlar ölmeyecek, yitip gitmeyecek… Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz bize döndürüleceksiniz. (Enbiya Suresi,35) Ezanlar okunurken kayıtsız kalamazsın! Göz göre göre namazını kaçıramazsın! Yaradanına kafa tutamazsın! Çünkü sen müslümansın, sen İslamın hâdimisin. İslam’ı ayakta tuttuğun kadar, Allah’a kul olduğun kadar insansın. Allah’a kulluk edemiyorsan sen koskoca bir sıfırsın! CAHİDE SULTAN ALINTIDIR | |
|
| | Mesaj No:132 |
| Durumu: Medine No : 13055 Üyelik T.:
18 Aralık 2010 | ![]() Hep söylüyoruz; Namaz beş vakit, Ahlâk ise yirmi dört saat farzdır . . . | İbrahim Tenekeci |
__________________ ![]() "Bir yαrım αklın kuyusundα öbür yαrım αşkın kuytusundα... Cennet ve cehennem αrαsındα.Ucu sırαttαn geçen bir uçurum kenαrındα... Â'râftα..... Ârâfın dα αrαsındα...Ar ve αf yαrαsındα..." |
|
| | Mesaj No:133 |
![]() Türkan Hanım dindar bir ailede büyümüştü. Annesi her fırsatta ona ve kardeşlerine namaz kılmalarını söyler, hatta kızarak onları uyarırdı. Türkan Hanım namazın kılınması gerektiğine inanır, ama yine de kılmazdı, çünkü kılmak nefsine zor geliyordu. Bazen başlar, sonra terk ederdi. Evlendi ve çocukları oldu. Annesi her geldiğinde aynı şekilde namaz kılmaları için ikaz etmeyi sürdürüyor, o da ısrarla kılmamaya devam ediyordu. Çok istemesine rağmen bir türlü nefsine galip gelemiyordu. Bir gün arkadaşları ona oturmaya geldi. İçlerinden biri annesini de yanında getirmişti. Teyze çok mübarekti. Öyle tatlı konuşuyordu ki, onu dinleyen saatler geçse usanmazdı. Teyze bir ara namaz konusuna değindi. O anlatırken, Türkan Hanım annesini hatırlamış ve annesinin eski günlerdeki namaz ikazlarını düşünüyordu. Misafirler de teyzeyi zevkle dinliyordu. Türkan Hanımın küçük oğlu Zekeriya, dört yaşındaydı. Oynadığı oyunu bırakmış, teyzenin koltuğu dibinde iki elini yumruk yapıp yüzüne dayamış bir şekilde, kıpırdamadan dinliyordu. Annesi ikram için mutfakla salon arasında koşturup dururken mevzu değişmişti. O da onların yanına oturup sohbetin güzelliğine kapılarak çayını yudumlamaya başladı. Tam bu sırada mutfaktan bir gürültü geldi. Arkasından da oğlunun çığlığı duyuldu. Telâşla mutfağa koştu Türkan Hanım. Misafirler de korkuyla peşinden gittiler. Oğlu bir sandalye koyarak lavaboya çıkmıştı. Bir ayağı lavabonun içinde, diğeri ise dışarıdaydı. Sandalye devrilmiş yerde dururken, oğlu da lavabonun kenarında korkmuş bir şekilde asılı duruyordu. Koşup kucağına aldı. Su içeceğini zannederek: “İsteseydin ben verirdim yavrum, ya düşüp bir yerine zarar verseydin” diye çıkıştı. Türkan Hanım oğlunun verdiği cevabı, uzun yıllar geçmesine rağmen hâlâ unutamaz; çünkü şöyle demişti çocuğu: “Anne, ben abdest alacaktım. Teyze dedi ya, namaz kılmayanlara Allah ceza verecekmiş diye. Ben de, sen ceza almayasın diye senin yerine namaza başlayacaktım.” O an Türkan Hanım, tepeden tırnağa titrediğini hissetti. Allah, yıllarca namaz kılmayan Türkan Hanıma oğlunun davranışıyla müthiş bir ders vermişti. Yavrusuna sarılıp dakikalarca ağladı... alıntıdır | |
|
| | Mesaj No:134 |
| Durumu: Medine No : 13055 Üyelik T.:
18 Aralık 2010 | Sabah Namazi Vakit seher.. Ufukta günün kizil cicegi açmak üzere. Vaktin üzerine sabahin nutfesi düstü az önce. Gecenin topraginda sakli isiktan tohumlar baslarini uzatiyor. Simdi hatirla ki sen de bir zamanlar yoklugun karanliginda yitiktin. Unutulmusluk topragina gömülü bir tohumdun. Kimsenin adini bilmedigi hatirini saymadigi bir yetimdin. Hatirla ki unutulmusunun topraginda Rabbin seni unutmadi. Rabbin seni sahipsiz de brakmadi. Rabbin seni yokluk gecesinden varliginin ufkuna eristirdi. Taze bir bahar gibi gün yüzüne çikardi bedenini. Ete kemige bürüdü ruhunu. Gülden tebessümler giydirdi yüzüne. Simdi seher vakti. Göz kapaklarinin ardindan kaç. Gafletin gecesinden uyan. Aç gözlerini sehere. Aç kalbini Rabbine. Uyan. Uyan yan ve an seni hiç unutmayan Rabbini. Günes ufukta yükselmeden sen dualar ufkuna yüksel. Herkes unutsa bile seni unutmayan Rabbini herkesin O'nu unuttugu anda ananlardan ol. Haydi kalk! Kalk ve miracina eslik et En Sevgilinin[asm]. Simdi sabah! Simdi sabah namazi vakti... .................................................. ...... Ögle Namazi Vakit ögle. Gün ortasi. Dünya telasindasin. Isler yogun. Yarim kalmis nekadar is var! Sanki sensiz yürümüyor hiçbir sey. Sanki sen olmasan isler hep yarimm kalacak belki hiç baslamayacak. Ne kadar çok vazgeçilmezin var! Ne kadar vazgeçilmezsin! Oysa dünya seni pek umursamiyor. Sessizce akip gitmede sonsuz uzayda.. Telaslarina inat uzakta bir kelebek yavas yavas kozasindan çikmada. Ötelerde bir insan son nefesini vermekte sessizce.. Bir bebek ilk kez gülümsemekte annesine... Vakit ögle... O kadar gürültü var ki ortalikta.. Kalbinin sesini duyamiyorsun bile. Ruhunun sonsuza uzanan emellerine kör olmak üzeresin. Telaslarin arasindan siyrilruhuna yer ayir. Ebedî sükûnete hazirla kendini. Kalbini sonsuzluga bitistir. Alnini secdeye degdir. Simdi ögle namazi vakti .................................................. .. Ikindi Namazi Vakit ikindi. Gün ihtiyarladi. Günes solgun rengini birakiyor güller üstüne. Zaman irmagi ikindinin caglayanindan dökülüyor simdi. Ayriligi söylüyor hece hece. Hüzün renkli bulutlar sardii gögü. Günesin saltanati bitmek üzere. Zevale dogru akiyor isiklar. Hatirla ki sen de bir ömrün ikindisine yürüyorsun. Tenin soluyor. Gözlerinin feri çekiliyor. Yüzünü bu dünyadan çevirmeye hazirliyorsun. Öbür kiyisindasin artik hayat nehrinin. Bundan sonra vaadi yok sana zamanin. Yokus asagi akiyor kalbin. Vakit ikindi. Kalbini kanatiyor kuru gül yapraklai. Tutunacak dal ariyor gibisin zamana karsi. Zamanin hükmü agirlasiyor üzerinde. Gün daha kisa geliyor artik. "Yemin olsun ki ikindi vaktine. Hüsrandadir insan." Simdi anliyorsun. Çünkü yokus asagi akiyorsun. Dalindan kopuyorsun. Hoyrat bir rüzgâr artik zaman. Geriye kalan ancak iman. Simdi ikindi vakti. Secdeye koy alnini. Egil Zamanin Sahibinin önünde. O'na konus; DUAlarini fisilda. Sonsuzluga tutun hece hece. .................................................. ...... Aksam Namazi Vakit aksam. Gün ölmek üzere. Günes isiklarini topluyor esyanin üzerinden. Kizilca kiyameti kopuyor dünyanin. Kara kefenini giyiniyor gün. Gülün rengi soluyor esyanin cezbesi yitiveriyor. Hatirla ki senin de aksamin olacak bir gün. Ömrünün isiklari solacak. Hayatinin perdesi çekilecek. Senin de kiyametin kopacak. Simdi aksam. Ölmeden önce bil ölecegini ki yasatildigini farkedesin. Herkesin senden uzaklasacagi ölüm anini hatirla ki sen de simdi herkesten ve her seyden uzaklasip Rabbine yanasasin. Seni sen yokken de bilen Rabbin sen öldükten sonra da bilecek elbet.. Herkesin unuttugu yerde seni bir O hatirlayacak. Hatirini yalniz O bilecek. Sen de O'nu an simdi. Simdi aksam namazi vakti.. .................................................. Yatsi Namazi Vakit Yatsi. Gün çoktan öldü. Günes isiklarini topladi. Gece hükmediyor âleme. Günesin saltanati bitti. Isiklar tükendi ufuklarda. Renkler ellerini çekti esyadan. Gül soldu gün soldu. Göge yöneldi gözler. Hatirla ki Sen de unutusun kara gecesine yuvarlanacaksin. Bir adin kalacak geriye. Bir mezar tasin hatirlayacak belki Seni. Belki o da unutacak. Simdi gece.. Sabaha çok var. Isik uzaklarda. Yoklugun gecesinde adin bile unutulmusken kimden meded umarsin sor kendine? Kim Sana hayat vermisse kurumus kemikleri toplayip dirilten de O elbette. Söyle kendine. Söyle kendine ki çoklarinin Seni unuttugu bu gece Sen de herkesi unut O'nu hatirla. Söyle kendine ki coklarinin isiklara kanip sahte renklerin kuyularina daldigi bu gece Rabbini an Rabbine kan Rabbine uyan. Simdi yatsi zamani vakti. "Alıntı"
__________________ ![]() "Bir yαrım αklın kuyusundα öbür yαrım αşkın kuytusundα... Cennet ve cehennem αrαsındα.Ucu sırαttαn geçen bir uçurum kenαrındα... Â'râftα..... Ârâfın dα αrαsındα...Ar ve αf yαrαsındα..." |
|
| | Mesaj No:135 |
| Rabbin lutfedip "günde 5 defa Secdede buluşalım" diyor ama sen gelmemekle "Ne sen nede davetin umrumda değil" diyorsun. Ve sen Müslümansın. (alıntıdır) ----------- Efendimiz (a.s.m.) namazda 103 sayfa okurdu... Peygamber Efendimizin (a.s.m.) namaz kılışı öylesine muhteşemdi ki, onu tasvir etmekten insanlar aciz kalırdı. Namaz vakti girince öyle bir hâle girerdi ki, Hz. Aişe (r.anha) Validemiz, şöyle demekten kendini alamamıştır: — Resulullah (a.s.m.) ile konuşurduk. O bize bir şeyler anlatır, biz de ona bir şeyler anlatırdık. Namaz vakti geldi mi, Allah’ın kudret ve azametiyle meşgul olmaktan, sanki o bizi tanımaz, biz de onu tanımazdık. İbadetimiz bizi kendi dünyamızdan alır götürür, uhrevî atmosfer içine girerdik. Bir sahabe de, Resulullah’ın namaz kılışını şöyle anlatır: – Hazret-i Peygamber namaza başladığı zaman, çevresinde bulunanlar onun göğsünden, kaynayan buhar kazanının fokurtularına benzeyen bir fokurtu işitirlerdi. O öyle bir namaz kılardı ki, görenler şaşırırdı. Namazda iken ayakta, rükûda ve secdede o kadar uzun dururdu ki, sanki vefat etti sanırlar, heyecanlanırlardı. Bazen ayakta iken Fatiha’dan sonra 47 sayfa olan Bakara Sûresi’ni okur, hatta peşinden Âl-i İmran ve Nisa sûrelerini de ekleyerek bunu 103 sayfaya çıkardığı olurdu. Rükû ve secdede uzun uzun dualar eder, her gece ayağı şişinceye kadar namaz kılardı. Çünkü, namaz kılmaktan başta ruhanî ve kalbî olmak üzere bütün duygularıyla zevk ve lezzet alır, büyük bir huzur duyardı. Namazda hissettiklerini ifade etmek için ashabına şöyle derdi: – Sizin yemek yemekten, su içmekten, muamele-i zev ci ye den aldığınız lezzeti, ben namazdan alırım. Namazı Yaşayanlar/Said Demirtaş/Nesil Yayınları | |
|
| | Mesaj No:136 |
| Durumu: Medine No : 13055 Üyelik T.:
18 Aralık 2010 | ![]() Toprak boyunuzun ölçüsünü almadan siz seccadeye boyunuzun ölçüsünü verin. Senai DEMİRCİ
__________________ ![]() "Bir yαrım αklın kuyusundα öbür yαrım αşkın kuytusundα... Cennet ve cehennem αrαsındα.Ucu sırαttαn geçen bir uçurum kenαrındα... Â'râftα..... Ârâfın dα αrαsındα...Ar ve αf yαrαsındα..." |
|
| | Mesaj No:137 |
![]() Hadis-i şerifte buyuruldu ki:"Bir mümin, abdest için yüzünü yıkayınca, gözü ile işlediği günahların hepsi su ile birlikte dökülür. Ellerini yıkayınca, elleriyle işlediği günahlar, suyun son damlası ile dökülür. Ayaklarını yıkayınca, ayakları ile işlediği günahlar, su ile dökülür. Böylece bütün [küçük] günahlardan temizlenmiş olur." (Müslim) | |
|
| | Mesaj No:138 |
| Durumu: Medine No : 13055 Üyelik T.:
18 Aralık 2010 | ![]()
__________________ ![]() "Bir yαrım αklın kuyusundα öbür yαrım αşkın kuytusundα... Cennet ve cehennem αrαsındα.Ucu sırαttαn geçen bir uçurum kenαrındα... Â'râftα..... Ârâfın dα αrαsındα...Ar ve αf yαrαsındα..." |
|
| | Mesaj No:139 |
![]() Bir asker, namaz kılan diğer askere sordu… - Arkadaş kaçıncı asırda yaşıyoruz? Niçin kendini zahmete sokup her gün 5 defa namaz kılıyorsun. … … Namaz kılan asker, tam o sırada uzaktan görünen teğmeni gösterdi: - Şu insan niçin yanından geçerken toplanıyor, selam veriyor ve bütün emirlerine itaat ediyorsun. ”yat” dese yatıyor, ‘kalk’ dese kalkıyorsun? O da senin gibi iki ayağı, iki eli ve bir başı olan bir insan değil mi?’ Diğer asker cevap verdi: -’Evet! O da benim gibi biri insan ama rütbesi var, omuzun da yıldızı var’. Namaz kılan askerin cevabı müthişti: -Ey arkadaş! Sen omuzun da bir tane yıldızı var diye senin gibi bir insana itaat ediyorsun da ben, yerdeki kumlar adedince yıldızları olan ve hepsini tespih tanesi gibi kudret eliyle çeviren Allah’a niçin itaat etmeyeyim? Niçin namaz kılıp emrini yerine getirmeyeyim. | |
|
| | Mesaj No:140 |
![]() Namaz kılamıyorum; ne yapmalıyım? “-Soru: Hocam, ben Rabbimi çok seviyorum. Kalbim Rabbim için atıyor, ama namazımı kılamıyorum ve bu yüzden de çok huzursuz oluyorum. Ne yapmalıyım? - Bu duruma üzülmeniz imanınıza işarettir; lakin birini gerçekten çok seven uğrunda nelere katlanmaz ki! Gerçekten sevdiğiniz kimse size ‘Benim için bir gün aç kal!’ dese, halsiz düşseniz bile yemeğe yaklaşamazsınız. İnsan âşık olunca canını bile vermeye hazır hissediyor. Rabbimizi sevdiğinize inanırım; ama gerçekten ‘çok sevdiğinizden’ emin misiniz? İnsan sevdiğine koşar, sevdiğiyle sürekli ilgili olmak, hep onun huzurunda bulunmak ister. Siz ise ‘namaz kılamıyorum’ diyorsunuz. Nedenini düşünüyorum: -Psikiyatrik bir rahatsızlığınız olabilir belki… Şuuraltına yerleşmiş ibadetten alıkoyan bir olumsuz düşünce programı saklıyor olabilirsiniz. -Belki de nefsinize dair bir sevgiyi Allah sevgisi sanıyor olabilirsiniz. Allah’ı gerçekten sevmenin göstergesi yarattığı şeylerdeki sanatını görmeyi arzulamaktır, üzerlerindeki ilahi nakışları tespihle, tekbirle, hayranlıkla izlemektir. Yüce Rabbe sık sık şükretmek, o muhabbeti yüreğinde sık sık patlayan titreşimler halinde algılamaktır ve onun emirlerine heyecanla koşmaktır. Sizlere önerilerim: -Yediğinize içtiğinize haram lokma karışmasın. Faizden, besmelesiz yemekten sakının. Evinizde veya çevrenizde şeytani titreşimler yayan müstehcen resim, heykel türünden herhangi bir nesne varsa kaldırın. -Dostluk kurduğunuz kimseler arasında Allah düşmanı veya ahlaksız birileri varsa uzaklaşın. -Yaptığınız işler arasında Allah’ın haram kıldığı bir şey var mı? İçki içmek, piyango oynamak, müstehcen giyinmek, gıybet, iftira varsa terk edin. -Dilinizi ve kalbinizi bolca tövbeyle, duayla, zikirle ve mümkünse Kâbe’den namaz görüntülerinin hayalleriyle meşgul edin. -Ölümü daha çok düşünün. Geleceğe dair her planınıza ölümün ışığından, kabrin penceresinden bakın. Yeryüzünde, yakında göçüp gidecek bir misafir gibi dolaşın. Ezanı duyunca kulak kesilin ve o güzel sesi kalbinizdeki en güzel çağrı olarak canlandırın. Bunları yaparsanız inşallah durum değişir. İlahi nur ve rahmet üzerinize yoğunlaşır ve varsa kalbinizdeki karanlıkları temizler. Siz de hızla aydınlanır ve ibadetin güzelliğini keşfedersiniz. Allah hepimize nasip eylesin.” Dr. Muhammed Bozdağ alıntıdır. | |
|
![]() |
| Konuyu Toplam 53 Kişi okuyor. (0 Üye ve 53 Misafir) | |
Benzer Konular | ||||
| Konu Başlıkları | Konuyu Başlatan | Medineweb Ana Kategoriler | Cevaplar | Son Mesajlar |
| Gönle Düşen İlk Cemre | Medineweb | Makale ve Köşe Yazıları | 1 | 24 Aralık 2022 10:06 |
| Namazdan Kurtulmanın Yolu... | Emekdar Üye | Namaz-Abdest-Teyemmüm | 2 | 01 Aralık 2022 22:54 |
| Nefesi vaktine teslim etmeden kalbime düşenler…/Mustafa Cilasun | Mustafa CİLASUN | Makale ve Köşe Yazıları | 0 | 08 Eylül 2013 14:46 |
| Nikah düşenler ve düşmeyenler kimlerdir | MERVE DEMİR | Evlilik-Nikah Konuları | 0 | 14 Nisan 2009 10:28 |
| Namazdan Sonra Okunacak Tesbihler | MERVE DEMİR | Dua Bölümü | 0 | 05 Kasım 2008 12:10 |
| .::.Bir Ayet-Kerime .::. | .::.Bir Hadis-i Şerif .::. | .::.Bir Vecize .::. |
|
|