| | |||||||
| Konu Kimliği: Konu Sahibi Medine-web,Açılış Tarihi: 05 Eylül 2007 (20:32), Konuya Son Cevap : Dün (11:05). Konuya 453 Mesaj yazıldı |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Değerlendirme: |
| | Mesaj No:141 |
| Durumu: Medine No : 13055 Üyelik T.:
18 Aralık 2010 | 1 Günlük Namazla Neler Kazanıyoruz? Namazın bütün ibâdetleri içine alan bir ibâdet olduğunu bilmem biliyor musunuz? Konuyla ilgili bâzı teknik rakamlar vermek istiyorum: Namaz kılan bir mü’min bir günlük namazında neyi ne kadar zikrediyor; hiç düşündünüz mü? Gelin ortalama bir rakam çıkaralım: Namaz kılan bir mü’min bir günde en az – 40 def’a Besmele çekiyor. – 40 def’a Fatiha sûresini okuyor. – 80 def’a Rabb’imizin er-Rahman ismini söylüyor. – 80 def’a er-Rahim ismini söylüyor. – 213 def’a Allah-u Ekber diyor. – 120 def’a Sübhane Rabb’iye’l-Azim, diyor. – 240 def’a Sübhane Rabbiye’l-Âlâ, diyor. – 15 def’a Sübhaneke duâsını okuyor. – 40 def’a Semi Allahu limen hamideh diyor. – 40 def’a Rabbena ve leke’l-hamd diyor. – 40 def’a Âmin (Ya Rabbî! Duâlarımı kabul buyur) diyor. – 33 def’a Zamm-ı Sûre okuyor. – 21 def’a Ettahiyyatü’yü okuyarak Peygamberimize selâm gönderiyor. – 21 def’a Kelime-i Şehadet’i söylüyor. – 26 def’a omuzundaki meleklere ve yanlarındaki Müslümanlara Selâm veriyor. – 13 def’a Allahümme ente’s-Selâmü ve Minke’s-Selâmu Tebârekte ya Zelcelâli ve’l-ikrâm, diyor. – 13 def’a Rabbenâ Âtina, duâsını okuyor. – 13 def’a Rabbenâğfirli, duâsını okuyor. – 15 def’a Allahümme Salli selâvatını okuyor. – 15 def’a Allahümme bârik selavatını okuyor. – 15 def’a Euzübillâhimineşşeytânirrâcîym diyerek şeytanın şerrinden Allah’a sığınıyor. Bu zikrettiklerimiz sâdece namazın içinde okunanlardır. Namazdan önce ve sonra okunanlar ve tesbihatlar bu rakamların dışındadır. 60 yıl yaşayıp da kulluğunun gereklerini yerine getiren bir mü’minin yaptıklarını ve söylediklerini bu kadar yıl hesabıyla hesaplayın bakalım, ne çıkacak karşınıza. Ya kulluk şuurundan uzak, ibâdetlerden mahrum ömrünü zilletle geçirmiş bedenini ibâdetsizlik illeti (hastalığı) istila etmiş olanlara ne diyeceksiniz. Gerçekten çok büyük kayıp içindeler değil mi? "Alıntı"
__________________ ![]() "Bir yαrım αklın kuyusundα öbür yαrım αşkın kuytusundα... Cennet ve cehennem αrαsındα.Ucu sırαttαn geçen bir uçurum kenαrındα... Â'râftα..... Ârâfın dα αrαsındα...Ar ve αf yαrαsındα..." |
|
| | Mesaj No:142 |
| Sual: Namaz kılarken, zihni toparlayabilmek için, ne yapmak gerekir? CEVAP Mümin, Allahü teâlâdan korkar, Onun rahmetinden ümidini kesmez ve hatalarından dolayı utanır. Namazda bu hâlinden ayrılıyorsa, fikri dağınık ve vesvese mevcut demektir. Görmek, düşünmeye sebeptir. Bu bakımdan insanı meşgul edecek şeyleri, gözün gördüğü yerlerden kaldırmalı. Namazı mümkünse loş bir aydınlıkta kılmak iyi olur. Nakışlı seccade yerine, düz olanlar tercih edilmeli. Kıble duvarı sade olmalı, herhangi bir levha asılı olmamalı. Hep önüne bakmalı. Namaza başlarken Allah'ın huzuruna durduğunu, bu huzurda gafil olmanın tehlikesini düşünmeli ve kıyametin korkunç manzarasını hatırlamalı. Kalbi meşgul eden, dünyevî istek ve arzulardır. Nefse ceza verip bunlardan kurtarmak gerekir. Ebu Talha hazretleri, bahçede namaz kılarken bir kuş daldan dala konup namazını şaşırtınca, büyük bir bahçesini sadaka olarak verdi. Namazının noksanına kefaret olsun diye böyle yaptı. Nefsi çeşitli şekilde cezalandırarak kalbi toparlamaya çalışmalıdır. Tam huzura kavuşamıyorum diye mücadeleyi bırakmamalı. Bir bardak dolu zeytinyağına ne kadar su konursa, o kadar zeytinyağı dışarı dökülür, çünkü zeytinyağı suya göre hafif olduğu için suyun üstüne çıkar. İkisi birleşmez. Dünya sevgisiyle âhiretin kalbdeki durumu, zeytinyağı ile su gibidir. Bardak suyla dolu olunca, zeytinyağı orada bulunmaz. Dünya sevgisi kalbi kaplamışsa, vesveseden kurtulmak mümkün olmaz. Dünya sevgisi ne kadar azsa, kalb huzuru o kadar fazlalaşır. Demek ki, kalbi toparlayabilmek için, dünyanın faydasız şeyleri peşinden koşmamalı. İlim ve ihlâsla amel etmeye çalışmalı, göze çarpan ve kalbi meşgul eden şeyleri ortadan kaldırmalıdır. alıntıdır | |
|
| | Mesaj No:143 |
| Şeytanın insana attığı 3 düğüm ve Efendimiz’in kurtuluş tavsiyeleri SALİH YUSUFOĞLU Bakın Peygamber Efendimiz (sas), namaz tesbihatı konusunda bizleri nasıl uyarıyor: “Kim her namazın peşinden otuz üç defa Allah’ı tesbih eder (Subhanallah), otuz üç defa Allah’a hamd eder (Elhamdülillah) ve otuz üç defa da Allah’ı tekbir eder (Allahüekber), yüzü tamamlamak için de: “Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike leh, lehülmülkü ve lehülhamdu ve hüve ala külli şeyin kadîr” derse,hata ve günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile bağışlanır.” (Müslim) Sabah namazı en çok kaçırılan namazlardan biridir. İnsan uykusunun esiri olur, yataktan kalkamaz. Halbuki sabah namazının hazırlıkları ta akşamdan başlamalı, tedbirler yatmadan önce alınmalıdır. Belki de en çok kaçırılan namazdır sabah namazı. Bir türlü uyanamaz insan, sanki gözkapaklarının üzerinde tonlarca yük varmış gibi. “Biraz sonra uyanırım.” diyerek vakti geçer de namazın, şeytan yapışmıştır insanın ensesine, izin vermez bir türlü uyanmasına. Peygamber Efendimiz (sas), bu konudaki sıkıntısını görmüş olmalı ki bakın neler emrediyor biz ümmetine: “Biriniz uyuyunca şeytan ensesine üç düğüm atar. Her düğümü atarken, düğüm attığı yere eliyle vurarak, ‘üzerine uzun bir gece olsun, yat’ dileğinde bulunur. İnsan uyanır ve Allah’ı zikrederse, bir düğüm çözülür, abdest alırsa ikinci düğüm çözülür ve bir de namaz kılarsa bütün düğümler çözülmüş olur. Böylece kul canlı ve hoş bir halet-i ruhiye ile sabaha erer. Aksi halde böyle yapmazsa, habis ruhlu, içi kararmış ve uyuşuk bir halde sabaha erer.” (Buhari, Teheccüd, 12) Büyüklerimiz, şeytanın insana gafleti, necaseti ve tembelliği sevdirmek için elinden geleni yaptığını, buna karşılık Efendimiz’in (sas) de zikirle gafleti, abdestle necaseti ve namazla da tembellik düğümlerini çözebileceğini müjdelediğini belirtirler. Dikkat edilmesi gereken çok önemli üç husus var hadiste. Birincisi, şeytanın insana, (ister mecazi olarak kabul edin, ister gerçek) namaza kalkmaması için yatarken üç düğüm attığı. İkincisi, insan namaza kalkmak için gözünü açtığı ilk anda Allah’ı zikretmeyi unutmaması. Üçüncüsü ise insanın, canlı ve hoş bir halet-i ruhiye ile sabaha ermesinin hissedilmesi. Şeytan acizdir aslında; mertçe çıkmaz insanın karşısına, sinsi planlar kurar hep. Fakat bu planlara karşı inananların da ‘uyanık’ olması gerekir. Hadisin de emir buyurduğu gibi, sabah veya teheccüd vaktinde saatiniz çaldığı veya gözünüzü açtığınız ilk anda kalkın ve Kelime-i Tevhid okumayı zinhar unutmayın. Sonra hemen abdest alın ve huşu içinde namazınızı kılın. Böylece hem sabaha canlı ve hoş bir ruh haliyle ulaşın ve gününüz huzurlu geçsin hem Allah ve Rasulü’nü sevindirin hem de şeytanı da kahredin… Öyleyse var mısınız? Şeytanın üç düğümüne karşı bizler de ona üç düğüm atalım... Haydi öyleyse bugünden başlayın… | |
|
| | Mesaj No:144 |
| Durumu: Medine No : 13055 Üyelik T.:
18 Aralık 2010 | ![]()
__________________ ![]() "Bir yαrım αklın kuyusundα öbür yαrım αşkın kuytusundα... Cennet ve cehennem αrαsındα.Ucu sırαttαn geçen bir uçurum kenαrındα... Â'râftα..... Ârâfın dα αrαsındα...Ar ve αf yαrαsındα..." |
|
| | Mesaj No:145 |
| Durumu: Medine No : 13055 Üyelik T.:
18 Aralık 2010 | ![]()
__________________ ![]() "Bir yαrım αklın kuyusundα öbür yαrım αşkın kuytusundα... Cennet ve cehennem αrαsındα.Ucu sırαttαn geçen bir uçurum kenαrındα... Â'râftα..... Ârâfın dα αrαsındα...Ar ve αf yαrαsındα..." |
|
| | Mesaj No:146 | |
| Durumu: Medine No : 13402 Üyelik T.:
25 Şubat 2011 | Alıntı:
| |
|
| | Mesaj No:147 |
| Özür Dileriz Delikanlı A.Cem Toprak Delikanlı özür dileriz, namaza başlarken sanki biz zamanında hiç zorlanmamışız gibi seni "full çekme"ye zorladık. Tuğlaları üst üste koymana izin verecek bir rahatlık sunmadık sana. Yakaladığın namazlara köreldik de, kaçırdıkları için yazıklar ettik. Namaza alışırken ayağının dolanabileceğini, yürürken düşebileceğini hesaba katmadık. İçindeki tereddütleri ciddiye almadık. Kendi kendine sorduğun sorulara "hiç yokmuş gibi" sağırlaştık. Elbette ki "lüzumsuz" gelecekti sana namaz en başında. Başımızı ellerimizin arasına alıp bir kaç dakika olsun düşünmedik: Öyle kolay değil ki arzulamak hiç alışık olmadığını? Öyle hemen oluvermez ki hiç tanımadığını yanına yoldaş eylemek? Kim susamadan su içer ki? Kim acıkmadığı yemeğe iştah duyar ki? Mecbur tuttuk seni... "Başka yolu yok!" dedik. Mecbur olmasına mecburdur namaz.. Yalan yok; farzdır. "Dinin direği." "Gözümüzün aydınlığı!" Teşekkürlerin en güzeli.. minnettarlığımızı ifade etmenin en şık, en zarif yoludur namaz! Kulluğumuzun en somut biçimi... Elle dokunulur, gözle görülür bir teşekkür zirvesidir.. Sormadık kendimize: Zorla mı teşekkür eder insan? Zorunluluk olarak takdim edilir mi hiç minnettarlık? Gösteremeyince sana Rabbimizin bizi ne kadar çok şeyle sevindirdiğini, içine zoraki minnettarlıklar atmaya kalktık. En başta biz hissedemeyince üzerimize hiç hesabsız, hiç sebepsiz, hiç karşılıksız indirilen o iyilikleri, sana da ancak "istesen de istemesen yapacaksın" diye farzları saydırdık, soğuk ve resmî zorunluluklar listesi içinde sürdük namazı önüne. Hiç görmedin ki yüzümüzde nimetlere boğulmanın o şımarıklık neşesini, hiç hissetmedin ki yüreğimizde her sabaha yeniden uyanma sevincini? Bizden sana huzur bulaşmadı ki... Bizden sana neşe taşmadı ki... Elbette ki sabırsızdır insan... Hele de gençler... Biz yaşımızı başımızı aldık, ırmağın öbür yakasına geçtik. Durulduk. Sakinleştik. Ama sen! Beri yakasındasın hayatın. Hırçın yanındasın şehrin. Kıpır kıpır tenin. Duygu kasırgalarında savruluyor saçların. Sana varlığın müziğini aktaramadık. Namazın yüzümüze tebessümler kattığına tanıklık edemedik. Kıldık namazları kılmasına, ama seccadeyi toplarken namazın gerçeğini de bir kenara dürdük. Namaz kıldıkça güzelleşseydik, neşelenseydik, incelseydik, sen de imrenirdin bize. Sanki bir büyü var burada diye, sen de sokulurdun yanımıza.. "Namaz dediğin sadece bir gün kılınır" demek isterdik sana... "O da bugündür." Bak, dün gitti; yarın da gelmedi. "Sen sadece bugün kıl, gerisine karışma!" diyecek kalenderliği gösteremedik sana... Bitmeyecek sandın namazı. Yarın, yarından sonra, yarından sonradan da sonra.... Derken yığıldı üzerine binlerce vakit, binlerce rekat... Ezildin kılacağın namazlar altında. Şimdiden üşümeye başladın soğukta alacağın abdestlerin suyunda... Kulağına fısıldayıverseydik ya Rabbimizin sözünü: "Ben senden yarının ibadetini istemiyorum ki..." Bugün kıl, yeter.. Hatta bu vaktin hakkını ver, yeter! Hem sonra, ne biliyorsun, o kadar uzun süre yaşayacağını.. Belki bitecek ömrün; namazların da bitecek... Sana bugün kıldığın namazın ışığı kalacak... Rabbin diyecek ki, "Madem ki bugün kıldın, yaşasaydın bir ömür boyu kılacaktın.." Bir güne verdiğin namaz rengi, bir ömrüne taşacak; bin ömürlük bir sonsuzluğa taşıyacak seni.. Sana Rabbini tanıtırken, kılı kırk yarar, ince eleyip sık dokur, mükemmeliyetçi bir imaj çizdik, seni vesveselere saldık, yorduk, kırdık, usandırdık. Rabbinin yaptıklarını beğenmeyeceğine inandırdık önce seni. Seni sevdiği, sana merhamet ettiği ap açık ortadayken, önce korkmanı istedik O'ndan... Oysa, insan sevmediğinden korkmaz ki, korkamaz ki... Allah'tan korkanlar O'nu hakkıyla sevenlerdir, O'nun kendilerini fazlasıyla sevdiğini bilenlerdir... Korkarlar; çünkü o sevgiyi kaybetmek üşütür insanı, o kadar sevilmişken yüz çevirmek acı verir insana... Kaybedeceği şeyi olanlar korkar! Şöyle diyebilmeliydik sana: "Namaz kılarken Rabbinin sana 'aferin!' dediği haldesin." Şöyle de diyebilmeliydik: "Namaz kılarken, Rabbinin en çok sevdiği En Sevgili'nin (asm) bulunduğu haldesin." Sevinmelisin. Sevildiğini bilmelisin. Sevildiğini bilip de öyle varmalısın secdelere. Bırakıp her şeyi namazın kucağında atabilmelisin hüzünlerini. Durdurup oyunları, başından atıp telaşları, en sahici olduğun yerde, en çok onaylandığın halde, namazda, neşelere boğulabilmeli, sevinçlere sarılabilmelisin. Özür dileriz delikanlı, Bağışla bizi genç hanım. Zafer Dergisi namazzamani.net'den alıntıdır. | |
|
| | Mesaj No:148 |
| Bir profesörün ilk namazı Amerika'nın muhtelif üniversitelerinde görev yapan matematik Prof. Jeffrey Lang İslam'a giriş hikâyesini yazmış olduğu 'Melekler soruncaya kadar' (Even Angels Ask: A Journey to Islam in America) isimli eserinde derin felsefi düşüncelerle,ruhani duygular arasında ilk namazını şöyle dile getiriyor: "Müslüman olduğum gün cami imamı, bana namazın kılınışını açıklayan bir kitap verdi. Ancak Müslüman talebelerin buna endişelerini gördüm, bana: "Acele etme, rahat ol, zamanla yavaş yavaş yaparsın" dediler. Ben de kendi kendime, namaz bu kadar zor mu? Dedim ve talebeleri duymazlıktan gelerek, hemen vaktinde beş vakit namaz kılmaya karar verdim. O gece, loş ve küçük odama çekilerek kitaptan abdest ve namaz hareketleri eksersizlerini yaptım, namazda okunacak bazı surelerin Arapça okunuşlarıyla İngilizce anlamlarını ezberlemeye çalıştım. Bu çalışmalar saatlerce devam etti. İlk namaz denemesi için kendime güven gelince yatsı namazını kılmaya karar verdim. Vakit gece yarısıydı, kitabı alıp banyoya girdim, kitabı açarak, mutfaktaki ilk yemek denemesi yapan aşçı gibi kitaptaki talimatları dikkat ve incelikle bir bir uyguladım. Abdest bitince odanın ortasında durup, kapı ve pencerelerin kilitli ve kapalı olmasından emin olduktan sonra kıble olarak bildiğim tarafa yöneldim, derin bir nefes aldım ve elimi kaldırarak alçak bir sesle Allahu Ekber dedim. Kimsenin beni işitmemesini ve görmemesini umuyordum, yavaş yavaş Fatiha suresi ile kısa bir sureyi Arapça olarak okudum. Öyle zan ediyorum ki herhangi bir Arap beni dinlemiş olsaydı benim okumamdan bir şey anlamayacaktı. İkinci bir tekbir alarak Rükua gittim, rükuda biraz tedirginlik hissettim, çünkü hayatımda hiç kimseye eğilmemiştim. Odada yalnız olduğumu hatırlayınca sevindim. Subhane Rabbiyel azim dediğimde kalbimin hızla çarptığını hissettim. Tekrar tekbir getirerek doğruldum ve artık secdeye varma zamanı gelmişti. Secdeye varmak üzere ellerimi ve dizlerimi yere koyunca dona kaldım, secdeye gidemiyordum, efendisinin önünde başını yere koyan köle gibi yüzümü, burnumu yere koyup kendimi zillet sandığım bir duruma düşüremiyordum, üstelik bacaklarım da katlanamıyordu, utandım gülünç duruma düştüm zannettim. Bu durumda beni gören, arkadaş ve tanıdıklarımın önünde acınacak ve alay edilecek halimi düşündüm, arkadaşlarımın kahkahalarını duyar gibi oluyordum. 'San Francisco'da Araplar çarptı bu hale düştü' gibi sözler sarf edeceklerini tahayyül ederek zavallı duruma düştüğümü hissettim. Bir müddet tereddüt ettikten sonra derin bir nefes aldım başımı seccadeye koydum, zihnimdeki bütün düşünceleri attım, dikkatimi dağıtacak düşüncelere yer vermeden ikinci secdeye de vardım. Bu esnada kendi kendime "Daha önümde üç tur daha var" diye düşündüm ve kararlıydım: Neye mal olursa olsun bu namazı tamamlayacağım. Kalan rekâtlarda işler gittikçe daha da kolaylaşıyordu. Son secdede tam bir sükûnet hissettim. Nihayet teşehhütten sonra selam verdim. Selamdan sonra bulunduğum yerde olduğum gibi kaldım, geriye dönüp nefsimle giriştiğim savaşı aklımdan geçirdim, bir savaştan çıktığımı hissettim sonra başımı önüme eğerek mahcup bir şekilde "Allah'ım geri zekâlılığımdan ve tekebbürümden dolayı beni bağışla, uzak bir yerden geldim ve daha önümde kat edilecek uzun bir yol var" diye dua ettim. Bu esnada daha önce hiç yaşamadığım bir şeyi hissettim. Bunu kelimelerle ifade etmek mümkün değil. Vücudumu, kalbimin bir noktasından çıktığını hissettiğim ve anlatmaktan aciz kaldığım bir dalga kapladı, soğuk gibiydi, ilk etapta irkildim, vücuduma olan etkisinden ziyade garip bir şekilde duygularımı etkiledi ve görünür bir rahmetin varlığını hissettim. Bu rahmet sonra içime nüfuz ederek içimde kaynamaya başladı. Sonra sebebini bilmeden ağlamaya başladım, ağlamam artıp gözyaşlarım aktıkça, rahmet ve lütuftan harika bir gücün beni kucakladığını hissettim. Günahkâr olmama rağmen, günahlarımdan veya utanç ve sevinçten dolayı ağlamıyordum. Sanki büyük bir set açılmış ve içimdeki korku ve keder sel olup gidiyor. Bu satırları yazarken kendi kendime diyordum: "Allah'ın rahmet ve mağfireti, sadece günahları affetmiyor, o aynı zamanda bir şifa ve bir sekinedir". Uzun bir süre başım eğik bir şekilde öylece diz üstü kaldım. Ağlamam durunca, yaşadığım deneyin akıl ile izah etmenin mümkün olmadığını anladım, Bu esnada idrak ettiğim en önemli husus ise, benim Allah'a ve namaza şiddetle muhtaç olduğum gerçeği oldu. Yerimden kalkmadan önce de şu duayı yaptım: "Allah'ım bir daha küfre girmeye cüret edersem beni, o küfre girmeden önce öldür ve bu hayattan kurtar, hata ve eksiksiz yaşamanın çok zor olduğunu biliyorum, ancak şunu yakinen biliyorum ki, bir tek gün dahi olsa sensiz yaşamak senin varlığını inkar etmem mümkün değildir". namazzamani.net'den alıntıdır. | |
|
| | Mesaj No:149 |
| Durumu: Medine No : 13055 Üyelik T.:
18 Aralık 2010 | Namazı hakkıyla ifa edin.. ![]() Senin Rabbin, gecenin bazan üçte ikisine yakın bir kısmını, bazan yarısını, bazan üçte birini ibadetle geçirdiğini, senin yanında yer alan müminlerden bir cemaatın da böyle yaptığını elbette biliyor. Gece ve gündüzü yaratıp sürelerini ölçen Allah’tır. O sizin bu gece ibadetini gözetemeyeceğinizi bildiği için, lütuf ve merhametiyle size yeniden bakıp muaf tuttu. Artık Kur’ân’dan kolayınıza gelen miktarı okuyun. Allah bilmektedir ki aranızda hastalananlar olacaktır. Kimileri Allah’ın lütfundan nasiplerini aramak için yol tepecek, dünyanın çeşitli yerlerinde dolaşacaklardır. Bazıları Allah yolunda muharebe için sefere çıkacaklardır. Haydi artık Kur’ân’dan, kolayınıza gelen miktarı okuyun. Namazı hakkıyla ifa edin, zekâtı verin ve bir de Allah’a güzel ödünç takdim edin. Unutmayın ki kendi iyiliğiniz için âhirete hazırlık olarak her ne gönderirseniz mutlaka onu Allah’ın nezdinde bulursunuz. Hem daha üstün ve daha hayırlı, mükâfatı kat kat artmış olarak! Allah’tan mağfiret dileyin. Muhakkak ki Allah Gafurdur, Rahîmdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur) ( Müzemmil Suresi- 20 ayeti kerime)
__________________ ![]() "Bir yαrım αklın kuyusundα öbür yαrım αşkın kuytusundα... Cennet ve cehennem αrαsındα.Ucu sırαttαn geçen bir uçurum kenαrındα... Â'râftα..... Ârâfın dα αrαsındα...Ar ve αf yαrαsındα..." |
|
| | Mesaj No:150 |
| Durumu: Medine No : 13076 Üyelik T.:
22 Aralık 2010 | a. Secde anında, eski günahları hatırlayıp özür dilediğinde kabul edileceğine inanmak. b. Secde anında 1400 küsür öncesine giderek Peygamberin arkasında namaz kılıyormuş gibi hissederek. c. Secde anında, ALLAH’tan şöyle bir ses işiterek; ‘Nasıl namaz kıldığına bakıyorum!’ d. Secde eylemini namaz dışında da yaparak. şükür secdesi gibi. e. özellikle de gece kalkarak. f. Sahabelerin ve bir, iki nesil sonrakilerin secde anlayışlarını dikkate alarak. g. Secde anında ağlamaya çalışarak. h. Secde anında ölümü düşünmeye çalışarak. ı. Kafamızı kaldırdığımızda ölüm meleğiyle karşılaşacağımızı hissederek i. Yapılacak dua, bağışlanma ve isteklerin kabul edileceği tek şartın secde olduğuna şartlanarak j. Secdeyi uzattığımız oranda ALLAH’a yaklaştığımızı hissederek. k. Secdeyi en iyi şekilde değerlendirenin cennetteki en güzel köşke oturacağını hissederek. bunları düşünerek yaparsak huşu ile namaz kılmış oluruz buda namazda en cok istediğimizdir..İNŞAALLAH.. ALLAH cc . bizleri de secdelerini uzattıkça uzatanlardan , onun muhteşem hazzına varanlardan eylesin .. öyle ki Ashabın "Rasul (as) bazen o kadar secde de kalırlardı ki , hiç kalkmayacak sanırdık " .. diye tabir ettiği.. Secdenin mahiyetini kavrayanlardan eylesin .. (amin)
__________________ Yuvasız Kuşa Bile Dal Verip Yuva Kurduran Rabbim...Hakkımızda En Hayırlısı Neyse Bizlere de Onu Nasip Eyle. AMİN.. |
|
![]() |
| Konuyu Toplam 55 Kişi okuyor. (0 Üye ve 55 Misafir) | |
Benzer Konular | ||||
| Konu Başlıkları | Konuyu Başlatan | Medineweb Ana Kategoriler | Cevaplar | Son Mesajlar |
| Gönle Düşen İlk Cemre | Medineweb | Makale ve Köşe Yazıları | 1 | 24 Aralık 2022 10:06 |
| Namazdan Kurtulmanın Yolu... | Emekdar Üye | Namaz-Abdest-Teyemmüm | 2 | 01 Aralık 2022 22:54 |
| Nefesi vaktine teslim etmeden kalbime düşenler…/Mustafa Cilasun | Mustafa CİLASUN | Makale ve Köşe Yazıları | 0 | 08 Eylül 2013 14:46 |
| Nikah düşenler ve düşmeyenler kimlerdir | MERVE DEMİR | Evlilik-Nikah Konuları | 0 | 14 Nisan 2009 10:28 |
| Namazdan Sonra Okunacak Tesbihler | MERVE DEMİR | Dua Bölümü | 0 | 05 Kasım 2008 12:10 |
| .::.Bir Ayet-Kerime .::. | .::.Bir Hadis-i Şerif .::. | .::.Bir Vecize .::. |
|
|