Go Back   Medineweb Forum/Huzur Adresi > ..::.MEDİNEWEB FORUM GENEL.::. > Edebiyat > Makale ve Köşe Yazıları
Üyemiz Ol

Konu Kimliği: Konu Sahibi Hâdimul İslam,Açılış Tarihi:  15 Temmuz 2026 (00:11), Konuya Son Cevap : Bugün (01:34). Konuya 4 Mesaj yazıldı

Beğeni Aldı6Kez Beğenildi
Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme
Alt 15 Temmuz 2026, 00:11   Mesaj No:1
Medineweb Baş Editörü
Hâdimul İslam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: Hâdimul İslam isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 14593
Üyelik T.: 15 Kasım 2011
Arkadaşları:15
Cinsiyet:
Memleket:MEDİNEWEB
Mesaj : 13.687
Konular: 1536
Beğenildi:13845
Beğendi:9942
Takdirleri:33265
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart Zilan Katliamı: Bir Temmuz Sabahı Biçilen Hayatlar

Zilan Katliamı: Bir Temmuz Sabahı Biçilen Hayatlar

Bir temmuz sabahı biçtiler bizi gökten ekin biçer gibi..

Zilan Katliamı'ndan Bugüne Uzanan Bir İnsanlık Hikâyesi

Önceki gün Zilan katliamının yıldönümüydü. Yarın 15 Temmuz hain darbe girişiminin yıldönümü. 11 Temmuz da 8 bin Boşnak'ın hunharca katledildiği Srebrenitsa katliamının yıldönümüydü. Kültürü, siyaseti, ekonomisi, felsefesi, ideolojisi ve bütün kavramlarıyla Batı medeniyetinin bu topraklara egemen olmaya başlamasından beri bu millete günyüzü göstermediğinin kanıtları bütün bu soykırımlar.

13 Temmuz 1930 tarihinde Van-Erciş'e bağlı Geliyê Zîlan adı verilen vadide yer alan onlarca köyde yapılan katliamın üzerinden tam 96 yıl geçmiş. Zîlan, bir vadidir ve ortasından bir dere geçer, Erciş'in kıyısından kıvrılarak Van gölüne dökülür. Dönemin Tek Parti iktidarının resmi yayın organı konumundaki Cumhuriyet gazetesinin "Zilan deresi ağzına kadar ceset dolmuştur" diye bir zaferi anlatır tarzda haber yaptığı dere. Kemalist iktidarın, Ağrı isyanını bahane ederek o günleri görenlerin şahitliğiyle ot biçmekle meşgul (temmuz ayı bizim oralarda ot biçme mevsimidir) Kürt köylüsüne gücünü gösterdiği uğursuz yıllar.

Zîlan'ın ortasından sadece dere geçmez. Ceset dolu vadinin tam ortasından onlarca, yüzlerce insan hikayesi de geçerek Ercişlilerin yüreğine konar. Bu hikayelerin birçoğunun kahramanlarını gördüm, birinci elden duydum. Bizim köy, coğrafi olarak Zilan vadisinde yer almasa da beşeri olarak o vadinin, cesetler dolusu derenin kanlı geçmişinin bir parçasıdır. Bu yüzden çokça hikaye duymuşluğum var. Tabi bu hikayeler "ağzına kadar kan, lebalep ceset" dolu olduğu için ve bunlar da bendeniz dahil birçok yazar ve araştırmacı tarafından yazıldığı için detayları vermek istemiyorum.

Merak edenler, değerli araştırmacı Mehmet Baran'ın bizzat görüştüğü son tanıklardan dinlediklerini kaleme aldığı "Geliyê Zîlan Katliamları" adlı eserine bakabilirler. Bugün katliamın, dereler dolusu cesetlerin arasından geçen bir insan hikayesini anlatmak istiyorum. Kürt'e dair, Türk'e dair, görkemli tarihine sürülen ırkçılık lekesine rağmen nabzı atan ümmet coğrafyasının bu köşesinde geleceğimizi kurtaracağına inandığım kardeşliğe dair bir hikaye.

Erciş'te aslen Kürt olup kendilerine Türk diyen aileler yaşadığı gibi gerçekten Türk olan aileler de yaşar. O ailelerden birinin çocuğu, ortaokulda sınıf ve sıra arkadaşımdı. Bir vesileyle bana anlatmıştı: Dedemden duydum, diye söze başlamıştı.

Derviş beyin (Katliama öncülük eden milis gücü komutanı) milisleri Zilan'da katliama başlarken kaçanlar kaçmış, kalanlar da kadın, çocuk, yaşlı demeden öldürülmüşlerdi. Bu arada köyler tamamen yakılmış, sahipsiz kalan sürülerce koyun, keçi ve sığır da savaş ganimeti gibi Erciş'in kıyısındaki bir alana toplanmıştı. İnsanlar, özellikle kasaplar gidip bu hayvanları çok ucuz fiyatlarla satın alabiliyorlarmış. (Arkadaşımın anlattığına göre, dedesi on sene boyunca kasaplardan et almamış, Zilanlıların gasp edilmiş malıdır, haramdır, diyormuş).

Arkadaşımın dedesi, Erciş çarşısına giderken yolu hayvanların tutulduğu bölgenin yanından geçiyormuş. Bir gün yine oradan geçerken bir sene önce Zilanlı ince uzun esmer bir adama sattığı bir çift öküzünü de görür. Yüreğine bir hançer saplanmış gibi yolun kenarına çömelir. Adamın da katliamda öldüğünü düşünür. Ama öküzlerini de orada bırakmak istemez. Belki çocukları geride kalmıştır ya da bir akrabası yaşıyordur ve bir yerde rastlarım, öküzleri onlara veririm diye öküzleri satın alır. Bir müddet bu öküzleri yanında tutar.

Bölgede hayat normale döndükten, daha doğrusu Tek Parti iktidarı gerekli gözdağını verdiğini düşündükten sonra kaçanlar için af çıkarır. Arkadaşımın dedesi, Erciş çarşısında dolaştığı bir gün, öküzleri sattığı adama benzer biri gözüne ilişir. Ardından koşarak yetişir. Ta kendisi. Adam, köylerinin nasıl kuşatıldığını, çoluk çocuğun nasıl süngülerden geçirildiğini ve kendisinin nasıl günlerce aç susuz dağlarda saklandığını, ot ve ağaç yaprağı yiyerek hayatta kaldığını, en sonunda İran hududunu geçtiğini anlatır. "Af çıktığını duyunca da geri geldim, keşke gelmez olaydım, geride hiç kimse kalmamış" diyerek göz yaşı döker. Arkadaşımın dedesi, hiçbir şey söylemeden elinden tutarak evine götürür ve ahırın kapısını açar. Adam öküzlerinin yaşadığını görünce sevinç göz yaşlarına boğulur. "Bütün yakınlarım hayattaymış gibi sevindim" der.

Tek Parti rejimi, genelde bütün milletimizin, özelde Kürtlerin çok şeyini gasp etti, dinini, dilini, kimliğini, yazısını talan etti. Bu yüzden kardeşlik uğruna atılan, atılacak olan her adımı, az çok demeden, yitiğini bulmuş gibi büyük bir sevinçle karşılamak gerekir.
Vahdettin İnce star gazetesi
Medine-web beğendi.
__________________




İnsanı BEDENEN ameliyat için BAYILTMAK gerekir.

RUHEN ameliyat etmek içinse AYILTMAK...



Konu Hâdimul İslam tarafından (17 Temmuz 2026 Saat 08:22 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla

Konu Sahibi Hâdimul İslam 'in açmış olduğu son Konular Aşağıda Listelenmiştir
Konu Forum Son Mesaj Yazan Cevaplar Okunma Son Mesaj Tarihi
Soru Üstüne Soru: İnkarın Çıkmazı Konular İle İlgili Ayetler Hâdimul İslam 0 42 16 Temmuz 2026 13:25
Zilan Katliamı: Bir Temmuz Sabahı Biçilen Hayatlar Makale ve Köşe Yazıları Medine-web 4 100 15 Temmuz 2026 00:11
İnna lillahi ve Inna ileyhi raciun Taziye-Vefat- Geçmiş Olsun Esma_Nur 3 55 14 Temmuz 2026 20:12
Siyer Eğitim Merkezi (Eyüpsultan) - Hz.... Siyer/Hadis Hâdimul İslam 1 30 12 Temmuz 2026 19:15
Uyku Abdesti Bozar mı? Mezheplere Göre Hükmü ve... Namaz-Abdest-Teyemmüm Hâdimul İslam 0 46 11 Temmuz 2026 20:47

Alt 15 Temmuz 2026, 00:15   Mesaj No:2
Medineweb Baş Editörü
Hâdimul İslam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: Hâdimul İslam isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 14593
Üyelik T.: 15 Kasım 2011
Arkadaşları:15
Cinsiyet:
Memleket:MEDİNEWEB
Mesaj : 13.687
Konular: 1536
Beğenildi:13845
Beğendi:9942
Takdirleri:33265
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart

Zilan vadisinde bir dere akar, ceset dolu ve kanlı. Bir de insan hikayeleri, şu resimdeki masum çocuk kadar bigünah.
Kemalist ırkçı Tekparti rejiminin alnında bir kara leke olarak kıyamete kadar duracak.
Eklenen Resim Ön İzlemesi
Dosya tipi: jpg 20260715_001317.jpg (48,5 KB (Kilobyte), 6x kez indirilmiştir)
Medine-web beğendi.
__________________




İnsanı BEDENEN ameliyat için BAYILTMAK gerekir.

RUHEN ameliyat etmek içinse AYILTMAK...


Alıntı ile Cevapla
Alt Dün, 02:57   Mesaj No:3
Medineweb Site Yöneticisi
Medine-web - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu:Medine-web isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Medine No : 1
Üyelik T.: 14Haziran 2007
Arkadaşları:8
Cinsiyet:Erkek
Mesaj : 3.143
Konular: 341
Beğenildi:1562
Beğendi:534
Takdirleri:14002
Takdir Et:
Standart

Bazı yaralar vardır, üzeri kapatıldıkça iyileşmez.

Sadece sessizleşir.

Bazı sorular vardır, sorulmadıkça ortadan kalkmaz.

Sadece nesilden nesile taşınır.

Bir toplumun büyüklüğü hiç hata yapmamasıyla değil; hatalarıyla yüzleşebilme cesaretiyle ölçülür.

Çünkü gerçek vatan sevgisi, geçmişi sadece övmek değil; geçmişte yaşanan acıları da anlamaya çalışabilmektir.

Bir insan kendi ailesindeki yanlışla yüzleşebiliyorsa olgunlaşır.

Bir toplum da kendi tarihindeki zor sorularla yüzleşebiliyorsa güçlenir.

Bu topraklarda yüzyıllardır farklı halklar, diller, kültürler bir arada yaşadı.

Kimi zaman kardeşlik hikâyeleri yazıldı.

Kimi zaman da büyük acılar yaşandı.

Kürt meselesi de sadece bir güvenlik başlığı değildir.

Sadece siyaset başlığı değildir.

Sadece bir dönemden ibaret değildir.

İçinde insanların hayatları, kayıpları, korkuları, umutları ve hayal kırıklıkları vardır.

Bir çocuğun kimliğiyle ilgili yaşadığı kırgınlık da gerçektir.

Bir annenin evladını kaybetmesi de gerçektir.

Bir insanın kendini dışlanmış hissetmesi de gerçektir.

Başkasının acısını görmek, kendi acını inkâr etmek değildir.

Tam tersine, insan olmanın gereğidir.

Fakat başka bir hakikat daha vardır:

Acılar, yeni acıların bahanesi yapılmamalıdır.

Bir yanlış, başka bir yanlışı haklı çıkarmaz.

Bir insanın kimliği üzerinden yapılan haksızlık ne kadar yanlışsa, başka insanların güvenliğini ve hayatını hedef alan şiddet de o kadar yanlıştır.

Ayna bize sadece başkalarının hatalarını göstermez.

Kendi payımızı da gösterir.

Belki de en zor soru şudur:

Biz geçmişte kimin acısını görmedik?

Kimin sesini duymadık?

Kime "sonra bakarız" dedik?

Çünkü bazen bir toplumun en büyük sınavı düşmanını tanımak değil; kendi kör noktalarını fark etmektir.

Rahatsız edici soruların değeri de buradadır.

Onlar bizi bölmek için değil, eksiklerimizi görmek için vardır.

Aynaya bakmak kolay değildir.

Çünkü insan bazen aynada düşmanını değil, kendi ihmallerini görür.

Ama gerçek iyileşme de tam orada başlar.
Hâdimul İslam beğendi.
__________________

Büyükler fikirleri,Ortalar olayları,Küçükler kişileri tartışır.
Alıntı ile Cevapla
Alt Dün, 16:37   Mesaj No:4
Medineweb Baş Editörü
Hâdimul İslam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: Hâdimul İslam isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 14593
Üyelik T.: 15 Kasım 2011
Arkadaşları:15
Cinsiyet:
Memleket:MEDİNEWEB
Mesaj : 13.687
Konular: 1536
Beğenildi:13845
Beğendi:9942
Takdirleri:33265
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart

Acı gerçeklerle yüzleşme konusunda çoğu zaman zorlanıyoruz. Ama aynı coğrafya, acıları yarıştırma söz konusu olduğunda çok daha hızlı taraf olabiliyor.

Yaşanılan acılarla seçici olmadan yüzleşmek asıl cesaret.
Bu topraklarda dökülen her masum gözyaşı aynı vicdanın meselesidir.
Bir acıyı görünür kılarken diğerini gölgelemek, adalete değil yeni kırgınlıklara kapı aralıyor
Hakikat ve vicdan; taraftar gibi acının tarafını tutmak değil bütün acılara aynı dürüstlükle bakabilmektir.


Allah'ım, geçmişte ve bugün zulme uğrayan bütün masumlara rahmet eyle. Bize hakikati hakkıyla görebilen, adaletten ayrılmayan ve hiçbir acıyı diğerinden üstün görmeyen bir vicdan nasip eyle. Kalplerimizi kinle değil, merhamet ve hikmetle dirilt. Âmin.
Medine-web beğendi.
__________________




İnsanı BEDENEN ameliyat için BAYILTMAK gerekir.

RUHEN ameliyat etmek içinse AYILTMAK...


Alıntı ile Cevapla
Alt Bugün, 01:34   Mesaj No:5
Medineweb Site Yöneticisi
Medine-web - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu:Medine-web isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Medine No : 1
Üyelik T.: 14Haziran 2007
Arkadaşları:8
Cinsiyet:Erkek
Mesaj : 3.143
Konular: 341
Beğenildi:1562
Beğendi:534
Takdirleri:14002
Takdir Et:
Standart

Bu satırlar bir tarih kitabı değildir.

Ne bir mahkeme kararıdır ne de bir siyasî bildiridir.

Bunlar, dedemden dinlediğim, babamın gözlerinde gördüğüm ve ailemizin nesilden nesile emanet ettiği bir hafızanın satırlarıdır.

Belki bazıları aynı hadiseleri başka türlü anlatacaktır.

Belki tarihçiler farklı belgeler gösterecektir.

Ben ise yalnızca bize emanet edilen sessizliği yazıyorum.

Çünkü unutulan acılar bir daha yaşanmaya mahkûmdur.

Biz cilalı taş devrinden bahsetmiyoruz.

Biz yaşadığımız, içinde doğduğumuz ve sevdiklerimizi toprağa verdiğimiz bir zamandan bahsediyoruz.

Benim tarihim, okul kitaplarından önce dedemin dizinin dibinde başladı.

Onun anlattıkları ne bir ideolojiydi ne de bir kin.

Sadece hiç dinmeyen bir iç sızıydı.

Dedem derdi ki:

"Evlat... Tarihi kazananlar yazar derler. Ben yazılanı bilmem. Ben toprağa verdiğim kardeşlerimi bilirim."

İşte benim tarih dersim buydu.

Bizim köyümüz Zîlan Deresi'ndeydi.

Bir sabah güneş doğmadan askerler geldi.

Kadınlar...

Çocuklar...

Yaşlılar...

Herkes meydanda toplandı.

İnsanlar korkudan birbirine sarılmıştı.

Sorulan ilk soru kimlik değildi.

İsim değildi.

Tek bir soruydu.

"Türkçe biliyor musun?"

Ben askerden yeni gelmiştim.

Bana sordular.

"Sen kimsin?"

Hayatta kalabilmek için "Türküm." diyebildim.

Nişanlımı kalabalığın içinden getirdiler.

Elleri bağlıydı.

Ona da aynı soruyu sordular.

Korkudan titreyen sesiyle:

"Ez tirkî nizanım..."

"Türkçe bilmiyorum..."

diyebildi.

Ardından bir silah sesi...

O ses, yalnız bir insanı değil, benim geleceğimi de susturdu.

O gün ailemizden nice canı kaybettik.

Babalar...

Amcalar...

Dedeler...

Dayılar...

Komşular...

Çocuklar...

Kadınlar...

Bizim evimizin tarihi artık takvimlerle değil, eksilen isimlerle hesaplanıyordu.

Köyümüzün kalabalığı sessizliğe dönüştü.

Hayatta kalanlar ise ömürlerinin sonuna kadar o sessizliği taşıdı.

Kardeşim henüz annemin sütünü emiyordu.

Üç gün boyunca cesetlerin arasında korkudan ses çıkaramamış.

Askerler çekildikten sonra onu emekleyerek çıktığı yerde bulmuşlar.

Vücudunda kurşun yaraları vardı.

Yıllarca o yaralarla yaşadı.

Bir bacağını kaybetti.

Altmış beş yıl boyunca yürüdüğü her adım, geçmişin susmayan şahidi oldu.

Yıllar geçti.

Dağlar yerinde duruyor.

Dere yine akıyor.

Rüzgâr yine aynı taşların arasından geçiyor.

İnsanlar değişiyor.

Devletler değişiyor.

Kitaplar yeniden yazılıyor.

Fakat bazı acılar, ne mürekkebin ne de zamanın silebildiği izler bırakıyor.

Bugün benden sonra gelecek çocuklarıma ve onların çocuklarına bırakmak istediğim tek miras öfke değildir.

Kin de değildir.

Hakikati arama cesaretidir.

Çünkü yalanın en büyük düşmanı hafızadır.

Ve hafıza sustuğunda, yalan konuşmaya başlar.

Dağlar, insanlardan daha uzun yaşar.

Bu yüzden sır saklamayı da en iyi onlar bilir.


Belki bir gün insanlar susar.

Belgeler kaybolur.

Kitaplar değişir.

Fakat dağların şahitliği değişmez.

Bu satırlar da o sessiz şahitliğin küçük bir emanetidir.

Okuyan, bana inanmak zorunda değildir.

Sadece şunu bilsin yeter:

Her tarih kitabının arkasında, adı hiçbir kitaba yazılmamış insanların gözyaşları vardır.

Ve bazen bir dedenin sessizliği, ciltler dolusu tarihten daha ağır gelir.
Yaşar Kemal 1996 İst.
Esma_Nur ve Hâdimul İslam beğendiler.
__________________

Büyükler fikirleri,Ortalar olayları,Küçükler kişileri tartışır.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Benzer Konular
Konu Başlıkları Konuyu Başlatan

Medineweb Ana Kategoriler

Cevaplar Son Mesajlar
HİCRETSiZ HAYATLAR.... YaŞuHa Muhtelif Konular 1 09 Aralık 2023 10:50
Bir Cuma Sabahı Esma_Nur Yaşam/Kültür/Sanat 0 06Haziran 2023 21:48
Başarıya Adanmış Hayatlar Güzel Sözler alper198 Güzel Sözler-Deyımler-Nükteler 0 12 Şubat 2015 10:53
Gafletle Harcanan Hayatlar........ Seher Yeli Kıssalar-Hikayeler-Nasihatler 0 31 Ekim 2008 18:03
Bir Bayram sabahı.. Belgin Cuma-Bayram 0 26 Eylül 2008 07:51

Bir Ayet Bir Hadis Bir Söz | www.medineweb.net
.::. Bir Ayet-Kerime .::. .::. Bir Hadis-i Şerif .::. .::. Bir Vecize .::.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
عَنْ رَسُولِ اللَّهِ...
حِكْمَةٌ

 

 Medineweb Sosyal Medya Gruplarımız:  Medineweb  Medineweb  Medineweb  Medineweb Medineweb     

  www.alemdarhost.com sunucularını Kullanıyoruz.