| | |||||||
| Konu Kimliği: Konu Sahibi Emine KOCAMAN,Açılış Tarihi: 17 Eylül 2026 (01:17), Konuya Son Cevap : 17 Eylül 2026 (09:30). Konuya 2 Mesaj yazıldı |
6Kez Beğenildi ![]() |
| | Seçenekler | Değerlendirme: |
| | Mesaj No: 1 | |||||||||||||||||||||||||||||||||
| Medineweb Yazarı
Konu Bu Üyemize Aittir! | Bilmeden Ölme! & E. Kocaman Bilmeden Ölme! [Linkler ziyaretçilere kapalıdır. Giriş yapın veya üye olun.] Geçenlerde internete sadece tek bir bilgiye ulaşmak için girdiğimde çokça maruz kaldığım bir durum farkettim.. Beş dakikalık bir işti. Ama tam bir saat sonra ekranı kapattığımda aradığım şeyi neredeyse unutm /uş, ama onlarca yeni şey öğrenmiştim. Ya da öğrendiğimi sanmıştım. Karşıma çıkan başlıklar birbirini kovalıyordu. "Bu bilgiyi bilmeden ölmeyin!" "Sabah aç karnına bunu içenlerin hayatı değişti!" "Yıllardır peyniri yanlış tüketiyorsunuz!" "Çamaşır makinesinin gizli düğmesini kimse bilmiyor!" "Bu ayeti bugüne kadar yanlış okudunuz!" "Uzmanlar uyarıyor..." "Bu kitabı sakın okumayın!" "Kendinizi sürekli yorgun hissediyorsanız..." "Günde üç ceviz, dört badem, yedi dakika yürüyüş..." "Yağları cayır cayır yakan karışım.." "Damarları açan o sihirli ürün..." "Bu kitap hayatını değiştirecek.." "Tarihle ilgili bilmediğin gerçekler.." "Hayatımızı hep kolaylaştıracak mucize ürünler..' Dini, kültürel, psikolojik, nörolojik, metafizik konulara hiç girmiyorum bile... Bir süre sonra insanın aklına şu soru geliyor: Bu kadar bilgiyi kim tüketiyor? Beynimi bilgi çöplüğüne çeviren bu bilgileri bilmek zorunda mıyım? Ben gerçekten bilgi mi ediniyorum... Yoksa sadece bilgiye mi maruz kalıyorum? Bir saat boyunca yüzlerce bilgi gördüm. Peki hangisi gerçekten lazımdı? Daha önemlisi... Hangisi doğruydu? Ben neden bunları bilmiyorum? Bir de bu tarafı var. Enteresan şekilde yorum yapanlar daha da bilge.. Bilgiye ulaşmanın zorluğundan şikayet edilen zamanlardan bilginin bizi bulduğu, hatta üstümüze bilgi boca edilen zamanlara geldik... Telefonumuz cebimizde değil; sanki zihnimizin içinde. Bir başlık diğerini çağırıyor. Bir video bitmeden öteki başlıyor. Bir konu, hiç ilgimiz olmayan başka bir konuya sürüklüyor bizi. Beş dakikalık bir ihtiyaç, bir saatlik bir dağınıklığa dönüşüyor. Çağımızın en büyük problemi belki de bilgiye ulaşamamak değil... "Bilgiden korunamamak." Üstelik artık yalnızca bilgiye değil, kanaatlere de maruz kalıyoruz. Herkes konuşuyor. Herkes anlatıyor. Herkes öğretiyor. Herkes uyarıyor. Bilgisi olan da... Olmayan da... Hakikati arayan da... Sadece dikkat çekmeye çalışan da... Bir süre sonra sesler çoğalıyor; ama hakikat daha belirgin hâle gelmiyor. Tam tersine... Gürültü artıyor. Ne garip değil mi? İnsanlık tarihinin belki de en çok bilgiye sahip döneminde yaşıyoruz. Ama aynı zamanda dikkatimizin en dağınık olduğu çağdayız. En çok okuyan değiliz. En çok maruz kalan dönemiz. Belki de bu yüzden bilgi çoğaldıkça ilim artmıyor. Çünkü ilim; bilginin zihinde birikmesi değil, insanda yer etmesidir. Hikmet ise bildiğinin hayatına yön vermesidir. Bugün ise öğrendiğimiz birçok şeyi birkaç saat sonra unutuyoruz. Fakat zihnimiz yorulmaya devam ediyor. Belki de çağımızın yeni hastalığı bilgi eksikliği değil...Bilgi obezitesi. Sürekli tüketiyoruz. Fakat hazmedemiyoruz. Bilgiyi depoluyoruz. Ama onu karaktere, ahlâka ve davranışa dönüştüremiyoruz. Bu yüzden daha çok şey biliyor olabiliriz. Ama daha bilge olduğumuz söylenebilir mi? Kur'an'ın ilk emri "Oku." idi. Ne var ki okumak, önüne çıkan her şeyi tüketmek değildir. Kur'an herşeyi oku, öğren demez... Asıl mesele neyi okuyacağını, neyi dinleyeceğini ve hangi bilginin kalbine yerleşmesine izin vereceğini bilmektir. Bilgi artık bizi tevazuya götürmüyor. Tam tersine... Bilgi kırıntıları bize "Her şeyi biliyorum." hissi veriyor. Oysa gerçekten bilen insanın ilk cümlesi çoğu zaman şudur: "Bu konuda yeterince bilgim yok." Peki siz bilgisi olmayanı gördünüz mü hiç? Belki de çağımızın en büyük imtihanlarından biri tam da budur. Bilginin yokluğu değil...Bilginin gürültüsü. o gürültünün içinde, hakikatin sesini kaybetmek.. Herşeyi bilip kendini ve haddini bilmemek.. Ve bilgiye tok, hikmete aç olmak... Kenar Notu: >Bilgi hakikate dönüşmüyorsa, zihnin taşıdır, düşürün gitsin. > “Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumludur.” İsrâ 17/36 Konu Hâdimul İslam tarafından (17 Eylül 2026 Saat 10:22 ) değiştirilmiştir. | |||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Konu Sahibi Emine KOCAMAN 'in açmış olduğu son Konular Aşağıda Listelenmiştir
| |||||
| Konu | Forum | Son Mesaj Yazan | Cevaplar | Okunma | Son Mesaj Tarihi |
| | Emine KOCAMAN | Esma_Nur | 2 | 125 | 17 Eylül 2026 01:17 |
| | Emine KOCAMAN | su damlası | 4 | 205 | 18 Temmuz 2026 00:55 |
| | Emine KOCAMAN | Kara Kartal | 4 | 595 | 13 Kasım 2025 01:35 |
| | Emine KOCAMAN | Medine-web | 2 | 558 | 14Haziran 2025 03:05 |
| | Emine KOCAMAN | Hâdimul İslam | 8 | 1212 | 04 Ağustos 2024 01:22 |
| | Mesaj No: 2 |
| Medineweb Site Yöneticisi |
Bilgiye Tok, Hikmete Aç... Hocamızın yazısına katılmamak mümkün değil. Gerçekten de çağımızda bilgiye ulaşmak artık mesele olmaktan çıktı; bilgiden korunmak mesele hâline geldi. Bir şeyi öğrenmek için çıktığımız yolda, birkaç dakika içinde onlarca başka bilgiye, yoruma, videoya ve kanaate; hatta zaman zaman zihnimizi ve bilincimizi adeta zehirleyen bir bilgi bombardımanına maruz kalıyoruz. Sonunda zihnimiz doluyor ama gerçekten ne öğrendiğimizi bilemeyebiliyoruz. Belki de burada asıl mesele bilginin çokluğu değil, ölçüsüzlüğüdür. Çünkü her bilgi ilim değildir. Her anlatılan hakikat değildir. Bugün insanın elinin altında milyonlarca bilgi var. Fakat bilmek ile anlamak, anlamak ile ilim sahibi olmak, ilim ile hikmet sahibi olmak aynı şey değildir. Bilgi zihinde birikebilir. İlim insanda yer eder. Hikmet ise bildiğini hayatına taşıyabilmektir. Bu yüzden insanın çok şey bilmesi, mutlaka çok şey anladığı anlamına gelmez. Hatta bazen en büyük bilgi: “Bu konuda yeterince bilgim yok.” diyebilmektir. Hocamızın Kur'an'ın ilk emri olan “Oku” emrine yaptığı gönderme de burada ayrı bir anlam kazanıyor. Oku. Fakat okumak, önümüze çıkan her şeyi zihnimize doldurmak değildir. Okumak seçmektir. Ayıklamaktır. Sorgulamaktır. Anlamaktır. Bağlamaktır. Ve sonunda okuduğumuz şeyin insanı nereye götürdüğüne bakmaktır. Çünkü insanın zihnini bir bilgi deposuna çevirmek kolaydır. Asıl mesele, o bilgiyi ilim, ilmi hikmet, hikmeti de ahlâk ve davranış hâline getirebilmektir. Yoksa insan gerçekten de çok şey öğrenip, aslında hiçbir şey öğrenmemiş olabilir. Burada “Oku” emrinin, Allah'ın çizdiği sınırlar içerisinde anlaşılması gerektiğini de düşünüyorum. Zira mesele yalnızca çok okumak ve çok bilmek değildir. Okuduğumuz şey faydalı bir ilim mi? Faydasız bir ilim mi? Doğru mu? Yanlış mı? Doğruysa bana ne kazandıracak? Yanlışsa hafızamı neden onunla kirleteyim? İşte insanın zaman zaman kendisine bu soruları sorabilmesi gerekiyor. Bu bakımdan “Allah'ım, faydasız ilimden Sana sığınırım.” anlamındaki hadis-i şerif de meseleyle son derece barışık bir ölçü ortaya koyuyor. Demek ki mesele yalnızca bilmek değil; neyi bilmeye değer bulduğumuzu da bilmek. Belki çağımızın gerçek imtihanlarından biri de budur: Bilgiye ulaşmak değil, bilgi gürültüsünün içinde hakikati kaybetmemek. Belki de çağımızın hastalığını yalnızca hocamızın tabiriyle “bilgi obezitesi” olarak tanımlamak yetmez. Çünkü insanın zihni bilgiyle dolduğu hâlde hakikate yaklaşmayabilir. Hatta bazen insan o kadar çok şey bilir ki bilmediğini fark edemez hâle gelir. İşte bu daha tehlikelidir. Çünkü bilgisiz insanın eksikliğini fark etmek mümkündür. Fakat kendisini bilgili zanneden insanın eksikliğini fark etmesi çok daha zordur. Bu yüzden belki de asıl ihtiyaç: Daha fazla bilgi değil, daha iyi bir ölçüdür. Neyi okuyacağını bilmek... Neye inanacağını bilmek... Neyi sorgulayacağını bilmek... Nerede susacağını bilmek... Ve en önemlisi: Bilginin de bir terbiyesi olduğunu bilmek. Hocamızın şu cümlesi bence meselenin merkezinde: “Gerçekten bilen insanın ilk cümlesi çoğu zaman şudur: ‘Bu konuda yeterince bilgim yok.’” Belki de bilgi çağında en fazla kaybettiğimiz şey tam olarak budur: “Bilmiyorum” diyebilme terbiyesi. Çünkü elimizde bir telefon var. Her soruya birkaç saniye içinde cevap bulabiliyoruz. Bu da insana garip bir yanılgı veriyor: “Bilgiye ulaşabiliyorsam, bilgi sahibiyim.” Oysa bilgiye ulaşmak başka şeydir; bilgiyi anlamak başka. Anlamak başka şeydir; doğruyu yanlıştan ayırmak başka. Doğruyu bilmek başka şeydir; bildiğiyle yaşamak ise bambaşka. İşte ilim ile malumat, bilmek ile bilge olmak arasındaki fark biraz da burada ortaya çıkıyor. Bir insan yüzlerce kitap okuyabilir. Binlerce ayet, hadis, tarih, felsefe, psikoloji, tıp veya astronomi bilgisi ezberleyebilir. Ama bütün bunlar tek başına onu hikmet sahibi yapmaz. Çünkü bilgi zihinde bulunabilir; hikmet insanın davranışında görünür. Bilgi insana “ne olduğunu” söyleyebilir. Hikmet ise “ne yapması gerektiğini” düşündürür. Bilgi insana başkalarının hatalarını gösterebilir. Hikmet, önce kendi nefsine bakmayı öğretebilir. Bilgi insanı konuşturabilir. Hikmet bazen susturabilir. Bilgi: “Ben biliyorum.” dedirtebilir. Hikmet ise belki de insana: “Yanılıyor olabilirim.” dedirtebilir. Üstelik hikmet, Kur'an'ın da temel damarlarından biridir. Kur'an'da hikmet, yalnızca insanın edindiği bir tecrübe veya güzel davranış anlamında değil; Allah'ın vahyin rehberliğiyle bağlantılı bir değer olarak da karşımıza çıkar. Hatta bazı ayetlerde Peygamber'e “Kitap ve hikmet” verildiğinden söz edilir. Bu da bize hikmetin, kuru bir bilgi birikiminden çok daha ötesinde; bilgiyi hakikat, ölçü, basiret ve doğru amelle buluşturan bir kavrayış olduğunu gösterir. Dolayısıyla “bilgiye tok, hikmete aç olmak” yalnızca güzel bir söz değil; Kur'an'ın ilim anlayışıyla da buluşan bir çağrıdır. Çünkü bilgi çoğaldıkça insanın hakikate yaklaşacağı garanti değildir. Bazen yapılması gereken daha fazla bilgi toplamak değil, zihnimizdeki bilgilerin hangisinin gerçekten bilgi olduğunu ayıklamaktır. Çünkü bilmek ile bilge olmak aynı şey değildir. İnsanın bazen ihtiyacı daha fazla bilgi değil; o bilgiyi taşıyabilecek kadar hikmettir. Bu sebeple hocamızın makalesi gerçekten gündem olması gereken bir konuya parmak basıyor. Ve makalenin son cümlesi belki de bütün bu meselenin özeti: Bilgiye tok, hikmete aç olmak... Belki buna yalnızca şunu ekleyebiliriz: Her şeyi bilmeye çalışmak yerine, bildiğimiz şeyin gerçekten ne kadarını bildiğimizi bilmek...dahası hikmete götüren bilgiyı edinmek... Kaleminize, kelâmınıza sağlık hocam.
__________________ ![]() Büyükler fikirleri,Ortalar olayları,Küçükler kişileri tartışır. |
|
| | Mesaj No: 3 |
|
O edindiğimiz bilgiler hiç bir işimize yaramıyor çünkü unutuyoruz. Uzmanların dediği gibi sosyal medyada habire ordan oraya zıplamalarımız beyin çürümesine yol açıyor. Sosyal medya deryasını önümüze serenlerinde amacı bu zaten beynini kullanamayan varlıklar haline dönüşmemiz! Yapay zekayı da unutmayalım ordaki her bilginin doğru oldugun o kdr inanmış ki yeni nesil artık düşünmez araştırmaz olmuşlar :( ne konuşacaklarını bile yapay zekaya sorar olmuşlar. Hadsiz dengesiz gençler Delirmeye doğru giden bir topluluk olduk. 10 yıl sonra akıl hastanesi ihtiyacının dahada çoğalacagını belirtiyor uzmanlar gidişata bakdıgımızda mümkün gibi duruyor. Kitap kapagını açmayan arasdırmayan yapayzeka dediğini ana babasının dediklerinin önünde tutan bir nesil , önce Google ile girdiler hayatımıza çocuklar bir tıkla bilgiye ulaşdılar yazı yazmayı bırakdılar yazıcılardan istediklerini zahmetsiz alıyorlardı sonrasında sosyal medya girdi hyatımıza çok hoşumuza gitti özlü sözler komık paylaşımlar birbirimizin nerelere gittiğini görmek ..hani bir sanatçı demişdi ya size parasız bir şey sunuluyorsa hedef sizsiniz amann deyip geçmişdik belkide ama haklıymış çok şey değişdi çok şeyi çaldılar bizden :(
__________________ Birbirimize Fikirlerimiz uyuşmasa bile İNSAN olduğumuz için SAYGI duymamız lazım... Ne MUTLU MÜSLÜMANIM DİYENE.... | |
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Konuyu değerlendir | |
Benzer Konular | ||||
| Konu Başlıkları | Konuyu Başlatan | Medineweb Forum Kategorileri | Cevaplar | Son Mesajlar |
| Kullan-at Hayatlar - E.Kocaman | Emine KOCAMAN | Emine KOCAMAN | 4 | 18 Temmuz 2026 20:06 |
| AEO-ARO/Emine Kocaman | Emine KOCAMAN | Emine KOCAMAN | 15 | 11Haziran 2021 08:47 |
| Bilmeden Önce... | tevhid_ | Videolar/Slaytlar | 0 | 06 Temmuz 2013 23:35 |
| Suçlarını bilmeden öldürülenler için.. | namzet davadar | Şiirler ve Şairler | 4 | 24 Temmuz 2009 17:56 |
| Bilmeden alkol icmek? | KuM TaNeSi | Soru Cevap Arşivi | 0 | 09 Nisan 2009 12:33 |