|
Konu Kimliği: Konu Sahibi Medine-web,Açılış Tarihi: 15Haziran 2007 (13:29), Konuya Son Cevap : 25 Mart 2024 (23:22). Konuya 137 Mesaj yazıldı |
![]() ![]() |
| LinkBack | Seçenekler | Değerlendirme |
![]() | Mesaj No:101 |
Durumu: ![]() Medine No : 17229 Üyelik T.:
10 Mart 2012 | ![]() Kadına "genç, gürbüz ve çekici olduğun sürece mutebersin, yüzün kırışırsa seni tanımam" diyen görsel şiddet sistematik olarak devam ediyor. S.DEMRCİ ![]()
__________________ "..insanın ruhunu yücelten bir acı, ucuz bir mutluluktan daha değerlidir..." |
![]() |
![]() | Mesaj No:102 |
Durumu: ![]() Medine No : 14629 Üyelik T.:
18 Kasım 2011 | ![]() İnşaAllah Derse Yakaran İnşa Eder Yaradan . . Senai Demirci
__________________ Ve Hayat... Herseye Rağmen Değil ! ALLAH'a Kul Olunca Guzel. . . !! ♥ |
![]() |
![]() | Mesaj No:103 |
Durumu: ![]() Medine No : 13301 Üyelik T.:
04 Şubat 2011 | ![]() Aşk Suya Düşünce.... ![]() Ateş denizi. Gül bahçesi. Renk fırtınası Aşk seması. Işık ve bakış, Su üzerinde buluşuyor. Renk ve ahenk, Suya koşuyor. Aşkın yüzü suyu hürmetine ateş suya konuk oluyor. Gül suda diriliyor yeniden Renk kalbin derûnuna damlıyor. Su coşuyor, aşk oluyor, ateş oluyor, alev alıyor. Su yakıyor ve yanıyor. Rahmet su yüzüne çıkıyor Celal ve Cemal dalga dalga nöbetleşiyor. Bir manevi yangın oluyor Ve bir uhrevi serinlik sunuyor ebru... Yerçizgisi ile gökçizgisi suya düşen renklerde birleşiyor. Öylesine belirsiz, öylesine elden gelmez bir form oluyor ebru Ve ebruzen Yer ile gök arasında.. Göklerin ötesini yere indirmeye çalışıyor. Kalbinde beslediği sözsüz şiirleri su üzerine nakşetmeye çalışıyor. Hep güzel gören gözleri, güzel bakışlarla süslüyor. Ebru, gören gözün ışığı ebru. Rengini gönülden alıyor. Ve gayba aşina gönlün, gördüğüne razı gelmeyen aklın ayinesi, Işıltılı, büyülü, ayartıcı. Aşkı ve tevhidi bir kor tereddüdüyle Avucunda tutmaya çalışıyor ebruzen. Gözleri güzelle süslemeye niyetli. Boyanın su üzerinde kaotik dansından nice gönüllere güzeller devşiriyor. Ebruzen aşkını suda arıyor. Ve buluyor da.... Güzellik bakanın gözündedir ezelden. Bakılanı güzel eyleyen bakıştır. Aynı zamanda, aşkın en yalın tarifi bu Mecnun Leyla’nın gözünde güzeldir. Yusuf Züleyha’nın bakışıyla güzeldir. Ve kevn Mevla nazar ettiği için güzeldir. Mecnun’un Leylası neyse, ebruzenin ebrusu o. Önce ebruzeninin gözünde güzel ebru Ebruzen güzel baktığı için güzel görüyor, güzelin yüzünü öylece su üzerine düşürüyor. Bu defa Leyla Mevla’ya yol oluyor. Ebrunun verdiği huzur, toprağa yakın oluşundan gelir Sanatkar, semayı temsil eden herşeyi toprak renklerine yansıtır. Suya düşürür ve toprağa kazır ve çamura bular. Modern sanatın aksine, çığırtkan ve saldırgan renklerle değil, mutevazı toprak renkleriyle açar gönülleri. Ebru, su üzerindeki toprak renklerinden oluşur. O yüzden, ebru biraz dünya biraz insan... Ebru, aslında bir nefis terbiyesi. Modern yaşamın herşeyi determinist kalıplara vuran anlayışının aksine, belirsizliğe razı olmayı belletiyor, beklemeyi ve tevekkülü öğretiyor. Ebruzen eserinin son halini başından belirleyemiyor. Suyun ve boyanın esrarlı dansı, renklerin ve biçimlerin salınışları arasında sadece bekliyor. Tek bir yaprağın kıpırtısına bile bigane kalmayan Külli İradenin niyetini gerçeğe döndürmesini bekliyor ebruzen. Ebru biraz da kaderi öğretiyor. En küçük ve sıradan eylemlerin Kainatın Sahibince nasıl da ciddiye alındığını farkediyor. Sonsuz gökyüzü altında ve yeryüzünde değersiz ve terkedilmiş olmadığını anlıyor insan. Rengarenk bir ayinede, ebruda, kendini yeniden keşfediyor.. Ebruyu elinizle değil gönlünüzle yaparsınız diyor ebruzen. Sanatkarın yeni bir şey yapmadığını, zaten var olanı yansıttığını kaydediyor. Tasavvuftabiriyle, batını zahire çıkarıyor Ebruzen. Kainat sayfalarında saklı güzellikleri gün yüzüne çıkarıyor. Ebru, su üzerine kurulu evreni yine su üzerinde tasvir ediyor. Ve aslında bu fonksiyonuyla aşkın, yine başladığı yere, yani bakışa, güzel bakışa dönüşünü temsil ediyor. Ebru, kainatla birebir örtüşüyor. Modern fiziğin teorik tasvirlerle yakalamaya çalıştığı gerçeği çoktan beri biliyor ebruzen: hiçbir olayın tekrarı yoktur. Hiçbirşey tekrar edilebilir olmadığı gibi, Göründüğü gibi de değil. Eşyanın rengi, biçimi ve hacmi, İnsanın eşyaya eklenmesi ile gerçeküstüne doğru kanatlanıyor. Ebru, suretin sirete dönüşünü, Gözün gördüğünün gönüle düşüşünü temsil ediyor. Ebruzenin su ile serüveni ebru.. Herserüven gibi nerede başladığı bilinse de, Nereye vardığı kestirilemiyor. Ve hangi kalbi fethedeceği bilinmeyen bir akın. Hangi gönülde durulacağı bilinmez bir coşku.. Ruhunu renge ve ahenge tekne yapıyor ebruzen. Boyayı kalbinden damlatıyor. Göze bir sürme gibi çekiyor gönlünün karasını. Rengi ve ahengi, aşk denizine salıyor Aşkı suya düşürüyor.. Yakıyor suyu.. Tevhid sırrının yüzüsuyu hürmetine kesret ateşine salıyor, Ve ahenkle ve renkle serinletiyor insan yüreğini. Yandıkça su, alev alıyor aşk. Ve yüreğimiz kanlı bir ebruya dönüşüyor. Senai Demirci |
![]() |
![]() | Mesaj No:104 |
Durumu: ![]() Medine No : 13301 Üyelik T.:
04 Şubat 2011 | ![]() buraya kadarmış.... Koca bir ömür bıraktım arkamda. Ellili yaşların eşiğindeyim. Bugün ölecek olsam, "olabilir!" denecek. "Üstü kalsın!" diyebileceğim kadar yaşadım. Mezar taşımda bundan sonra yazacak rakamlar kimseyi şaşırtmaz. Artık yaşamıyor oluşu kanıksanacak biriyim. Sorunlu bir çocukluk geçirdim. Derin yaralarım var. Bir çoğunu iyileştirmek bir yana, dokunamadım bile. Korkularım var. Önyargılarım var. Komplekslerim var. Kapris yaptığım, kalp kırdığım dönemler de oldu. Şöhretle sınandım; kaybettiğim günler oldu. Param bol olduğunda kaybettiğim sınavları parasız kaldığımda fark edebildim ancak. Pürüzsüz değilim. Arızalı yanlarım var. Çoğu zaman dağınık, bazen dalgınımdır. Nadiren dağıttığım olur. Ayağımın kayacağını bal gibi bildiğim alanlarım vardır. Suizanda bulunduğum, gıybetini ettiğim, helalleşmekten utandığım kardeşlerim var. Çok uzak gördüğüm günahların eşiğinde bocalarken buldum kendimi. Övgüler aldığımda, utanıyorum, çok utanıyorum. Alkış aldığımda iki türlü utanıyorum. Birincisi, zaten hak etmediğimi bildiğim için; ikincisi, alkış beklediğimi sandıklarını sandığım için. Yetişkin ve günahları olan bir insanım. Öyle ki, bazen bana hayranlıkla bakan bir çocuğun masum gözlerinin içinde erimeyi delicesine istediğim oluyor. Geçmişimi üzerimden kirli bir elbise gibi sıyırıp yürümek istiyorum. Kulları şahit kılmak men edilmeseydi eğer, yaptıklarımın hepsini açıkça anlatıp başka kimsenin, ama hiç kimsenin benim hakkımda benim itiraflarımdan daha ayıplı ihbarlar yapamaz hale gelmesini isterdim. Hani bir sahabenin, Peygamber'den (asm) çok ciddi bir konuda çok ağır bir azar işittiğinde, "keşke o olaydan sonra Müslüman olsaydım!" deyişi var ya, ben de öyle haykırmak istiyorum. Öncesinde ve sırasında Müslüman oluşumdan utandığım isyanlarım var. Ama... Ama... Şimdi burada vazgeçilmez bir bedenin içinde yürüyor olmak vazgeçiriyor beni itiraftan. Son nefesin dibine kadar üzerine titrediğim itibarım tutuyor elimden itiraflarımın. Ben bana "sırdaş" olarak kalıyorum. Kendi içime kıvrılıyorum çaresiz. Aynadaki ben ve aynaya bakan ben karşılıklı susuyoruz, utana sıkıla. Aynada gözlerinin içine baktığım adamı utandırıyorum, utanıyorum o adamdan. Gözlerimi kaçırıyorum gözlerinden. "Başka bir seçenek yok muydu ey Allah' ım" diyesim geliyor. Yaşadıklarımın hepsi kayıtlı, biliyorum. Musalla taşına sessizce bırakılsın diye beslediğim bedenime bakıyorum; yazık ettin diyorum. O cenazeye ettiğin kötülüğe bak; hiç acımadın mı? Hiç itirazsız toprağa konulacak yüzümü seyrediyorum; "olmadı!" diyorum. Topraklaşmasını kabul ettiğin yüze değdirdiklerine bak... Bir Yusuf kuyusu gibi geçmişe gömülü resimlerime bakıyorum; "ayıp ettin adama" diyorum. "Kolundan tutup nerelere sürükledin adamcağızı!" Hayıflanıyorum. Çok sık hayatı yeni baştan yaşasam dediğim oluyor. Ama olan oldu bir kere... |
![]() |
![]() | Mesaj No:105 |
Durumu: ![]() Medine No : 13301 Üyelik T.:
04 Şubat 2011 | ![]() Kıl Beni Ey Namaz Çöllerden Topla Hücrelerimi Rahmetinin Vahasında Ağırla Bu Yitik Kalbi Kıl Beni Ey Namaz Secdede Ruhumu Yeniden Fısılda Bana Şahdamarı Yakınlığından Emzir Bu Puslu Bedeni Kıl Beni Ey Namaz Küçülsün Dağlar Denizler Taşsın Dağılsın Kalabalıklar Rüku Rüku Doğrult Eğriliklerimi Kıl Beni Ey Namaz İkiye Bölünsün Kalbim Ortasından çatlasın Kıblenin şakağında Sevginden işaret Parmağı Değsin Yeter Ki Göğsüme Kıl Beni Ey Namaz Topla Sevdalarımı Kırık Aynaların çatlaklarından Ömrüme ilikle Sevinçlerimi Firuze Düşler Düşür Alnımın şafağına Kıl Beni Ey Namaz Tenim İbrahim Gibi Ateşe Düşmüşken Uzak Tut Nefsimin Nemrudundan Beni Gül Kokulu Serinlikler Yağdır Yüreğime Göznurum Ey Canım Namaz Kıl Beni Ey ömrüm Namaz Secdene Al Beni De Gül Değdir Gönlüme Aşkına Yaz Beni De Yarim Namaz Kıl Beni Ey Namaz Günahın, isyanın, Nisyanın Kuytusunda Büyüttüğüm Pişmanlığımın Yüzünü Yerden Kaldır Utandırma Beni Al Karanlıklarımı Gözbebeğinde Yıka Kıl Beni Ey Namaz insan Kıl Beni Doğru Kıl Duru Kıl Diri Kıl Beni insan Kıl Bu Bedeni Ah, Alnımı Dayadığım Secdegahıma Kim Serpti Bu incileri Kim Kim Bu dua Hammalı Ellerimin Yüküne Ortak Kim Ah, Ziyankar-i çarık Ah ,namütenahim Kavrayışın Yolcusu Ah, içimde Biriktirdiğim Yalnızlığın Seyrüsefer Gölgesi Ah.. Gitmek, Gidememektir Kendimden Amentünün Arasatında Bir Tedirginim Ben Aklımın Köşe Bucak ilticaları Sevgilide Kaldı Hangi Gaflete Büründü Ki Ellerim Sızlatıyor Dokunduğu Tenleri Ah.. Haydi Felaha Haydi Felaha Haydi Namaza Haydi Kurtuluşa Göznurum Ey Canim Namaz Kıl Beni Ey ömrüm Namaz Secdene Al Beni De Gül Değdir Gönlüme Aşkına Yaz Beni De Yarim Namaz Senai Demirci |
![]() |
![]() | Mesaj No:106 |
Durumu: ![]() Medine No : 13055 Üyelik T.:
18 Aralık 2010 | ![]() "Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki onlar bunlardan yüz çevirerek üzerlerinde(düşünmeden)geçer giderler(Yusuf105)" ![]() Her suret Seni göstermeye bahanedir Her ayinede görünen Senden nişanedir ![]() Her zerre 'Bir'liğini açıkça seslendirmektedir Her varlık kudretini ayan beyan dillendirmektedir Öyle şiddetli görünüyorsun ki ışığın gözü kamaşıp Seni perdelemektedir Öyle ZAHİRSİN kikimse gözünü Senden ayıramadığı için Seni fark edememektedir Sen kudret ve rahmet eserlerini görünür kılmasan aklımın ayağı dolaşır Sen güzel isimlerini aşikar etmesenruhum karanlıkta kalır ![]() Görünenler Senin görünmek dilemenle görünür;görünenlerin sırrını aç bana Görünenler Senin göstermenle görünür;eşyanın hakikatını göster bana Senden başkası tanık olmaya değmiyor;zuhuruna tanık olanlardan eyle beni Seni anlatan kelimeler hiç bitmiyor;ayetlerine şahit yaz beni Gözlerim Seni görmeye yetmiyor;kalbimde görünür eyle KENDİNİ SENAİ DEMİRCİ
__________________ ![]() "Bir yαrım αklın kuyusundα öbür yαrım αşkın kuytusundα... Cennet ve cehennem αrαsındα.Ucu sırαttαn geçen bir uçurum kenαrındα... Â'râftα..... Ârâfın dα αrαsındα...Ar ve αf yαrαsındα..." |
![]() |
![]() | Mesaj No:107 |
Durumu: ![]() Medine No : 4458 Üyelik T.:
19 Ekim 2008 | ![]()
Terkedeceğin gölgelerde ve seni terkedecek gölgelerde oyalanma. Bir tekbir ile dünyayı arkana at. Elinin tersiyle geride bırak gündelik sevdaları... “Oynamıyorum!” de. Seni herkesle ve her şeyle buluşturacak Rabbinin sılasına yönel. Yol açık, yola çık... [Dr. Senai DEMİRCİ]
__________________ Birbirimize Fikirlerimiz uyuşmasa bile İNSAN olduğumuz için SAYGI duymamız lazım... Ne MUTLU MÜSLÜMANIM DİYENE.... |
![]() |
![]() | Mesaj No:108 | |
![]() Alıntı:
Çok güzel... Eyvallah... İnşallah...
__________________ Hay'dan gelir, Hu'ya gideriz. | ||
![]() |
![]() | Mesaj No:109 |
Durumu: ![]() Medine No : 13055 Üyelik T.:
18 Aralık 2010 | ![]() ![]() Yûnusça bir duanın firarisi olmak için .. Ölüm beklentisinin gecesinde u/yutulmuş yarın kaygısının zifirinde yitirilmiş bir Yûnus'um. Dünyanın ölümcül dalgaları içine atılmış bir Yûnus'um. Nefsinin daracık karnında yutulmuş bir Yûnus'um. "İlah yok ancak Sensin [ALLAH]" diye/bildiğimde gecenin dehşeti gidiyor zaman ve mekân aşinam oluyor eşya ve insan kardeşim oluyor. Eşyanın yüzüne dağılmış muhabbetlerim zamanın uçurumlarına savrulmuş sevdalarım Bir Olan'da toplanıyor. Geleceğime mehtap doğuyor. "Seni tesbih ederim; Sen kusurdan münezzehsin hikmetsiz iş yapmaktan sonsuz uzaksın" diye/bildiğimde varlığımı eksilten kalbimi ezen tenimi yaralayan dünya dalgaları sakinleşiyor. Rabbimin aziz misafiri olarak görüyorum kendimi. Denizim mavileşiyor. "Ben zalimlerden oldum" diye/bildiğimde nefsimin karnından çekip alıyorum kendimi. Yalanların ağzına düşmüş nefesimi geri çekiyorum. Kendimi temize çıkarmaya çalışarak kirlettiğim benliğimi aklıyorum. Her yanlışımda kendimi haklı görmekle düştüğüm hata kuyularından pişmanlığımın ipiyle çıkabiliyorum. Karnına düştüğüm balık beni sahile çıkarıyor. Günahlarımın dikenlerinden pişmanlık gülü açıyor. Terk ettiğim kötülükleri sırf terk ettim diye hesabıma iyilik olarak yazdırabiliyorum. Kusurlarımdan utancım yüzünden rahmetin kapısına gözü yaşlı boynu bükük bir kul bırakıyorum. Yûnusça bir duanın gölgesinde dinleniyorum kurtuluyorum. . Senai Demirci
__________________ ![]() "Bir yαrım αklın kuyusundα öbür yαrım αşkın kuytusundα... Cennet ve cehennem αrαsındα.Ucu sırαttαn geçen bir uçurum kenαrındα... Â'râftα..... Ârâfın dα αrαsındα...Ar ve αf yαrαsındα..." |
![]() |
![]() | Mesaj No:110 |
Durumu: ![]() Medine No : 13301 Üyelik T.:
04 Şubat 2011 | ![]() Üzülme! Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir. Kalpsizler üzül(e)mezler ki. Ne mutlu sana ki üzülebiliyorsun. Dokunan var demek ki kalbine. Ya dokunulmasaydı kalbine. Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi. Demek ki gözden çıkarılmadın. Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın. Yorum: Üzülmek bence kalp işinden çok iman işi. Yeryüzündeki milyarlarca insanın da kalbi var ama çoğu üzülmüyor. O imandır ki kalbi kalıp olmaktan çıkarır kalp eyler. Üzülme! Üzülüyorsan Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor. Onun için dokunuyor kalbine. Kıymetini bil ki üzmeye değer görüyor seni. Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir. Yorum: Bu paragraf bana Aşık Veysel'in "Benim sadık yarim kara topraktır." sözünü hatırlattı. Eskiden alimler sağlıklı olmalarından şüphelenip Rabb'im beni unuttu mu acaba derlermiş. Üzülme! Yüzün yerde geziyorsan ellerin boynuna sarılı ise içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını bir yüce dağsın sen demek ki az bekle eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki... Yorum: Bu paragraf umut dolu söyleyecek söz bulamıyorum çölde su bulmuş gibi sevindirdi beni. Üzülme! Üzülüyorsan şımaramazsın. Kibrin kirli tuzağına düşemezsin. Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların. Uzak geçersin isyanlı yollardan. Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin. Seni Biri yakınlığına çağırıyor demek ki... Gözden çıkarmamış olmalı seni. Yorum: Evet üzüntüler şımarmamı hep engelledi küçükten büyüdüm. Üzüntü şer değil bazen hayırmış demek ki... Üzülme! Üzülüyorsan bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. Umudunu kes sahte doymalardan. Yüreğini küstür coşkulardan. Kapı açıldı açılıyor demektir. Yorum: Öyle ya üzülme olmadan sevinmenin ne demek olduğunu nereden bileceğiz? Bu paragrafın harfleri yağmur damlaları gibi rahmet yağdırdı mahzun kalplere Üzülme! Üzülüyorsan kaybedeceğin bir şeyler var demek ki... Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini elindekileri saymaya başla. Hepsini saysan bile nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. Bak işte zenginsin. Yorum: Bu paragraf zenginliğimi haykırıyor adeta. Doğru ya hep sahip olmak istediğimiz şeyleri sayıyoruz da sahip olduklarımızı saymıyoruz. En değerli şeyimiz ise imanımız ancak ve ancak onu kaybetmekten korkmalıyız. Üzülme! Seni bir "İşiten" var. Seni senin kendini bile sevmenden önce O sevdi seni. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. Seni herkesten çok anlıyor seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin içinde gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor. Yorum: Meşgul çalan telefon benzetmesi çok güzel. "Allahu Ekber!" "Elhamdülillah" denmez de ne denir Rabb'imizin bize düşkünlüğüne. Bir de biz O'na hakkıyla kul olabilsek... Üzülme! Varlığının tenine çiziktir her hüzün. Varlığından haber verir üzüntün. Hatırlar mısın bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin? Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen yüzüne bir tek O baktı. Kimselerin arayıp sormadığı önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde senin adını ilk O andı. Hatırını bildi. Seni yanına aldı. Hep yanında oldu. Sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile seni her defasında sabaha çıkardı. Sen Onu defalarca unuttun ama O seni asla unutmadı. Yorum: Her hüzün imanımızı içten içe yiyen bir elma kurdu gibi sanki. Bir de bakıyoruz ki üzüntüden geriye adını bile anmak istemediğimiz hastalıklar kalmış hediye. Sonra? Sonra o hüzün bizde kalsa iyi çürük elmanın sepetteki diğer elmaları çürüttüğü gibi biz de hastalığımızla başkalarını üzüyor çürütüyoruz. Rabbimiz bizi sevindirmek istiyor varederek bak Ben seni yarattım senin Rabbinim sevinmedin mi seni yarattığıma diyor her üzüldüğümüzde. Beni tanımak istemez misin diyor ve ne acı ki bazı kulları yaşantılarıyla bu soruya Hayır boşver sonra diye karşılık veriyor. Veyl onlara… Üzülme! O'nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı. Taşlandı. Sürüldü. Yaralandı. Aç susuz kaldı. Yuvasına uzaktan gözleri yaşlar içinde baktı. Mağarada yapayalnız ve korunmasızdı. Senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı: "Lâ tahzen innAllahe meânâ." Yorum: Efendimizin başına gelenler beni hep teskin etmiştir. Onun örnekliğiyle sabretmeye daha bir gayret etmişimdir. Bence O biz kardeşlerine hâlâ Lâ tahzen innAllahe meâna. diyor duyabiliyor muyuz? Üzülme! Kaldır yüzünü yerden. Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili. "Rabbin sana küsmedi ki..." Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin. "Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki..." Yorum: Tek dileğim Rabbime olan sevgimin günahlarıma kefaret olması. Yoksa vallahi ne bu dünyada yüzümü yerden kaldırabilirim ne de ahirette Onun (c.c.) cemaline bakabilirim… |
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 8 Kişi okuyor. (0 Üye ve 8 Misafir) | |
![]() | ||||
Konu Başlıkları | Konuyu Başlatan | Medineweb Ana Kategoriler | Cevaplar | Son Mesajlar |
senai hocamdan bir hoş dua | _bülbül_ | Dua Bölümü | 1 | 30 Ocak 2023 15:09 |
Senai Demirciden Vakit Öğle Şiiri Videosu | MERVE DEMİR | Videolar/Slaytlar | 1 | 10Haziran 2021 23:13 |
Şeyh Sadi' den Sözler/İnciler-Medineweb | MERVE DEMİR | Güzel Sözler-Deyımler-Nükteler | 14 | 30 Mart 2020 00:03 |
La Tahzen ( Üzülme ) Senai Demirci Medineweb | nurşen35 | Şiir Dinletileri | 2 | 17 Ağustos 2017 23:50 |
Siz ve Eşiniz // Senai Demirci | enderhafızım | Evlilik-Nikah Konuları | 3 | 24 Ocak 2014 00:12 |
.::.Bir Ayet-Kerime .::. | .::.Bir Hadis-i Şerif .::. | .::.Bir Vecize .::. |
|