Go Back   Medineweb Forum/Huzur Adresi > ..::.MEDİNEWEB FORUM DİNİ KONULAR.::. > Muhtelif Dini Konular > Tevhid Ve Şirk Konuları
Üyemiz Ol Forumları Okundu Kabul Et

Konu Kimliği: Konu Sahibi Hâdimul İslam,Açılış Tarihi:  Dün (23:18), Konuya Son Cevap : Dün (23:27). Konuya 2 Mesaj yazıldı

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme
Alt Dün, 23:18   Mesaj No:1
Medineweb Baş Editörü
Hâdimul İslam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: Hâdimul İslam isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 14593
Üyelik T.: 15 Kasım 2011
Arkadaşları:15
Cinsiyet:
Memleket:MEDİNEWEB
Yaş:46
Mesaj : 13.592
Konular: 1517
Beğenildi:13767
Beğendi:9888
Takdirleri:32749
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart Kabirden Alınan Talimat ve Mezardan Yönetim

Kabirden Alınan Talimat ve Mezardan Yönetim

Türkiye’nin en nüfuzlu tarikatlarından birinde yaşanan yönetim kavgası teolojik bir krize dönüştü. Cübbeli Ahmet Mahmut Efendi’nin ölmediğini tarikatını mezarlıktan yönetildiğini iddia edince büyük tepki topladı. Peki tartışmanın arka planında ne var? Hiçbir zaman kanıtlanamayacak iddialar üzerinden kurulan otoritelerin temelinde ekonomik paylaşım kavgası mı yatıyor?

******

Mahmut Ustaosmanoğlu’nun vefat ettiği 2022’ye kadar ki süre zarfında Hasan Keskin’in bir sonraki Şeyh olacağını kimse bilmiyordu. Cenazede kriz çıkınca “2003 Vasiyeti” ortaya çıktı.

Tarikat erkanı açısından Çarşamba kolunun yaşadığı liderlik krizinin temelinde Mahmud Ustaosmanoğlu’nun sağlığında halefini ilan etmemesi ve bundan da özerk grupçukların yaralanması olduğunu söyleyebiliriz.

Cübbeli Ahmet tabi bu iktidar savaşını Tasavvufî kavramlar üzerinden yürüterek meşruiyet üstünlüğü kurmaya çalışıyor. Peki o ne?


Tasavvufi Kozmolojiye göre Allah bilinmek istedi ve kendisinden doğurduğu/sudur ettirdiği Hz. Muhammed’e aşık oldu ve o aşkından da Hz. Muhammed’in İlahi nurunun ontolojik parçaları olan Seyyidler/Ehl-i Beyt Konseyini yarattı. Allah kendi parçasından onları doğurdu/taşırdı. Buna Neo-Platoncu “Nuru Muhammedî” inancı da diyebiliriz. Dolayısıyla bu inanca göre 3’ler 7’ler 40’lar şeklinde bir hiyerarşisi de olan bu Metafizik Konsey Allah’ın kendilerine verdiği tasarruf yetkisi ile tüm Kainatı gayb aleminden yönetiyorlar. Tarikattaki “Mürşidi Kâmil” Şeyh de bu konseyin bir üyesi olduğundan Allah’a ulaşmak isteyen mürit “Rabıta” ritüeli yoluyla Şeyhine meditasyon yapmak zorunda. Rabıta bu sebeple kimin meşru Şeyh/Tasarruf sahibi olduğunun da kriteri.

İşte Cübbeli Ahmet madem ortada resmen meşru ilan edilmiş yeni bir Şeyh yok biz Mahmud Efendi’ye rabıta yapmaya devam ederiz diyerek bağımsızlığını ilan etmişti 2024’te.

Ancak Cübbeli’nin dini otorite söylemi sadece Rabıta ile sınırlı değil. Ustaosmanoğlu’nun aslında ölmediğini, kabrinden tarikatını yönettiğini bizzat kendisini de yönetim konusunda kabirden temsilci seçtiğini iddia ediyor.

“Zuhurat” ve rüya yoluyla “kabirde yaşayan” imamlarıyla görüştüklerini talimatlar aldıklarına inanıyorlar.

İbnü’l-Arabî ekolü ve Vahdet-i Vücud felsefesinde Zuhurat gayb âlemindeki ilahi sırların, manaların ve hakikatlerin açığa çıktığı, belirdiği ve görünür hâle geldiği tecelli mertebesini ifade ediyor. Bu inançta Ansızın meydana gelen olaylar, ilhamlar ve rüyalar ile Allah, Hz. Muhammed ya da ölmüş herhangi biri ile konuşulabiliyor.

CAH’ın iddiaları bunlarla da sınırlı değil. Mahmud efendinin ruhunun cismani olarak bir bedene girdiğini ve bizzat fiziksel olarak kendisiyle görüştüğünü de söylüyor. Ustaosmanoğlu’nun “İnşallah” lafzını kullanmadığında sözlerinin Allah’ın Sözleri olduğunu dolayısıyla bizzat Allah’ın kendisini (Cübbeli’yi) görevlendirdiğini de iddia eden CAH, Şeyhlerin yukarıda belirttiğim 3-7-40’lı konseydeki tasarruf inancına göre bugün de diri olarak dünyada tasarruf ettiğini savunuyor. Tasavvufi jargonda meşhur olan “Şeyh vefat ettiğinde beden zindanından kurtulduğundan ruhu kılıcın kınından çıkmış gibi olur” inancını kendisine dayanak kılıyor.

Bu açıklamalar karşısında karşı cephede yer alan Ebubekir Sifil, İhsan Şenocak, Muhittin Ödemiş, Feyzullah Konyevi gibi hocalar ise Tasavvufi inançlarının yanında Akaid, Tefsir gibi İslami ilimlere vurgu yaparak Cübbeli’nin hurafecilik ve sapkınlık yaptığını iddia ediyorlar.

Oysa Cübbeli Ahmet’in genel İslami İlimler açısından “Gulât/Heretik” kabul edilebilecek bu görüşleri Tasavvufi kozmolojiye uygun inançlara dayanıyor. Bahsi geçen isimler de geçmişte yaşamış bir çok kişi hakkında Cübbeli Ahmet’le benzer inançlara sahipler.

Elbette kimse Mahmud Ustaosmanoğlu’nun kabrinde yaşadığını ve bizzat müritlerini eğitmeye devam ettiğini kanıtlayamaz. Şeyh Mahmud’un Cübbeli Ahmet’le konuştuğunu ona direktifler verdiğini de. Mahmud Efendi’nin inşallah demediği cümlelerin “Allah’ın sözleri” olduğunu da…
İşin sırrı da burada. CAH da işte bu kanıtlamayacak subjektif alacakaranlık alanından yararlanıyor kendisine dini otorite kurmak için.

İslam ilahiyatı açısından hiçbir delil değeri olmayan zann ve hayalden ibaret olan bu inançların milyonlarca insan üzerinde dini otorite sağlamak için yaygınlaştırılması karşısında İlahiyat Fakültelerinin ne gibi akademik bir tavır aldıkları da meçhul.

Türkiye’de cemaatlerin tümü hakkında gizli istihbarat raporları hazırlayan, bazı meâl müelliflerinin dini görüşlerine katılmadığı için mealleri yakma imha etme için Meclis’ten yasa bile çıkarttıran Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ise İslam’ın temel inançları hakkında üretilen spekülasyonlar üzerinden yürütülen bu tartışmaya dair manidar suskunluğu dikkatlerden kaçmıyor.
__________________




İnsanı BEDENEN ameliyat için BAYILTMAK gerekir.

RUHEN ameliyat etmek içinse AYILTMAK...


Alıntı ile Cevapla

Konu Sahibi Hâdimul İslam 'in açmış olduğu son Konular Aşağıda Listelenmiştir
Konu Forum Son Mesaj Yazan Cevaplar Okunma Son Mesaj Tarihi
Kabirden Alınan Talimat ve Mezardan Yönetim Tevhid Ve Şirk Konuları Hâdimul İslam 2 22 08Haziran 2026 23:18
Kur'an'ın Diline ve Dünyasın Yolculuk En Çok Merak Edilen Sorular Hâdimul İslam 0 14 08Haziran 2026 23:09
Reha Muhtar Ölmüş Gündem/ Manşetler Esma_Nur 1 131 03Haziran 2026 16:16
Tebbet Suresi Kavram Haritası Tefsir Çalışmaları Hâdimul İslam 0 151 03Haziran 2026 00:57
“Kılıçdaroğlu ve siyasetin yeni hesapları” Gündem/ Manşetler Hâdimul İslam 0 98 02Haziran 2026 13:43

Alt Dün, 23:22   Mesaj No:2
Medineweb Baş Editörü
Hâdimul İslam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: Hâdimul İslam isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 14593
Üyelik T.: 15 Kasım 2011
Arkadaşları:15
Cinsiyet:
Memleket:MEDİNEWEB
Yaş:46
Mesaj : 13.592
Konular: 1517
Beğenildi:13767
Beğendi:9888
Takdirleri:32749
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart

Ne olmuştu?




Türkiye’nin en etkili tarikatı olan Nakşibendiliğin İstanbul merkezli kollarından İsmailağa/Çarşamba cemaatinde 4 yıl önce Mahmud Ustaosmanoğlu’nun ölümü ile patlak veren bölünme krizi, Ahmet Mahmut Ünlü’nün son açıklamalarıyla yeniden alevlendi.
Ana hatlarıyla krizin kronolojisi şöyle:

Uzun yıllar boyunca yaşlılığa bağlı demans gibi hastalıklarla mücadele eden Ustaosmanoğlu, 23 Haziran 2022’de, 90 yaşında öldü. 24 Haziran’da Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi.

Cenaze namazının sonra oğlu Ahmet Ustaosmanoğlu, babasının cemaatin liderliğini ve şeyhliğini dünürü Hasan Kılıç’a bıraktığını açıkladı. Mart 2024’te ise Cübbeli Ahmet Hoca lakaplı (CAH) Ahmet Mahmut Ünlü, Ustaosmanoğlu’nun Kılıç’ı bir sonraki lider (Emir) olarak belirlediğini kabul etmiş; ancak şeyhliğin kendisine bırakıldığını kabul etmedi.

Hasan Kılıç’ın da 22 Nisan 2024’teki ölümünün ardından, 23 Nisan sabahı CAH ve çevresi İbrahim Uslu’yu lider olarak belirlediklerini açıkladı. Ancak cenaze namazının ardından Hasan Kılıç’ın oğlu Abdullah Kılıç, babasının cemaatin liderliğini eski İsmailağa Camii imamı Ahmet Fikri Doğan’a bıraktığını duyurdu. Bu gelişmelerin ardından, 16 Mayıs 2024’te Ahmet Mahmut Ünlü ve çevresi, “Müceddid Mahmud Efendi Hazretleri Cemaati” adıyla yeni ve ayrı bir cemaat kurduklarını açıklayarak bölündüler.

Nakşibendi usul erkanında bir Şeyh, “halife” adı altında kendi vekillerini hayattayken tayin edebiliyor. Ancak ölmeden önce kendi yerine postnişin yani yeni Şeyh olarak bir ismi ilan etmesi gerekiyor. Şayet böyle bir ilan olmazsa tarikatın o kolunun sonlanması, müritlerin de başka kollarda yaşayan Şeyhlere intisap etmeleri gerekiyor.

Teoride kural böyle olsa da pratik genellikle öyle işlemiyor. Çünkü ortada teorideki gibi “sadece ahlaki arınma eğitimi” veren toplumsal bir ağ yok.

Tarikatların alt kolları da ekonomik yatırımlar yapan, holdingleşmiş büyük bir rant havuzunun olduğu hiyerarşik şirket yapılarına dönüşmüş durumdalar. Dolayısıyla Şeyh ölünce bu devasa ekonomik ve siyasal güç düzenini dağıtmak imkansızlaşıyor.


Başka bir örnek vermek gerekirse Şeyh Abdülbaki Erol’un 2023’te vefatının ardından Nakşibendiliğin Menzil kolunun Şeyhlik makamı, üç oğlu arasında paylaştırılmıştı. Yani her üç kardeş de ayrı ayrı intisap almaya başlamıştı. Ancak orada bile şiddet olaylarına varan bir çatışma yaşandı. Cemaatteki müritlerin yaklaşık %90’ı en büyük kardeş Muhammed Saki Erol’a (Serhendi Grubu) intisap edince tarikatın ekonomik havuzunu üç eşit parçaya bölmek isteyen Muhammed Mübarek Erol (Semerkand Grubu) ve Muhammed Fettah Erol (Buhara Vakfı) cemaatin en büyük işletmelerinin, mal varlıklarının kontrolünü kaybetmemek için agresifleşmişlerdi.


İsmailağa’ya dönersek, cemaat içindeki alt gruplar, Mahmud Ustaosmanoğlu’nun sağlığının uzun süredir bozuk olmasından faydalanarak kendi özerk yapılarını kökleştirdiler. Ustaosmanoğlu’nun açıkça birisini yerine müstakbel postnişin ilan etmemesinden de yararlanan bu gruplar böylece “vaziyeti idare etmekten” memnundular. Hatta ilk parçalanma “Fatih Medreseleri Grubu”nun Şeyh daha hayattayken bağımsızlığını ilan etmesiyle başlamıştı.
Bu açıdan bakıldığında CAH cephesinin gerekçesi haklı gibi duruyor.

CAH, Madem Şeyh Mahmud, yerine halefini tayin etmedi sadece idari olarak yönetici “Emir” olarak Hasan Keskin’i işaret etti o zaman İsmailağa Cemaatinin Keskin’den sonra kendi arasında seçtiği Ahmet Fikri Doğan’ı meşru Şeyh olarak görmüyorum diyor.

Bu noktada daha ilginç bir durum var. İsmailağa Vakfı’nın sitesine girdiğimizde şu ifadelerle karşılaşıyoruz:

“Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin emriyle teşekkül eden İsmailağa Heyeti’nin başkanı olarak ilmî ve hayrî hizmetlere riyâset eden Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz; Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin 2003 yılında bir kısmı hâlen hayatta olan büyük hocalarımızın şahitlik ve imzasıyla kayıt altına alınan vasiyeti lüzumunca, vefatına kadar tarîkat ve irşâd vazifelerini îfâ etti.”

Ancak durum hiç de yukarıdaki paragrafta anlatıldığı gibi değildi. 2003’ten Ustaosmanoğlu’nun vefat ettiği 2022’ye kadar ki süre zarfında Hasan Keskin’in bir sonraki Şeyh olacağını kimse bilmiyordu. Cenazede kriz çıkınca “2003 Vasiyeti” ortaya çıktı.

Velhasılı kelam tarikat erkanı açısından Çarşamba kolunun yaşadığı liderlik krizinin temelinde Mahmud Ustaosmanoğlu’nun sağlığında halefini ilan etmemesi ve bundan da özerk grupçukların yaralanması olduğunu söyleyebiliriz.

Cübbeli Ahmet tabi bu iktidar savaşını Tasavvufî kavramlar üzerinden yürüterek meşruiyet üstünlüğü kurmaya çalışıyor.

Bülent Şahin Erdeğer
__________________




İnsanı BEDENEN ameliyat için BAYILTMAK gerekir.

RUHEN ameliyat etmek içinse AYILTMAK...


Alıntı ile Cevapla
Alt Dün, 23:27   Mesaj No:3
Medineweb Baş Editörü
Hâdimul İslam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: Hâdimul İslam isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 14593
Üyelik T.: 15 Kasım 2011
Arkadaşları:15
Cinsiyet:
Memleket:MEDİNEWEB
Yaş:46
Mesaj : 13.592
Konular: 1517
Beğenildi:13767
Beğendi:9888
Takdirleri:32749
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart

Rabıta Krizi

2016’ya gelindiğinde Mahmud Efendi’ye bakan kızı ve damadı Muhammed Keskin başkanlığındaki Marifet Vakfı tarikatın Çavuşbaşı kanadı olarak öne çıktı. Cübbeli Ahmet o tarihlerde “freni patlamış” dediği Keskin’e ve Marifet Vakfı’na FETÖ’cü suçlamasında bulunmuştu. Cübbeli ayrıca “Keskin ve arkadaşlarını hadislere itikad yolunu bozdukları için onları terk ettim” demişti. 2024’e gelindiğinde ise Cübbeli ve Keskin’in barışıp İsmailağa Vakfı’na karşı ittifak kurduklarını görüyoruz. Cübbeli ve Keskin, yeni kurdukları Müceddid Mahmud Efendi Vakfı ile ortak faaliyetlerde bulunuyorlar.

Ustaosmanoğlu’nun ölümü sonrasında yeni şeyh Hasan Kılıç oldu. Ancak onun da ilerleyen yaşından dolayı tarikat organizasyonlarını fiilen yönetemediği yerine fiilen Mahmud Ustaosmanoğlu’nun damadı Mahmud Eren hocanın grubu yönlendirdiği ifade ediliyor.

Mahmud Efendi’nin ailesinden damadı Mahmud Eren, Eren’in oğulları ve Ustaosmanoğlu’nun diğer torunları bu kanatta yer alıyor.

Cübbeli-Merkez çatışması imzasız bir “şiirle” farklı bir boyut kazandı. Cübbeli kanadının Cübbeli Ahmet’i imâ ettiğini savunduğu şiirde “deve kuşu, “fırıldak”, “şöhrete tapan”, “yalancı”, “fitneci”, “iftiracı” gibi ifadeler yer alıyordu.(Sanma Daim Susariz şiiri)


İki grup arasındaki gerilim sonunda İsmailağa Vakfı’nın Cübbeli’yi tarikattan kovan bir bildiri yayınlanması ile sonuçlandı.

Bildiride Cübbeli’nin tarikattan atılma kararına şu gerekçeler gösterildi:

Şeyhimiz Hasan Efendi Hazretlerimiz Cübbeli Ahmet Hoca’yı Reddetti
Tarîkatımızın Mahremini Ortaya Saçmıştır
Mahmud Efendi’nin Ailesini Hedef Almıştır
Hasan Efendi Hazretlerimize Hürmetsizlik Etmektedir
Cemaati Dağıtmak İçin Çalışmaktadır
Râbıta, Dağıtma Projesinin Bahanesidir
Cemaatimizin Hocalarını Hedef Göstermektedir
Cemaati Dağıtmanın İlk Adımı Olarak Tarîkatı Bölmeye Çalışmaktadır
Cemaatimizin Gözden Düşmesine Sebep Olmaktadır
Kitleleri Korkutarak Hakikati Perdelemektedir.

Cübbeli Ahmet ise bildiriye kendi TV kanalı Lalegül TV’den cevap verdi.

Programda İsmailağa Vakfı’nın Mahmud Efendi’ye ihanet ettiğini, Mahmud Eren’in tarikatı kendi yetiştirdiği isimler üzerinden ele geçirdiğini, İsmailağa İstişare Heyeti’ni FETÖ’nün kontrol ettiğini ileri sürdü. Cübbeli aynı programda yerel seçimlerde Cumhur İttifakı’na oy isterken Yeniden Refah Partisi’ni PKK’ya yardım etmekle suçladı.



İktidar kavgasının odağındaki tartışma: Rabıta kime yapılır?

Cübbeli, Mehdi gelene kadar sadece Mahmud Efendi’ye rabıta yapılması gerektiğini savunuyor. İsmailağa’nın yeni şeyhi Hasan Kılıç ise Mahmud Efendi’ye yapılan rabıtaların artık kendisine yapılması gerektiğini açıkladı.

Tarikatta kime rabıta yapılırsa onun dini otoritesini/mürşidliğini kabul etmek anlamına geldiğinden Cübbeli Ahmet’in görüşleri İsmailağa’nın yeni şeyhine itaatsizlik olarak görülüyor.

Son dönem Halidi Nakşiliğinin kurucusu sayılan Halid-i Bağdadi 1820’lerde tüm Ortadoğu’da ve Anadolu’da temsilcilikler açarak Nakşibendiliğin hakim kolu olmayı başardı. Onun Hindistan’dan getirdiği “râbıta” bugün Türkiye’deki tüm Nakşilerde zorunlu bir uygulama.

Bağdadi’nin sistematize ettiği rabıta teorisine göre Allah kendisinden Hz. Muhammed’i ve onun soyunu taşırmıştır. Sonra da bu ilahi özden tüm kainatı aşama aşama hiyerarşik olarak açığa çıkartmıştır.

Allah’a ulaşabilmemiz için ontolojik olarak Allah’ın bu evrendeki yansımaları/avatarları olan şeyhlerin yüzlerine odaklanmalı böylece şeyhin iki kaşının ortasındaki üçüncü gözünden kendi kalbimize Allah’ın nurunun aktığını hayal etmemiz gerekir. Allah’a ancak böyle bir aracılıkla ulaşılabilir. Bu aracı koyma ritüeline rabıta denir. Nakşi olmayan diğer tarikatlarda rastlanmaz. Birçok İlahiyatçı tarafından İslam’a yabancı bir uygulama olarak görülen Rabıta Halidi Nakşiliğin en belirgin ibadet ritüelidir.


Serbestiyet
__________________




İnsanı BEDENEN ameliyat için BAYILTMAK gerekir.

RUHEN ameliyat etmek içinse AYILTMAK...


Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 10 Kişi okuyor. (1 Üye ve 9 Misafir)
Esma_Nur
Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:

Benzer Konular
Konu Başlıkları Konuyu Başlatan

Medineweb Ana Kategoriler

Cevaplar Son Mesajlar
Yönetim Butonu Nebevi Sevda Duyurular/Öneriler/Şikayetler 14 06 Mayıs 2018 21:51
Yönetim :) VuslatAksa21 Yönetime Sorun 2 27 Mayıs 2016 01:47
MEZARDAN KALKAN ADAM.. Medine-web Kıssalar-Hikayeler-Nasihatler 2 18 Mayıs 2014 19:40
Ali’nin Mısır’a vali olarak atadığı Malik el-Ejder’e yazdığı talimat KuM TaNeSi Ashab-Kiram(r.a) 0 23 Mart 2009 10:22
kabirden anneye mektup... nermin Kıssalar-Hikayeler-Nasihatler 0 08 Kasım 2008 15:39

Yeni Sayfa 1 Bir Ayet Bir Hadis Bir Söz | www.kaabalive.net Bir Ayet Bir Hadis Bir Söz | www.medineweb.net Yeni Sayfa 1
.::.Bir Ayet-Kerime .::. .::.Bir Hadis-i Şerif .::. .::.Bir Vecize .::.
     

 

 Medineweb Sosyal Medya Gruplarımız:  Medineweb  Medineweb  Medineweb  Medineweb Medineweb     

  www.alemdarhost.com sunucularını Kullanıyoruz.