Medineweb Forum/Huzur Adresi
Go Back   Medineweb Forum/Huzur Adresi > ..::.MEDİNEWEB FORUM DİNİ KONULAR.::. > Muhtelif Dini Konular > Risale_i Nur (Said Nursi)

Konu Bilgisi: Konu Sahibi EyMeN&TaLhA,Açılış Tarihi:  07-10-2014 (9:54 AM), Konuya Son Cevap : 07-10-2014 (9:54 AM). Konuya 0 Mesaj yazıldı

User Tag List

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme
Alt 07-10-2014, 9:54 AM   Mesaj No:1
Medineweb Emekdarı
EyMeN&TaLhA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu:EyMeN&TaLhA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Medine No : 21422
Üyelik T.: Nov 2012
Arkadaşları:37
Cinsiyet:
Mesaj: 3.593
Konular: 717
Beğenildi:98
Beğendi:30
Takdirleri:10
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart Bediüzzaman'ın Ramazan hayatından üç tablo

Bediüzzaman'ın Ramazan hayatından üç tablo

Bediüzzaman'ın Ramazan hayatından üç tablo






Bediüzzaman Said Nursî’yi öncelikle eserlerinden okuyarak tanıyanları bekleyen en şaşırtıcı tablo, hiç şüphesiz onun hayatını okudukları zaman gerçekleşiyor.

Özellikle de yabancı akademisyenler ve araştırmacılar için bu şaşkınlık en had seviyelerde gerçekleşiyor.

Neden mi?

Çünkü Risalelerin hemen her satırında sükûnet, selâmet ve dinginlik söz konusu. Her cümlesi, asıl gaye olan iman hakikatlerinin kalplerde yer tutabilmesi gayesine hizmet ediyor.

Risaleleri okuyup da müellifini merak edip araştıran kişi, Bediüzzaman’ın hayatıyla yüz yüze geldiğinde ise, o ana kadar hayallerinde şekillenen portreden tamamen farklı bir şahsiyetle karşılaşıyor. İşte onları okudukça şaşkınlık vadilerinde dolaştıran, sürekli mücadelelerle dolu, savaşların, tehditlerin, baskıların, sürgünlerin ve suikastların ardı ardına sıralandığı bir ömürden bir kaç kesit.

Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında patlak veren 31 Mart Olayında, yatıştırıcı rol oynamasına rağmen Divan-ı Harpte yargılandı. Ama beraat etti.

Birinci Dünya Savaşı esnasında, Kafkas Cephesinde Ruslarla savaştı, esir düştü. 13 Kasım 1918’de İstanbul’un Müttefik Kuvvetler tarafından işgal edilmesinden sonar, halkı uyarmak için “Hutuvat-ı Sitte” adlı eserini yayınladı. Bu hareketi, İngiliz işgal kuvvetleri komutanı General Harrington’ın emriyle ölü veya diri ele geçirilmek üzere aranmasına sebep oldu.

1925 yılında patlak veren Şeyh Said isyanına destek vermemesine ve hatta onu isyandan vazgeçirmeye çalışmasına rağmen hükümet, onu 1925 yılının Mayıs ayı ortalarında Burdur’a sürgüne gönderdi.

Bu sürgünü diğer sürgünler, hapisler, işkenceler, haksız uygulamalar, asılsız iftiralarla dolu uzunca bir dönem başladı.

Öylesine ağır şartlar altında, böylesine menfîlikten, isyandan ve ümitsizlikten uzak; ama öylesine müsbet, kendinden emin ve ümitle dolu bir hayat.

Her an ölümle yüzyüze; ama uzun ve bereketli birhayat.

Hayatına kastedenlerden çok daha uzun, çok daha meyveli, çok daha kalıcı eserlerle dolu bir hayat.

İşte Bediüzzaman böyle bir hayat sürdü.

İşte Bediüzzaman’ın, şimdi dünyanın pek çok yerinde, pek çok dile çevrilmiş Risalelerini okuyan binlerce akademisyeni, üniversite talebesini, araştırmacıyı; hemen her kesimden insanı şaşkına çeviren ibret ve hayret dolu tablolardan üçtanesi.

Bu üç tabloda pek çok ortak nokta var. Bunlardan birisi, her üç tablonun Ramazan ayında yaşanmış olması. Diğer ortak yönleri sizin dikkatinize havale ediyoruz.

BİRİNCİ TABLO

1945 yılı, Ramazan ayı. Gecenin karanlığı henüz koyulaşmamış.
Emirdağ’da, sürekli takip ve gözetim altında tutulan bir ev. Üstad Bediüzzaman, şiddetli acılar içinde kıvranıyor. Bu elim halin sebebi ise, yemeğine gizlice konulan zehir.

Üstad’ın zehirlendiğini haber alan yakın talebeleri, derhal ona koştular. Mustafa Acet, Ceylan Çalışkan, Halil Çalışkan, Hamza Emek ve henüz 12 yaşlarında olan İhsan Çalışkan.

Şiddetli sancılarına rağmen Üstad, talebelerinin yardımıyla abdest aldı ve yatsı namazını ancak oturarak edâ edebildi. Her bir saniyesi asırları andıran gecenin yarısına doğru, Üstad, yanında endişeyle bekleyen talebelerine seslendi:

“Elhamdülillah, çokşükür, bu ıztıraptan kurtuldum. Kardeşlere selâm söyleyin, bana dua etsinler.”

Bu zehirleme vak’ası Üstad Bediüzzaman için ne ilk, ne de son oldu. Bu insanlık dışı uygulama 20’den fazla tekrarlandı. Ancak o, tıpkı yıllar öncesi, Ruslara karşı, 300 civarındaki talebesinin başında sipere dahi girmeden “Bu kâfirlerin güllesi beni öldürmeyecek!” diyerek savaştığı dönemlerdeki gibi, iman ve Kur’an hizmetinden asla geri dönmedi. Tıpkı o savaşta, vücudunun en ölümcül yerlerine üç güllenin isabet ettiği halde hayatta kalması gibi, bütün bu zehirleme hadiselerinden de Allah’ın inayetiyle kurtuldu. Hattâ, bir defasında, kendisini ziyaret eden Muammer Şenel isimli talebesine “Evlât, gel!” diyerek yanına çağırmış, göğsünü açarak bir madalya gibi duran izi, etiyle derisi arasında toplanan zehir tabakasını göstermiş, ardından şöyle demişti:

“Bak, bana tam on dört defa (o sıradaki sayı) zehir verdiler, Hâlık’ın öldürmediğini kimse öldüremez!”

İKİNCİ TABLO

1960 yılı. Yine Ramazan ayı. Bu defa ikamet yeri Isparta. Üstad Bediüzzaman, yakın talebelerinden Zübeyir Gündüzalp, Mustafa Sungur, Hüsnü Bayram ve Bayram Yüksel’le birlikte teravih namazlarını kılıyordu. Yatsı namazının farzını kendisi kıldırıyor, yakın talebelerinden Tahirî Mutlu da teravih namazını kıldırıyordu.Ramazan ayının 15. gecesinde Üstad Bediüzzaman rahatsızlandı. Zübeyir Gündüzalp, namazı kıldıran Tahirî Mutlu’ya “Ağabey, yarıda keselim, sonra tamamlarız” demesi üzerine Üstad, “Yok tamamını kılacağız” cevabın verdi. Ancak Üstad’ın durumu, namazın tamamlanmasına kadar iyice ağırlaşmıştı. Talebeleri onu yatağına götürüp yatırdılar. Bayram Yüksel ve Mustafa Sungur, Cevşen duâsını okumaya başladılar. Bir ara Üstad, bu iki talebesine iyice yaklaşmalarını işaret ettikten sonra, kulaklarına şu sözleri fısıldadı:

“Evlatlarım, evlatlarım, katiyyen müteesir olmayın. Risale-i Nur dinsizlerin, masonların belini kırmıştır. Risale-i Nur daima galiptir. Katiyyen merak etmeyin. Ben kemâl-i ferahla (büyük bir sevinçle) gideceğim.”

ÜÇÜNCÜ TABLO

1960 yılı Ramazan ayının 22. günü. Gece yarısı iki buçuk civarında, ağır hastalığının verdiği elim sıkıntılara rağmen Üstad Bediüzzaman, ısrarla tekrar ediyordu:

“Sabah olsun hemen Urfa’ya gideceğiz.Hazırlanın.”

Canlarından çok sevdikleri Üstad’ın bu sözleri karşısında şaşkına dönen yakın talebeleri, ne yapacaklarını bilemez hale gelmişti. Hüsnü Bayram, Üstad Bediüzzaman’a “Lastikler arızalı” mazeretini dile getirmesi üzerine, çok ısrarcı bir cevap aldı.

Üstad, “Urfa’ya gideceğiz, başka araba da olabilir ve iki yüz elli lira da olsa veririz. Hattâ cübbemi bile satabilirim” diyordu. Üstadın bu ısrarlı tutumu karşısında, yakın talebeleri arabayı hazırlamak için derhal kollarını sıvadılar.

Ve sabah 09:00 civarında, Üstad Bediüzzaman’ı şu geçici dünyadaki son gecesine götüren yolculuk başladı.Ramazan ayının 23. günü, saatler 11:00’ı gösterirken, Üstad Bediüzzaman’ı taşıyan otomobil, peygamberler şehri olan Urfa’ya ulaştı.Yürüyemeyecek kadar ağır hasta olan Üstad Bediüzzaman’ı talebeleri şehrin en iyi oteli olarak bilinen İpek Palas’a yerleştirdiler. O gün ve ertesi gün İpek Palas’ın 27 numaralı odası bir yandan resmî görevlilerin, diğer yandan Üstad Bediüzzaman’ın talebeleri ve sevenleriyle doldu taştı.

Yüzlerce Urfalının ziyarete koşması ve Üstadın hepsiyle ilgilenmesi, yakın talebelerini şaşkına çevirmişti. Çünkü o zamana kadar hiç görmedikleri bir tabloyla karşı karşıyaydılar. Isparta’da olsun, Emirdağ’da olsun, hasta olduğu zaman kimseyi yanına almayan Üstad, burada hiç kimseye itiraz etmemiş, bütün Urfalıları adeta kucaklamıştı.Ramazan ayının 25. gecesi, saat 02:30 civarında, başında nöbet tutan Bayram Yüksel’i sevindiren bir gelişme oldu. Üstad Bediüzzaman rahatlamış ve uykuya dalmıştı. Bunun üzerine sobayı yaktı ve Üstad’ın ayak ucuna geçip uyanmasını bekledi. Ancak bekleme uzamış, sahur vakti de sona ermişti.

Biraz sonra yan odada, azıcık da olsa istirahat edebilen Abdullah Yeğin, Zübeyir Gündüzalp ve Hüsnü Bayram onun yanına geldi. Onlara, “Üstad uyudu, üşütmeyin. Ben sabah namazını kılayım” diyerek yan odaya geçti. Biraz sonra içeriden gelen Abdullah Yeğin ve Hüsnü Bayram, Üstad’dan ses çıkmadığını söylediler. Israrla onun da odaya gelmesini istediler. Hiç birisi vefat olayını aklına getirmek istemiyordu. Üstelik, onları bu yönde iyimserliğe yönelten önemli bir gerekçe vardı. Çünkü Üstad’ın bedeni sımsıcaktı.

Dört Nur talebesinin hemen aklına geliveren ve onları iyimserliğe sevkeden bir olay daha vardı. Bu, 1949 yılında, Afyon hapishanesinde yaşadıkları bir zehirleme vak’asıydı. Bu olayda Üstadın dili kızarmış, uzun süre bütün vücudu dayanılmaz acılarla kıvranmıştı. Bütün Nur talebelerini büyük bir endişe ve korku sarmıştı. Bu yüzden hemen herkes ağlıyordu. Ancak önde gelen Nur talebelerinden Ahmed Feyzi, hemen devreye girmiş, oradaki bütün Nur talebelerinin gönlüne su serpmişti: “Niye ağlıyorsunuz, daha Üstadın ömrü uzun.”

Ancak, hemen hatıra geliveren bu hadisenin aynen tekrarlamayacağını bu dört güzide Nur talebesi çok iyi biliyorlardı. Geçmişte şahid oldukları pek çok zehirleme, işkence ve baskı uygulamalarında bile Üstad Bediüzzaman’ın büyük bir teslimiyet içinde sarfettiği şu sözleri hemen hatırladılar:

“Hâlık’ın öldürmediğini, kimse öldüremez!”


ALINTIDIR

Dr. Veli Sırım

risale haber
__________________

Geminin tek kaptanı vardır, gerisi mürettebat... Kalbinde tek sahibi vardır, gerisi teferruat...
Alıntı ile Cevapla

Konu Sahibi EyMeN&TaLhA 'in açmış olduğu son 5 Konu Aşağıda Listelenmiştir
Konu Forum Son Mesaj Yazan Cevaplar Okunma Son Mesaj Tarihi
ATAUZEM 4.sınıf 2014 bahar dönemi bütünleme... İlitam 4.sınıf Genel Paylaşımlar EyMeN&TaLhA 0 2326 07-14-2015 12:14 PM
ATAUZEM 4.sınıf 2014 bahar dönemi bütünleme... İlitam 4.sınıf Genel Paylaşımlar EyMeN&TaLhA 0 1760 07-14-2015 12:06 PM
ATAUZEM 4.sınıf 2014 bahar dönemi bütünleme DİN... İlitam 4.sınıf Genel Paylaşımlar EyMeN&TaLhA 0 1837 07-14-2015 12:00 PM
Ramazan-oruç ve çocuğa kazandırdıkları Çocuk ve Aile Sağlığı Allahın kulu_ 1 1339 07-14-2015 11:23 AM
çocuk eğitiminde ceza hiç mi olmamalı? Çocuk ve Aile Sağlığı EyMeN&TaLhA 0 1035 07-14-2015 11:03 AM

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:

Benzer Konular
Konu Başlıkları Konuyu Başlatan

Medineweb Forum Ana Kategori Başlıkları

Cevaplar Son Mesajlar
Arapça 4.Ünite–2.Metin: Hz.peygamber’in hayatından Medineweb Arapça I 0 11-02-2013 20:56 PM
Çıkart gitsin hayatından ve hatta hafızandan…/Mustafa Clasun Mustafa CİLASUN Mustafa Cilasun 0 09-19-2013 15:52 PM
Bediüzzaman’ın Ramazan-ı Şerifte bir günü EyMeN&TaLhA Risale_i Nur (Said Nursi) 0 07-17-2013 9:59 AM
Osmanlı kültürel hayatından seçmeler NUR Serbest Kürsü 1 06-14-2009 12:41 PM
Peygamberimizin hayatından eşi mutlu edebilecek öneriler MERVE DEMİR Evlilik-Nikah Konuları 0 04-11-2009 21:28 PM

Yeni Sayfa 1

www.medineweb.net Ana Sayfa

Tefekküre Davet Köşesi

Medineweb Sosyal Medya Guruplarımıza Katılın

facebookacebook   twitter Twitter   InstagramInstagram

Medineweb Alemdarhost sunucularında barındırılmaktadır.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270