|
Konu Kimliği: Konu Sahibi AŞK'ÜL İSLAM,Açılış Tarihi: 16 Ağustos 2007 (13:19), Konuya Son Cevap : 31 Temmuz 2009 (14:01). Konuya 6 Mesaj yazıldı |
| LinkBack | Seçenekler | Değerlendirme |
16 Ağustos 2007, 13:19 | Mesaj No:1 |
Durumu: Medine No : 38 Üyelik T.:
30Haziran 2007 | Rahman Süresinden... Rahman Süresinden... Rahman süresinin en çarpıcı ilk dört ayetini hatırlayalım bir an... 1. er-rahmân 2. 'allemel-qur-ân 3. halaqal-insân 4. 'allemehul-beyân Yaratıcı-kitap-insan-söz sırasına özellikle dikkat edelim. Yani, Kuran insan yaratılmadan önce öğretilmiş!!!... FARK ETTİNİZ Mİ HİÇ?... |
Konu Sahibi AŞK'ÜL İSLAM 'in açmış olduğu son Konular Aşağıda Listelenmiştir | |||||
Konu | Forum | Son Mesaj Yazan | Cevaplar | Okunma | Son Mesaj Tarihi |
İnsana Tapmanın Kuranı Kerimdeki Karşılığı | Kur'ân-ı Kerim Genel | Medineweb | 1 | 2882 | 01 Ocak 2013 16:58 |
Muhammed ve İnançlılar / Röportaj | Anket'ler-Röportaj'lar | EyMeN&TaLhA | 1 | 2759 | 02 Kasım 2010 01:14 |
Ebuzerr / (Ali Şeriati) | Ashab-Kiram(r.a) | Mihrinaz | 5 | 4950 | 16 Temmuz 2010 01:33 |
BAKMAK YETMEZ.... | Kıssalar-Hikayeler-Nasihatler | Mihrinaz | 4 | 2224 | 24 Nisan 2010 15:15 |
İN'SANLARDAN... | Serbest Kürsü | Beytül Ahzan | 3 | 2224 | 02 Mart 2010 22:27 |
16 Ağustos 2007, 16:08 | Mesaj No:2 |
Durumu: Medine No : 38 Üyelik T.:
30Haziran 2007 | RE: RAHMAN SÜRESİNDEN...
Eeee bu kadar ziyaretçinin içinden buradaki farkları fark edenler yokmu ?? İlginç... |
16 Ağustos 2007, 18:52 | Mesaj No:4 |
Durumu: Medine No : 38 Üyelik T.:
30Haziran 2007 | Cvp: RAHMAN SÜRESİNDEN... Zikrullah bakalım hissedebilecekmisin bu satırlarla konunun başında ifadelendirdiğimizİ.. Tabii forum ehli'nin de katılımını bekliyorum TARİFİ SENDE GİZLİDİR VARLIĞIN ARİFİ SEN ÖZÜNDE FİHRİST OLMUŞ BU ALEMİN ŞİFRESİ İKLİMLERE BAKIŞ SENİN GÖZLERİNDEN SUNULUR BİLİRSEN KENDİNİ ANCAK BU HEYECAN DURULUR VARIDATI SIR YANİ |
16 Ağustos 2007, 19:36 | Mesaj No:5 |
Medineweb Site Yöneticisi Durumu: Medine No : 1 Üyelik T.:
14Haziran 2007 | Cvp: RAHMAN SÜRESİNDEN...
RAHMAN SÜRESİNDE**sözü, anlamı, çağrışımı ve müzikal ahengi ile bilerek seçilen bir "giriş" ile karşı karşıyayız. Evet "Rahman' olan Allah". Dalga dalga yayılarak uzak enginlere varan sarsıcı sesi şu evrenin her yanında, şu varlığın bütün birimlerinde yankılanan bir çığlıktır kulaklarımıza gelen. Evet "Rahman' olan Allah". Perde perde yükselerek mesafeleri aşan, varlık aleminin katmanlarını titreştiren, her varlığa hitap eden ahengi ile, her varlığın dikkatini çeken, gökleri ve yeryüzünü dolduran, her kulağa ve her kalbe ulaşan bir çığlık. Evet "Rahman' olan Allah: Arkasından birdenbire gelen bir suskunluk. Ayet bitiyor. Tüm evren de susup kulak kesiliyor. Bu çarpıcı girişi izleyecek olan büyük haberi bekliyor. Derken o beklenen ve bütün varlık aleminin vicdanını iliklerine kadar titreten haber geliyor. İşte surenin "Rahman" olan Allah'ın nimetlerini açıklamayı konu edinen ilk bölümü ve o çarpıcı duyuruyu izleyen haber bu ayetlerden oluşuyor. İnceleyelim: "Kur'an'ı öğretti: Bu, "Rahman" olan Allah'ın insana yönelik merhametinin somut göstergesi olan en büyük nimettir. Kur'an yanı. O, şu evrenin tüm yasalarının özenli ve eksiksiz bir tercüman; göklerin ve yerin sistemidir. İnsanlar bu kitaba sarılınca evrenin yasal sistemi ile bağ kurarlar; inançlarını, düşüncelerini, değer yargılarını, sosyal sistemlerini, davranışlarını varlık aleminin dayanağı olan değişmez temel üzerine oturturlar. Bu durum onlara huzur, güven, evrensel yasalarla aralarında anlayış ortaklığı ve iletişim kurma imkânı sağlar. Kur'an, kendisine sarılanların algı organlarını ve duygularını şu güzel evrene açar. İnsanlar bu evreni ilk kez görmüş gibi olurlar. Kur'an onların kendi varlıklarına ilişkin algılarını tazeleyip güçlendirdiği gibi çevrelerini kuşatan evrene ilişkin algılarını da tazeleyip güçlendirir. Çevrelerindeki her şeye insanlarla iletişim kuran, insanlara sevgi saçan taze bir ruh aşılar. O zaman Kur'an'ın bağlıları, şu gezegen üzerindeki yolculukları boyunca nereye gitseler, nerede dursalar kendilerini dostlar arasında, cana yakın ahbaplar arasında bulurlar. Kur'an, bağlılarının beyinlerine yüce Allah'ın yeryüzündeki halifeleri, onurlu temsilcileri oldukları; gökleri, yeryüzünü ve dağları dehşete düşüren yüce "emanet"in taşıyıcıları oldukları bilincini aşılar. Böylece bu insanlar, insanlıklarını gerçekleştirmekten doğan değerlerinin farkına varırlar. Bu amaca erdiren tek aracın "iman" olduğunu anlarlar. O iman ki, yüce Allah'ın soluğunu ruhlarında tazeler, O'nun insanlara yönelik en büyük nimetine gerçeklik kazandırır. Bundan dolayıdır ki, Kur'an öğretme nimeti, insanı yaratma nimetinden önce anılmıştır. Çünkü bu canlının insan olma anlamı, bu nimet sayesinde gerçekleşebilir. Devam ediyoruz: "İnsanı yarattı. Ona düşüncesini açıklamayı öğretti." Burada şimdilik insanın yaratılışı olayını bir yana bırakalım. Surenin akışı içinde az ilerde bu konunun yeri gelecek. Zaten burada bu nimetin anılmasının amacı, onu izleyen, "düşünceyi açıklama" nimetine sözü getirmektir. Biz insanın konuştuğunu, meramını anlattığını, düşüncesini açıkladığını, diğer insanlarla anlaştığını, onlarla iletişim kurduğunu hep görüyoruz. Bu sürekli gözlem bize bu ilâhi bağışın önemini, bu "harika" olayın müthişliğini unutturuyor. Bu yüzden Kur'an, birçok yerinde bu olaya dikkatlerimizi çekiyor, bizi onun üzerinde düşünmeye özendiriyor. Evet insan nedir? Aslı nedir? Varlığa nasıl başlamıştır? Düşüncesini açıklamayı nasıl öğrenmiştir? İnsan varoluşu, ana rahminde can bulan tek hücre ile başlar. Yalın, küçücük, minicik, basit, ancak mikroskopla görülebilen, belli-belirsiz tek bir hücre ile. Fakat kısa bir süre sonra bu tek cenin'e (embriyo'ya) dönüşüyor. Milyonlarca kemik, kas, sinir, deri ve kıkırdak hücresinde oluşan bir canlı biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Sonra bu hücrelerden çeşitli organlarla bu organların işitme, görme, tadma, koklama ve dokunma gibi fonksiyonları oluşuyor. Sonra da en büyük harikalar ve en çarpıcı sırlar, yani kavrama, konuşma, bilinç ve sezgi yetenekleri ortaya çıkıyor. Bunların hepsi o tek, yalın, küçük, minicik, basit ve belli belirsiz hücreden kaynaklanıyor. Nasıl ve nereden? "Rahman" olan Allah tarafından ve O'nun sanatının eseri olarak. Biz konuşmanın, meram anlatmanın nasıl meydana geldiğini şöyle bir gözden geçirelim. Yüce Allah buyuruyor ki: "Allah sizi hiçbir şey bilmez halde analarınızın karınlarından çıkardı. Size kendisine şükredesiniz diye işitme duyusu, gözler ve kalpler verdi." (Nahl suresi, 78) Konuşma sisteminin yapısı, hiçbir zaman şaşırtıcılık vasfı sona ermeyecek bir harikadır. Dil, dudaklar, damak, dişler, gırtlak, soluk borusu, bronşlar ve akciğerler. Bütün bu organlar işbirliği halinde çalışarak meram anlatma zincirinin bir halkasını oluşturan "seslenme" işlemini meydana getirirler. Bu işlem, bütün önemine rağmen, bu karmaşık surenin mekanik yanını oluşturur. Süreç bunun ötesinde işitme duyusu ile, beyinle, sinirlerle, sonra da akılla ilişkilidir. O akıl ki, onun sadece adını biliyoruz, ne mahiyetinden ve ne de özünden haberimiz var. Hatta nasıl çalıştığı, fonksiyonunu hangi yöntemle gerçekleştirdiği konusunda hemen hemen hiç bir şey bilmiyoruz. Konuşan bir insan herhangi bir sözcüğü nasıl seslendirir? Bu olay, çok aşamalardan geçen, çok adımları olan, çok sayıda organik sistemin işbirliğini gerektiren, bazı aşamaları halâ bilinmeyen, şu ana kadar aydınlığa kavuşturulamamış olan, son derece karmaşık bir işlemdir. Bu işlem, bilinçte o sözcüğü söyleyerek belirli bir meramı gerçekleştirmeye yönelik bir ihtiyacın belirmesi ile başlar. Bu ihtiyaç duygusu sonra idrak alanından, ya da akıldan veya ruhtan somut bir işlem aracı olan beyne gider. Ama bu geçişin nasıl olduğunu bilmiyoruz. Sonra da bilim adamlarının söylediklerine göre beyin, sinirler aracılığı ile bu belirli sözcüğü seslendirmeye ilişkin emir verir. Sözcüğün kendisini ise insana yüce Allah öğretiyor, anlamını o belletiyor. Bu sırada akciğerler depoladıkları havanın bir bölümünü dışarıya basarlar. Bu hava bronşlardan soluk borusuna, oradan gırtlağa geçerek ses tellerini titreştirir. Bu ses telleri insan yapısı hiçbir ses aygıtının, hiçbir müzik enstrümanının tellerine benzetilemeyecek oranda şaşırtıcı bir yapıya sahiptirler. Gırtlağa gelince sese dönüşen bu hava aklın isteğine göre biçim alır. Yani yüksek olur, alçak olur; hızlı olur, yavaş olur; sert olur, yumuşak olur, bas olur, tiz olur, ya da başka bir biçime ve niteliğe bürünür. Gırtlağın yanısıra dil, dudaklar, gırtlak ve dişler de devreye girer. Ses bu organlardan geçerken çeşitli harflerin çıkış yerlerindeki özel vurguların etkisi ile biçimlenir. Özellikle dil üzerinde her harfe özgü ses tonunu sağlayan çeşitli bölgeler vardır. Buralarda belirli vurgu gerçekleşerek belirli titreşimi gerektiren harf seslendirilir. Bütün bu aşamaların sonunda bir tek sözcük seslendirilmiş olur. Bunun arkasından cümleler, konular, düşünceler, geçmişe, şimdiki zamana ve geleceğe ilişkin duygular gelir. Bütün bunlar şaşırtıcı, tuhaf ve ayrı birer alemdirler.` İnsanın şu tuhaf ve şaşırtıcı organizmasında oluşurlar. Onları meydana getiren, Rahman olan Allah'ın sanatı ve lütfudur.(FİZİLALDEN ALINTIDIR) yağmur paylaşımına teşekkür ederim.ama dokunmak istediğin ince noktadan önce meal ve tefsirini öğrenelim Rahmanın..konu olgunlaştıktan sonra o noktaları konuşuruz.aksi halde varidati uçurum yani::110: |
02 Kasım 2008, 12:54 | Mesaj No:6 |
Cvp: Rahman Süresinden...
rahman suresi benimde çok dikkatimi çekmiştir.yağmur kardeşim Allah razı olsun, farklı bir yönden bakmamıızı sağlayacak incelikleri vermişsin mesajında. bende Rahman suresindeki ''beyan'' kavramına değinmek isterim.buradaki beyan, açıklamak ortaya koymaktan ziyade, insanın olayları kavrama yeteneği, tüm derinliği ile gerçekleri idrak edebilmesi ve bilmenin daha üst derecesi olarak düşünülebilir.çünkü bizler eşref-i mahlukuz.bu sebeple rabbimiz bize beyanı öğretti.yeryüzünde insandan başka hiç bir varlığa nasip olamayacak bilgiyi nasib etti. ikinci olarak Rahman suresinin ilk 5 ayetinin zihin açıklığı sağladığını duymuştum.(öğrenci olanlara, hafız talebelerine, sınavları olanlara duyrulur) son olarak ta bu surede toplam 31 kere ''FE Bİ EYYİ ÂLÂ İ RABBİKÜMÂ TÜKEZZİBÂN'' , mealen''O halde Rabbinin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz ?'' ayeti kerimesi oldukça dikkat çekicidir.burada biz insanlara Allahımızdan sürekli bir uyarı, bir dikkat çekme var.geçenlerde bir dergide okumuşum.Kuran ı kerim de namazı kılın , orucu tutu emri 11 defa geçmekte iken , bu ilahi ikaz yalnızca bir surede 31 defa geçiyor.yani, Allah ın yarattıklarından ibret almadığımız sürece, inancımızı kamil seviyeye ulaştıradığımız sürece ibadetlerinde bir fonksiyonu kalmadığını hatırlatıyor..o halde bu ayet bizi tefekküre davet ediyor.surenin geneli de düşünmeye, şükretmeye , neyden meydana geldiğimize, yolumuzun neresi olduğuna bir kez daha dikkat çekerek sona eriyor.
__________________ EN GÜZEL AŞK: ALLAH! | |
31 Temmuz 2009, 14:01 | Mesaj No:7 | |
Durumu: Medine No : 5998 Üyelik T.:
02 Ocak 2009 | RE: Rahman Süresinden... Alıntı:
| |
Konuyu Toplam 1 Kişi okuyor. (0 Üye ve 1 Misafir) | |
Benzer Konular | ||||
Konu Başlıkları | Konuyu Başlatan | Medineweb Ana Kategoriler | Cevaplar | Son Mesajlar |
Yaralandım Ya Rahman | Medineweb | Allah(c.c) | 3 | 18 Ağustos 2014 18:36 |
Rahman Süresi | İslaminesil | Videolar/Slaytlar | 2 | 15Haziran 2014 19:53 |
Er-Rahman (özel anlatım) | YaŞuHa | Sorularla Esmaül Hüsna | 0 | 23Haziran 2011 19:41 |
34. haftanın misafiri;A.Rahman Almaz | KuM TaNeSi | Hafta'nın Misafiri | 10 | 05 Ağustos 2009 12:18 |
Rahman Suresi | Belgin | Hadis-i Şerif | 0 | 05 Aralık 2008 09:46 |
.::.Bir Ayet-Kerime .::. | .::.Bir Hadis-i Şerif .::. | .::.Bir Vecize .::. |
|